İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Devletine, Vatanına ve Türkçene Sahip OL

TURKSTFN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2013
Mesajlar:
23.443
Konular:
5532
Teşekkür (Etti):
244
Teşekkür (Aldı):
3137
Ticaret:
(0) %
09-02-2014 12:24
#1
Devletine, Vatanına ve Türkçene Sahip OL
O, sadece İslam'a yeni girmiş olan Türklerin, dini inançlarını, ahlak değerlerini yükseltebilmek için Hikmet (Divan-ı Hikmet) adlı arı-duru Türkçe ile yazılmış dörtlükler bırakmıştı. Bu dörtlükler, Kur'an ve Hadislerin anlam ve ruhuna uygun manzum ve veeize hikmet anlamında Türkçe sözlerdi. Zira İslam safvet ve inancı ile dolu olan ancak çoğu ümmi olan Türk milletine anlayacağı sadelikte Türkçe ile irşadlarını yapmıştı. Yesevi tarikatının dili Türkçe'dir. İlahiler Türkçe söylenir, iletişim Türkçe ile kurulurdu. Kaynak kitapları Türkçe idi. Bu nedenle, Türklerdeki insan sevgisi ve hoşgörü anlayışını çok güzel yansıtan Divan-ı Hikmet, Türk'ün İslam'ı anlama şekli olan tasavvufun yayılmasını sağladı.


Bu manevi irşad sadece dini konulara ait değildi. Türk'ün köklü "devlet düşüncesi" de Ahmet Yesevi ve onun okulunun öğrencileri sayesinde Anadolu'yu yurt tutan Türkmen kitlelerine adeta bir siyasi düstur olarak aşılanıyordu. Bu derin devlet düşüncesinin özünü; Yesevi'den kopup gelen, daha sonra yalnızca Hacı Bektaş Veli'ye nispet edilerek ifade edilen "Eline, beline ve diline sahip ol" düsturunda bulmaktayız. Bu düstur zaman içinde mana bakımından saptırılmış ise de asli manası derin bir devlet düşüncesini yansıtıyordu.


Burada "El" o devir Türkçe'sinde tam olarak "Devlet" karşılığıdır. "Bel" Arapça'dan dilimize giren "Hudut" (Sınır) kelimesinin o devir Türkçe'ndeki karşılığıdır. "Dil" ise "Lisan" yani "Dil" kelimesinin karşılığı olmaktadır.


Bu düsturu bütünüyle açıklamak gerekirse, Devletine, hudutlarına (vatamna) ve diline sahip ol demektir. Bilindiği üzere Türklerde devlet; düzeni, adaleti ve yaşayış da saadeti temsil eder. Devletsizlik ise bunlardan mahrumiyet, hatta esaret demektir. Bel yani hudut ise devlet ve milletin yaşadığı vatanın hudutlarıdır. Türklerde vatan, ailenin namusu olanAna'ya nispetle Ana Vatan olarak düşünülür.


Onun için Ana iffetiyle eş değer de düşünülen vatan ve hudutların muhafazası için düşünmeden ölüme gidilir. Dil ise bilindiği gibi, öğrenmenin ve milli kimliğin temelidir.


Yeni vatanıaşan yerlerde bu bakımdan dilin korunması önemlidir. Zira tarih boyunca fethettiği ülkelerde Türkler dillerini koruyamamanın çok ızdırabını çekmişlerdir. Onun için bu diline sahip olmanın manası açıkça ortaya çıkmaktadır. Sanki yüzyıllar sonrasını gören Hazret-i Pir Ahmet Yesevi inançla dolu olan Türk milletinin çoğunun ümmi olması münasebetiyle milletinin ve kimliğinin yaşamasını böylece temin etmiş oluyordu.


Karamanoğlu Mehmet Bey'in fermanını da; Atatürk'ün dil hassasiyetini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Vatanıaşan coğrafyalardaki gelecekteki Türk'e, yüzyıllar öncesinden yapılan bu ihtarlar bugün için dahi geçerlidir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı