Descartes'ın görüşleri

hantala

Kıdemli Üye
20 Tem 2007
3,279
33
HER YERDEYİM VALA:D
Descartes'ın görüşleri
Descartes (1596 - 1650)



1596 yılında doğdu. 1604-1612 yılları arasında Cizvit öğrencisi olan Descarter, bu dönemde eski edebiyat ve matematik eğitimi aldı. 1618-1629 yılları arasında seyahat ederek geçiren Rene’nin bu dönemki hayatı aynı zamanda bazı görüşlerinin şekillenmesinde çok önemli pay sahibi oldu. Felsefeye yönelme tarihi de işte bu dönemin başlarına (1619) rastlar. 1629’da Hollanda’ya göç eden filozof, yeni bir felsefe geliştirmek amacındadır. Hollanda’da kaldığı süre içinde Üç defa Fransa’ya -kısa olmak kaydıyla- yolculuk yapar. Bu yolculuklardan birinde Pascal ile tanışır ve ona “boşluk üzerine deney” yapmasını tavsiye eder.


Büyük bir değişimin arefesindeki Avrupa’da hayatını sürdüren Descartes, 1633 yılında Galilei’nin mahkum edilmesi üzerine biraz kenara çekilmek istese de, Aristotales yandaşlarının, Fransız Cizvitlerinin ve Hollanda’daki Protestan yöneticilerin şiddetli saldırılarına maruz kalmaktan kaçamaz. 1642 yılında eserleri üniversitelerde okutulması yasaklanır. Gerekçesi ise, “çünkü, bir kere bu felsefe yenidir ve sonra, gençliği eski ve sağlıklı felsefeden uzaklaştırmaktadır...”


1649 yılında Hollanda’dan ayrılan Descartes, Kraliçe Chiristina’nın daveti üzerine İsveç’e gider. İklimin sertliği sebebiyle hastalanır ve bir ciğer iltihaplanması sonucunda Şubat 1650’de ölür.


Rene Descartes
Descartes, bir Fransız matematikçisi, bilimadamı ve filozofudur. Modern felsefenin babası olarak bilinir. 1596 yılında Fransa'nın Touraine bölgesinin La Haye şehrinde doğmuştur. Poitiers üniversitesinde hukuk öğrenimi görmüştür. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre askeri müesseselerde görev almıştır. Daha sonra bir süre Fransa'nın dışına seyahatlerde bulunmuştur. Ardından 1628 yılında Fransa'ya geri döner. Aynı yıl felsefe ve optik üzerine değişik deneyler yapmıştır. Daha sonra, hayatının büyük bölümünü geçireceği Hollanda'ya gitmiştir.

Descartes ilk çalışmasını, "Denemeler" isimli eseriyle, felsefe üzerine yapmıştir. Bu eser geometri, optik, meteorlar ve metod şeklinde dört bölümden oluşmaktadır. Descartes 1649 yılında kraliçeyi eğitmek üzere İsveç'e davet edilmiştir. Bir sonraki yıl zatürreden ölmüştür.

Descartes bilimin ve özellikle matematiğin tümevarım metodunu felsefeye uygulamaya çalışmıştır. "Cogito, ergo sum", " I think, therefore I am" "düşünüyorum öyleyse varım" sözü Descartes'a aittir. Bu noktadan başlayarak her şeyi sorgulamıştır kendi varlığını, yaratıcının varlığını ve yaratıcıya inanma ihtiyacını ifade etmiştir.

Descartes bilime ve matematiğe önemli katkılarda bulunmuştur. Optikte yansımanın temel kanununu bulmuştur; geliş açısı gidiş açısına eşittir. Matematiğe olan en büyük katkısı ise analitik geometri üzerine olmuştur. Cebirin geometriye uygulanması üzerine çalışmıştır. Kartezyen geometri ifadesini ortaya atmıştır. Eğrileri onları üreten denklemlere göre sınıflandırmıştır. Alfabenin son harflerini bilinmeyen çokluklar için, ilk harflerini de bilinen çokluklar için kullanmıştır.




René Descartes 31 Mart 1596’da Touraine’de Brittany parlementosunun bir üyesinin üçüncü ****** olarak doğdu. 1604’de babası tarafından La Flëche kolejine gönderildi. Henry IV tarafından kurulan Kolej İsa Toplumunun Babaları [Jesuitler] tarafından yönetiliyordu. Descartes 1612’ye dek kolejde kaldı ve eğitiminin son birkaç yılı mantık, felsefe ve matematik çalışmalarına ayrıldı. Bize bilgi kazanmak için aşırı isteğinden söz eder,2 ve açıktır ki çok istekli ve yetenekli bir öğrenciydi. ‘‘Arkadaşım olan öğrencilerden aşağı sayıldığımı duymadım, gerçi aralarında yazgıları ustalarımızın yerini doldurmak olanlar olmuş olsa da.’’3 Descartes’ın geleneksel eğitimine karşı daha sonra oldukça sert bir eleştiri yönelttiğini ve daha bir öğrenciyken ona öğretilmiş olanlardan (matematik dışında) büyük bir hoşnutsuzluk duyduğunu, bu yüzden koleji bıraktıktan sonra bir süre için öğrenme ile ilgisini kestiğini anımsadığımız zaman, hocalarına karşı içerleme ve eğitim dizgeleri için bir küçümseme duymuş olduğu vargısını çıkarmaya yönelebiliriz. Ama durum böyle olmaktan çok uzaktı. La Flëche’in Jesuitlerinden bağlılık ve saygı ile söz etti ve eğitim dizgelerini başka eğitsel kurumların çoğunda sunulan karşısında büyük ölçüde üstün gördü. Yazılarından açıktır ki ona gelenek çerçevesi içersinde elde edilebilecek en iyi eğitim verilmişti. Gene de geriye baktığı zaman geleneksel eğitimin, en azından kimi dallarında, sağlam bir temel üzerine kurulu olmadığı vargısına ulaştı. Böylece alaylı bir dille belirtir ki ‘‘felsefe bize tüm şeyler konusunda bir gerçeklik görünüşü ile konuşmayı öğretir ve daha az eğitimli olanların bize hayranlık duymalarına neden olur,’’ ve gerçi en iyi kafalar tarafından yüzyıllar boyunca geliştirilmiş olsa da ‘‘onda tartışmaya açık olmayan ve sonuçta kuşkulu olmayan tek bir şey bulunamayacaktır.’’4 Matematik aslında pekinliği ve açıklığı ile ona haz veriyordu, ‘‘ama henüz gerçek yararını anlamış değilim.’’5


La Flëche’den ayrıldıktan sonra Descartes kısa bir süre önemsiz şeylerle oyalandı, ama çok geçmeden çalışmaya ve kendi deyişiyle, dünyanın kitabından öğrenmeye karar vererek yaşam için yararlı olacak bir bilgiyi aramaya başladı. Bu nedenle Nassau Prensi Maurice’in ordusuna katıldı. Bu biraz tuhaf bir davranış olarak görünebilir. Ama Descartes bir asker olarak ücret almayı kabul etmedi ve yeni mesleğini matematik çalışmaları ile birlikte yürüttü. Bir dizi deneme ve notlar yazdı, ve bunların arasında müzik üzerine bir inceleme, Compendium musicae de bulunuyordu ki ölümünden sonra yayımlanmıştır.


1619’da Descartes Prens Maurice’in hizmetinden ayrıldı ve Almanya’ya gitti. Orada İmparator Ferdinand’ın Frankfurt’ta taç giyme törenine tanık oldu. Bavyera’da Maximilian’ın ordusuna katıldı ve Tuna üzerinde Neuberg’de görevlendirildi. Orada yalnızlık içinde düşüncelere gömülü geçirdiği günler sırasındadır ki felsefesinin temellerini atmaya başladı. 10 Kasım 1619’da ardarda gördüğü üç düş onu görevinin us yoluyla gerçeği aramak olduğuna inandırdı, ve İtalya’da Loreto’daki Meryem Ana türbesini ziyaret etmeye ant içti. Bohemya ve Macaristan’da süren ordu hizmeti, ve Silezya, Kuzey Almanya ve Hollanda gezileri ve arkasından Rennes’de babasını ziyareti o sıralarda andını yerine getirmesini engelledi. Ama 1923’de İtalya’ya yola çıktı ve Roma’ya geçmeden önce Loreto’yu ziyaret etti.


Descartes birkaç yıl Paris’te kaldı ve orada La Flëche’deki okul arkadaşlarından olan Mersenne gibi insanlarla dostluk etti, Kardinal de Bérulle ile tanıştı ve onun tarafından [gerçeklik arayışı konusunda] yüreklendirildi. Ama Paris’teki yaşamın ilgisini dağıttığını gördü, ve 1628’de Hollanda’ya çekilerek 1644, 1647 ve 1648’de Fransa’ya yaptığı yolculuklar dışında 1649’a dek orada kaldı.



Traité du monde başlıklı çalışmasının yayımlanışı Galileo’nun kınanması nedeniyle askıya alındı, ve 1677’ye dek yayımlanmadı. Ama 1637’de Descartes Usu Doğru Olarak Yönetmenin ve Bilimlerde Gerçekliği Aramanın Yöntemi Üzerine Söylem başlıklı çalışmasını, göktaşları, dioptrik ve geometri üzerine denemeler ile birlikte Fransızca’da yayımladı. Anlığın Yönetimi İçin Kurallar görünürde 1628’de yazılmalarına karşın, ancak ölümünden sonra yayımlandı. 1641’de İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar Latince’de yayımlandı. Buna birçok tanrıbilimci ve felsefeci tarafından sunulan altı küme karşıçıkış ya da eleştiri ve Descartes’ın bunlara yanıtları eşlik ediyordu. İlk küme bir Hollandalı tanrıbilimci olan Caterus’un karşıçıkışlarından, ikincisi bir dizi tanrıbilimci ve felsefecinin eleştirisinden, üçüncü, dördüncü ve beşinciler sırasıyla Hobbes, Arnauld ve Gassendi’nin karşıçıkışlarından, ve altıncısı daha başka tanrıbilimci ve felsefecilerden gelen eleştirilerden oluşur. 1642’de Meditasyonlar’ın ikinci yayımı çıktı. Bunda ek olarak Jesuit Bourdin tarafından getirilen yedinci bir karşıçıkışlar kümesi, Descartes’ın bunlara yanıtları ve ayrıca Baba Dinet’ye mektubu da kapsanıyordu. Dinet de bir Jesuit idi ve Descartes’ın La Flëche’deki öğretmenlerinden biri olarak öğrencisinden sıcak bir saygı görmüştü. Meditasyonlar’ın Fransızca çevirisi 1647’de ve yedi karşıçıkış kümesini de kapsayan bir ikinci Fransızca yayımı 1661’de çıktı. Fransızca çeviri Descartes tarafından değil ama Duc de Luines tarafından yapılmıştı, ama ilk yayım felsefeci tarafından okunmuş ve yer yer düzeltilmişti.


Felsefenin İlkeleri 1644’de Latince’de yayımlandı. Fransızca’ya Abbë Claude Picot tarafından çevrildi, ve metin Descartes’ın okumasından sonra 1647’de yayımlandı ve yazardan çevirmene sunulan ve içinde çalışmasının tasarının açıklandığı bir mektup önsöz olarak kapsanıyordu. Ruhun Tutkuları başlığını taşıyan inceleme (1649) Fransızca’da yazıldı ve görünürde yazarın kendi isteğinden çok dostlarının dileklerine bağlı olarak Descartes’ın ölümünden kısa bir süre önce yayımlandı. Bunlara ek olarak bitmemiş bir diyaloğu, Doğanın Işığı Yoluyla Gerçeklik Arayışı da bulunur ki bunun bir Latince çevirisi 1701’de çıktı. Ve ayrıca Belli Bir izlenceye Karşı Yöneltilmiş Notlar başlığı altında Latince’de yazılan ve Descartes tarafından anlığın doğasına ilişkin bir bildiriye yanıt olarak tasarlanan bir çalışması daha vardır. Söz konusu bildiri felsefecinin ilkin bir dostu ve daha sonra bir karşıtı olan Utrechtli Regius ya da Le Roy tarafından kaleme alınmıştı. Son olarak, Descartes’ın çalışmaları bir mektuplaşmalar kütlesi kapsar ki bunlar düşüncesinin aydınlatılması için oldukça değerlidirler.






