İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Neyi bekliyoruz?

Neo4 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
05/2013
Mesajlar:
73
Konular:
60
Teşekkür (Etti):
0
Teşekkür (Aldı):
17
Ticaret:
(0) %
12-06-2013 00:17
#1
Neyi bekliyoruz?
Neyi bekliyoruz?




Çocukken bir an önce büyümek isteriz.
Yetişkinlerin dünyası nedense çok cazip gelir o yaşlarda…
Onlar sanki her konuda özgürdür gibi gelir bize.
Sayılmak, değer verilmek isteriz, sanki o zamanlar bize değer verilmiyormuş gibi zanederiz.
O zamanlar bilseydik büyüklerin dünyasının karmaşıklığını, hatta kirliliğini eminim öyle düşünmez.
Keyfimizce çocuk olmanın sefasını sürerdik.
Zaman su gibi akar ve bir gün yetişkin sınıfına girdikten sonra o sıkıcı okul hayatından, derslerden, ödevlerden kurtuluruz.
Daha doğrusu kurtulduğumuzu sanırız oysa önümüzde öyle yükümlülüklerimiz olur ki, gün gelir eski günlerimizi aramaya başlarız.
Kendimizde yaşadığımız o hızı evlenince çocuklarımızda sürdürmeye devam ederiz.

Çocuk doğunca rahata kavuşacağımızı sanırız.
Çocuk doğar.
Bir yürümeye başlasa deriz. Yürümeye başlar. Aile bir anda feleğini şaşırır. Evde tabak, çanak, biblo kalmaz kırılmadık.
Hep günlerin geçmesini bekleriz. Kendimizi belli zamanlara kilitleyip çocuk okula başlayınca, okulunu bitirince, diplomasını alınca rahata ereceğimizi sanırız.
Bu arada yaşanası güzel anları usulca rafa kaldırırız.
Oysa yaşarken; bir şeylere kendimizi endekslemeden o anlarda tadabileceğimiz güzel ama ufak tefek şeylerle kendimizi mutlu edebiliriz/edebilirdik…
Ne o beklenen diplomalar, ne parmağa takılan yüzükler, ne kazanılan paralar, ne hak (hak edilmeyen) edilen mevkilere sahip olunca her şey yine de güllük-gülistanlık olmayabiliyor.

Çocuk küçükken, daha çok bedenen yoruluyorsunuz. Büyüdükçe bedeni yorgunluk azalıp sizi ruhen yormaya başlıyorlar. Evlendikten sonra da o güzel yavrular için hem bedenen hem de ruhen yorulmaya başlıyorsunuz. İşin garibi karşılıksız sevginiz zamanla yada yapılan hatalarla dahi bitmiyor. Tüketilmiyor içinizdeki coşkun sevgi…
Zaman alıp başını mevsimlerin arasından sinsice geçerken; biri sizi dürtünce tam da o noktada durup düşünüyorsunuz.
Kaç yaşına geldim? Neyin geçmesini bekliyorum? Nerdeyim? Ne yapıyorum.
Belli zamanlara kendimizi kilitlemeyip onlardan alacağımız güzel yanların farkına varıp, her anı doyasıya yaşamamız için bize sunulan bir nimet olarak görmeye başlayınca sanırım hayat daha kolay olacaktır.
Nasılsa bir başlangıç başka bir şeyin bitişi, bir bitiş başka bir şeyin başlangıcı olduğuna göre hayatın da bu bağlamda bir gün biteceğini unutmamak gerekiyor.
Hep bitişleri, başlangıçları beklersek ne zaman yaşayacağız o sandıklara gizlediğimiz güzellikleri…
Hayatın kendisi başlı başına bir mücadele ise, içtiğimiz bir fincan köpüklü kahve, bir dostla dertleşmek, annemizin hatırını sormak, çok sevdiğimiz birine içimize attığımız hislerimizi anlatan bir mektup yazmak, gelen her mevsimde mutlu olabileceğimiz bir taraf bulabilmek, imkanlar dahilinde seyahat edebilmek, denizle, doğayla kucaklaşmak bir uğur böceğinde, uçan bir kelebekte çocukluktan kalma bir şeyler yakalamak…
Bazen hiçbir şey yapmadan birkaç saati, belki bir günü, bir haftayı tembel tembel düşünerek geçirmek…
Bir hanım elinin, akasyanın, lavantanın, yasemin çiçeğinin kokusunu içimize çekerken yüzümüzde beliren o tebessümü hissetmek…
Zaten hayat dediğinde nedir ki?
YeniKullanici01 Teşekkür etti.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı