İPUCU

Konsol Oyunları Playstation 1-2 , Xbox ,Xbox360 ile İlgili Paylaşımları takip edebileceğiniz bölümümüz..

Seçenekler

The Last of Us Remastered / İnceleme / Ps4

13-11-2016 01:00
#1
R4V3N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
07/2016
Nereden:
Antalya
Yaş:
21
Mesajlar:
5.809
Teşekkür (Etti):
681
Teşekkür (Aldı):
1997
Konular:
318
Ticaret:
(0) %
Henüz 10 yaşımdayken okuduğum bir kitap vardı. Bir çocuk kitabından beklenmeyecek seviyede bir konuyu işliyordu. Kıyamet, yıkım sonrası dünya ve geriye kalan insanlar. Dünya üzerindeki iki büyük ülke birbirlerini yok etmek için ölümcül bir yağmur yaratıyorlardı. Bu sayede hiçbir kaynağa zarar gelmeyecek ve insanlar basitçe ortadan kalkacaktı. Ne var ki iki tarafta farkında olmadan aynı ölümcül silahı geliştirip birbirlerinin yarım kürelerine saldırıyorlardı.

Birkaç dakika içinde dünya nüfusu ortadan kalkıyordu. Çocuklar dışında. 12 yaş ve altı olan çocuklar bedenlerine yapılan bağışıklık aşısı sayesinde hayatta kalıyorlardı. Yenidünya onlarındı ve tam da kendilerinden beklenen şeyleri yapıyorlardı.



Yaratıcı beyinlerine empoze edilen savaş, düşmanlık, cinayet gibi kavramlar artık olmadığından onlar da kimseye düşmanlık beslemiyorlardı. Sınırlar yok ediliyor ve devletler, ırklar, ülkeler ortadan kalkıyordu. O günün çocukları büyüdüğünde evleniyor ve yeni insan neslinin ilk temelleri atılıyordu. Çocuklarına savaş kelimesi ve diğer bütün acı verici kavramların öğretilmesi yasaktı. Saygı ve kibarlıktı tek geçerli olan.

Gülten Dayıoğlu’nun yazdığı Dünya Çocukların Olsa, bir distopyanın ilk defa ütopyaya dönüşmesini konu alıyordu.

İnsanoğlunun neden böyle olduğu bilmiyorum. Hani bazılarının içindeki öldürme ve sahip olma gibi hisleri hayatım boyunca asla anlamayacağım. Bir felaket olsa, onu yine en berbat hale getirecek tek şeydir bizim ırkımız.

Kendisi dışında hiçbir canlının hakları olduğunu düşünmemesi de bu yüzdendir. Bir ev yapacağı zaman o evin arsasında kendine yuva yapan diğer canlıları umursamaz. Çünkü o bölge onundur, para vermiştir. Doğaya ait olan bir bölgeyi insanoğluna satmak bugüne kadar gördüğüm en acımasız mantığın ürünü olabilir.



Haklara sahip olan tek canlı türü insandır ve diğer canlılar insanların verdiği haklar kadar özgür olabilir. Onların avlanmasına ve üremelerine bile biz karar veririz. Bazı ormanlar koruma altındadır, bazıları kıyıma açıktır.

Her şey insanın olmasını istediği gibidir. Kendi türünü acımasızca katlederken buna mazeret uydurmak yine ona özgüdür. Dünya üzerinde cinayet denilen kavramı gerçekleştiren tek canlı türü bizizdir. Fakat bu kural da yine bizim içindir. Bir ağacın ya da bir köpeğin hayatı asla insan hayatı kadar önemli değildir.

İnsan bulunduğu her durumu fırsata çevirmeye meyillidir. Dünyayı bir hastalık sarıp herkes zombiye, ak gezene, ya da herhangi bir garip yaratığa dönüştüğünde bile bu kural değişmez.

Bize verilen her türlü güzelliği yok etme alışkanlığımızdır yine bizi yok oluşa sürükleyen. İnsan daha fazlasına sahip olmaktan vazgeçtiği gün her şey düzelmeye başlayacaktır. Fakat aranızda buna gerçekten inanabilen var mı?



Last of Us işte tam olarak böyle bir oyun. Herkesin söylediğinden farklı olarak benim söyleyebileceğim şeydir bu. Hiçbir şey değişmez. Paranın yerini sağlık karneleri alır. Yine isyan edenler vardır. Yoksulluğu ve acizliği fırsata çevirmeye çalışanlar dört bir yandan insanlığı kıskaca alır. Olağanüstü hal, birçokları için acı verici olsa da kimi için fırsattan başka bir şey değildir.

Hâkim olma içgüdüsü Dünya üzerinde tek bir toprak parçası kalmayana kadar bitmeyecektir. Last of Us bize yok olmuşluğu anlatmaz, aksine hiçbir şeyin değişmeyeceğinin kanıtıdır. Tek fark sadece daha fazla varoş vardır özgür topraklarda ve daha fazla sefalet.