İsveç Kraliçesi Kristina ve Descartes
1649 Eylülünde Descartes felsefesi konusunda bilgi edinmek isteyen Kraliçe Kristiana’nın yineleyen çağrıları üzerine İsveç’e gitmek üzere Hollanda’dan ayrıldı. Ama İsveç kışının sertliği kraliçenin düşüncelere dalmış olarak yatakta uzun bir süre yatmaya alışmış Descartes’ın sabah beşte kütüphanesine gelmesini bekleme davranışı ile birleşince, bu zavallı adama çok ağır geldi. Ve Descartes 1650 Ocağının sonunda tutulduğu bir ateşe dayancak denli güçlü değildi. 15 Şubatta öldü.

Descartes ılımlı ve sevecen huylu bir insandı. Örneğin, hizmetçilerine ve ona yardımda bulunanlara karşı eliaçıktı ve iyilikleri için kaygı duyardı. Onlar da kendi paylarına efendilerine büyük bağlılık gösterirlerdi. Mersenne gibi kimi yakın dostları vardı, ama yalnız ve dingin bir yaşamın çalışması için özsel olduğunu görmüştü, ve hiç evlenmedi. Dinsel inançlarına gelince, her zaman bir Katolik olduğunu belirtirdi ve bu inançla dindar bir insan olarak öldü. Katolik inancı kabulünün içtenliği konusunda aslında biraz tartışma olmuştur. Ama benim görüşüme göre içtenliği konusundaki kuşkular ya olayların yetersiz bir değerlendirmesi üzerine dayanırlar—örneğin Traité du monde’un yayımını askıya almada gösterdiği ürkeklik ya da sağgörü gibi—, ya da bilinçli olarak ve bilerek yeni bir felsefi dizge kurmaya girişmiş bir felsefecinin gerçekten Katolik inaklara inanamayacağı biçimindeki a priori sayıltı üzerine dayanırlar. Descartes çoğunlukla yalnızca tanrıbilimsel sorunları ilgilendiren tartışmalardan kaçındı. Bakış açısı göğe giden yolun bilgiliye olduğu gibi bilgisize de açık olduğu ve bildirilmiş gizemlerin insan anlığının kavrayışını aştığı biçimindeydi. Böylece kendini kendi görüşünde yalnızca us tarafından çözülebilecek sorunlara verdi. Bir felsefeci ve bir matematikçi6 idi, bir tanrıbilimci değil; ve buna göre davrandı. Kişisel dinsel inançlarının söylemiş olduğu gibi olmadıkları vargısını çıkarmak doğru olmayacaktır.
 
Üst

Turkhackteam.org internet sitesi 5651 sayılı kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında "Yer Sağlayıcı" konumundadır. İçerikler ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır. Turkhackteam.org; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir. Türkhackteam saldırı timleri Türk sitelerine hiçbir zararlı faaliyette bulunmaz. Türkhackteam üyelerinin yaptığı bireysel hack faaliyetlerinden Türkhackteam sorumlu değildir. Sitelerinize Türkhackteam ismi kullanılarak hack faaliyetinde bulunulursa, site-sunucu erişim loglarından bu faaliyeti gerçekleştiren ip adresini tespit edip diğer kanıtlarla birlikte savcılığa suç duyurusunda bulununuz.