Hayata tutunmak

Yaşadığımız dramlar bizi ayakta tutar. Suratınıza esaslı bir yumruk yersiniz ve yerden kalmanız çok zorlaşır. Bazen birkaç dakika içinde toparlanıp daha güçlü bir halde geri dönersiniz. Bazen de yerden kalmak çok ama çok zordur. Günler ayları, aylar yılları kovalar, fakat acınız hiçbir zaman dinmez. Yoksunluk hissi bedeninizi, ruhunuzu zapt ederken devam edecek gücü kendinizde bulamazsınız.

Sonra ayağa kalkarsınız ve bu acılarla yaşamayı öğrenirsiniz. Tıpkı Joel gibi. Yaşadığı büyük boşluğu kolundaki kırık saatle doldurmaya çalışan bir adam olursunuz. Anılarınız sizi bir an olsun bile yalnız bırakmaz. Ateşlenen kurşunun sesini her duyduğunuzda aklınıza o an gelir ve daha fazla gömülürsünüz. Kurtaramadığınız hayatın üzerinizde bıraktığı izler yirmi yıl geçse de asla silinmez. O ana geri dönmeyi ve her şeyi düzeltmeyi istersiniz.



Fakat bilirsiniz ki olan olmuştur ve yapacak hiçbir şey yoktur. Devam etmek gerekir.

Last of Us, dünyayı saran bir salgının ardından yaşanan çarpık bir gelecek senaryosunu işliyor. Hastalıklı kişiler, düz mantıkla bilinçten yoksundur ve hareket eden her şeye saldırma eğilimindedir. Spor veya sıvı yoluyla yayılan bu salgın hastalıktan kaçınmaksa çok zordur. Şehirler boşaltılmış ve karantina bölgeleri oluşturmuştur. Sıkıyönetim ve baskıcı rejim etkisini hissettirmektedir. Hastalığı kapmış bilinçsiz insanlar, hayatta kalmaya çalışan halk, güvenlik güçleri, baskıcı rejim, isyancılar ve tek amacı eski dünyadan biraz fazlasını elde etmeye çalışmak olan yağmacılar...

Hikâyemiz bize salgın sonrası hayatta kalmak için kaçakçılık yapan Joel ve salgından sonra dünyaya gelmiş olan Ellie’yi anlatıyor. Joel için basit bir kargo görevi olarak başlayan macera bambaşka boyutlara ulaşıyor. Ellie eşsiz bir özelliğe sahiptir. Bu durum ikiliyi sadece akılsız yaratıklarla değil, daha birçok azılı düşmanla karşı karşıya getirir.

Çıkışının üzerinden uzun bir zaman geçmiş olsa da herhangi bir hikâye detayı verip oyunu PS4’de denemek isteyen arkadaşların keyfine turp sıkmak istemiyorum. Özellikle şunu fark edeceğinizi biliyorum. Last of Us, anlatımıyla oyun dünyasının köşe taşlarından birisi olduğunu her saniyesiyle hissettiriyor. Bu anlatım, benim görüşüme göre yapılmış en organik ve doğal olanı. Naughty Dog özellikle Uncharted döneminde mükemmelleştirdiği bu anlatımı yeni oyunuyla bir üst noktaya taşıyor.



Genel olarak sinematiklerle anlatılan hikâyelerin aksine Last of Us karakterlerin aktifliğini oynanışa yediriyor. Normal ilerleyişimiz sırasında tıpkı bir sinematik sahnede olacağı gibi muhabbete dalıyorlar. Tamam, bu özellik neredeyse her oyunda var ama Naughty Dog daha farklı bir iş başarıyor. Diyalogların tamamen organik ve o duruma özel durmasını sağlayarak oyuncuyu hikâyenin içine çekiyor. Gerek oyun içi gerek render ile yapılmış sahnelerin kalitesi gerçekten dudak uçuklatacak kadar iyi.

Oynanış olarak PS4 bize ek olarak birkaç özellik sunmak dışında orijinal haline hiç dokunmuyor. Dualshock 4’ün Touchpad’i Joel’in envanterine giriş yapmamızı sağlıyor. Can ve ışık barımız değişmiş durumda. Aynı zamanda Dualshock’un hoparlörü sayesinde yakındaki anlık sesleri duyabiliyor, sesli günlükleri dinleyebiliyoruz. Genel olarak oynanış değişiklikleri, faklı bir tat katma amacına hizmet ediyorlar.

Firmanın diğer aksiyon oyunu Uncharted’a alışıksanız sizi yine çizgisel bir oynanış bekliyor olacak. Oynanış, mekân bulmacaları ile detaylanıyor olsa da hiçbir şekilde ilerleyiş rutinini bozamıyorsunuz. Kulağınıza kötü gibi geldiğinin farkındayım ama bu kesinlikle kötü bir özellik değil. Her oyun hikâyesini açık dünya ile anlatmak zorunda değil. Bence asıl önemli olan, çizgisel bir hikâyenin içinde oyuncuyu uzun süre sıkmadan tutabilmektir.

Burada devreye çizgiselliğin kırıldığı yer olan aksiyon sahneleri giriyor. Genel olarak bir mekân içindeki düşmanları ayıklayıp yolumuza devam etmemiz isteniyor. Fakat bölge girişlerinden, düşman konumlarına kadar her şey değişebildiği için her savaş ayrı bir heyecana sahne oluyor. Yaklaşım biçimlerimiz fazla sayıda ama elimizdeki imkânlar kısıtlı olduğu için dikkatli hareket etmemiz gerekiyor. Sadece silaha sarılıp ilerlemek kesinlikle doğu bir çözüm değil çünkü cephanemiz hayli kısıtlı oluyor. Silahımıza sarıldığımız anı çok iyi düşünmek gerekiyor.



Oyunun toplayıcılık kısmı sayesinde hem kendimiz hem de ekipmanlarımız için belli geliştirmeler sağlayabiliyoruz. Özellikle işini gizlilikle halletmeye meraklı oyuncuların geliştirmelere odaklanması büyük önem taşıyor. Joel’in özel yeteneği olan düşmanların sesleri duyup önlem alabilmek gibi yetenekler ileride bize inanılmaz yardımcı oluyor.

Şu ana kadar farkındaysanız genel olarak PS3 versiyonunda da var olan şeylerden bahsettim. Peki, nedir PS4 sürümünü özel kılan?

Öncelikle oyun harika görünüyor. Grafikler PS3 zamanında gayet güzellerdi ve konsolun gücünü son damlasına kadar kullanıyorlardı. Ama yeni nesille Naughty Dog, grafikleri birkaç tık ileriye çekmiş. Işıklandırmadan, kaplamalara kadar ciddi bir ilerleme söz konusu.

Kafanızdaki soru işaretlerini anlayabiliyorum. Genel olarak eski bir oyun yeni konsollara geldiğinde yapılan grafik iyileştirmeleri asla yeterli seviyede olmaz. Last of Us’ı hem PS3, hem PS4 üzerinde bitirmiş birisi olarak gönül rahatlıyla Remastered’ın sizi grafiksel yönden tatmin edeceğini garanti edebilirim.



Ek olarak en çok sorulan sorulardan birisi olan “Kaç FPS ile çalışacak?” iki farklı seçenek ile cevaplanmış oluyor. Oyunu ayarlar menüsünden 30FPS ya da 60FPS ile çalışacak şekilde ayarlayabiliyorsunuz. Elbette 60FPS'de 30FPS’ye göre belli miktarda grafik kaybı yaşıyorsunuz ama inanın buna değer. Oyunu daha önce 30FPS’de bitirmiş birisi olarak, yeni versiyonda gözlerim hız ile bayram etti. Bu arada bir kere daha FPS dersem çıldıracağım.

Playstation 4 sahipleri için oyunun bu yeni sürümü bugüne kadar çıkan tüm içerikleri kapsıyor. Yani aynı zamanda elimizde bir Game of Year Edition var. Left Behind’da dâhil olmak üzere tüm içeriklere Remastered ile ulaşabiliyorsunuz.

Oyunun gördüğüm en büyük eksikliği ise Türkçe dublaj oldu. Playstation’nın özel oyunlarında Türkçe dublaj görmek hep beni mutlu eden bir özellikti. Özellikle Uncharted 3’ün inanılmaz kaliteli dublajından sonra en azından PS4 sürümünde Türkçe desteği bekliyordum. Yine de öyle çok kafanıza takmayın çünkü Türkçe altyazı desteği olduğu yerde duruyor.

Eksiklik, kusur değindiğim nokta işte bu nokta da ortaya çıkıyor. Oyunun alt yazı sisteminde ciddi problemler var ve bu her saniye kendini hissettiriyor. Gelmeyen veya geç gelen altyazılar büyük bir sorun oluşturuyor. Aynı zamanda bazı durumlarda ikiden fazla ses konuşuyor ve ortalık iyice karışıyor. Anonslar, diyaloglar ve çevredeki konuşmalar aynı anda gösterilmeye çalışılınca çorba gibi bir durum orta çıkıyor. Diyaloglar dışında yapılan konuşmaların kesinlikle üst yazı ile belirtilmesi veya hiç eklenmemesi gerekiyordu. Bu haliyle oyunun altyazı sistemi çok başarısız. Bir yerden sonra kapattım ve altyazısız devam etmek zorunda kaldım. En azından bir yama ile bu sorunun üstesinden gelinmesi gerekiyor.



Kusurları olan bir oyun Last of Us. E3’de gösterilen tamamen script dışı düşmanları bu versiyonda da göremiyoruz ama yine de kalitesinden hiçbir şey kaybetmiyor. 1080p çözünürlük, detaylı ve poligonu bol karakter tasarımları, geliştirilmiş kaplamalar, yüksek alan derinliği ve geliştiren ışıklandırma, PS4 sahibi oyuncuları sevindirecek detaylar.


Not: Alıntıdır..


Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı