Yahudİ Tarİhİ

hantala

Kıdemli Üye
20 Tem 2007
3,279
33
HER YERDEYİM VALA:D
Yahudİ Tarİhİ
YAHUDİ TARİHİ
Gerçek şu ki Biz Tevrat'ı içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler ve yüksek bilginler de Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın Benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kafir olanlardır. (Maide Suresi, 44)
Yahudiler, ya da kendi deyimleriyle "Yehova'nın oğulları", dünya tarihinin en eski ve kilit topluluklarından biridir. Yahudiler, üç büyük dinin doğuşunun ve gelişiminin merkezinde olmuş, üç kutsal kitabın üzerinde özellikle durduğu ve tarih boyunca dünya üzerinde büyük etkileri bulunan bir millettir.
İlk Yahudİler
40 asırlık geçmişleriyle Yahudiler, dünya tarihindeki en eski milletlerden biri olma özelliğini taşırlar. Ancak bugün dünyanın her yanına dağılmış bulunan Yahudiliğin başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Sami ırkından sayılan Yahudiler, göçebe bir kavim oldukları için tam olarak hangi tarihte ve nerede bulunduklarını saptamak oldukça zordur.
Yahudiler tarih boyunca birçok peygamberin hayatına ve tebliğine şahit olmuşlardır. Dolayısıyla Yahudi tarihinin ilk 2000 senesi, bir anlamda, peygamberler tarihidir. Yahudilerin ilk ataları Nuh Peygambere kadar uzanır. Muharref Tevrat'ın Tekvin bölümünde Hz. Nuh'un oğullarından; Hz. Nuh'un küçük oğlu Ham'ı ve onun soyundan olacakları lanetlemesinden bahsedilir.
Yahudilerin yüzyıllarca sürecek olan üstün ırk kavgasının ve kanlı savaşların çıkış noktası, Tevrat'a sonradan eklenen izahlardır.
Yahudi inancına göre Filistinliler, Hz. Nuh tarafından lanetlenen Ham'ın soyundan gelen Kasluhiler kavmindendir. Bu inanca göre Yahudiler ise, Ham'ın soyunun kendisine "kul köle" olacağı Sam'ın soyundan gelmektedirler. Yahudilere İbrani ismini veren ise, Sam'ın üçüncü oğlu Arfaksad'ın torunu Hibru'dur.
Hz. İbrahim'in hangi tarihlerde yaşadığı kesin olarak bilinmemekle beraber, bu dönem bazılarına göre MÖ 2000 ile 1960 arası, bazılarına göre ise MÖ 1750'lerdir.
MÖ 19. yüzyılda Batı Samilerin geçtikleri ve ulaştıkları yerlere "Verimli Hilal" denir. Verimli Hilal, Basra Körfezi'nin başından itibaren bir kemer çizerek, yukarıda bugün Türkiye sınırları içinde bulunan Fırat vadisine, güneyde Suriye ve Filistin'den geçerek Mısır'a kadar uzanan bir bölgeyi içine alır.
Bazı dejenere Yahudi hahamlar, kibirlerinin bir sonucu olarak Muharref Tevrat'ta bir yandan Allah'ın gücünü, yüceliğini insanlardan gizlemeye çalışırlarken, diğer yandan da kendi ırklarının üstün olduğu iddiasını ön plana çıkarmışlardır. Muharref Tevrat'a eklenmiş olan bu sapkın inanç Yahudi geleneklerine, Hz. Musa'dan çok önce, MÖ 2000'lerde yaşamış olan Mezopotamya'daki atalarından miras kalmıştır.
Yahudi yazar Chaim Potok'un "Wanderings" (Gezginciler) adlı kitabında, Yahudilerin eski tanrılarını insanlaştırmalarından şöyle bahsedilir:
Sümerler hayatlarının değişik bölümlerinin korku ve hayat veren, ve öldürebilen güçlerle dolu olduğunu düşünürlerdi... Nanna, Utu ve İnanna adında üç tanrıları daha vardı ki, Samiler ona İştar derlerdi. Birçok İsrailli ise ona Aştoret ismi altında tapıyordu... Bu tanrılar yürüyerek, gemiyle, at arabalarıyla veya bulutlar üzerinde seyahat ederlerdi. Görünmeyen bu tanrılar, yemek yerler, içerler, sevişirler, kavga ederler, uyurlar, kıskanırlar, kin duyarlar ve öfkelenirlerdi. Yaralanır veya öldürülürlerdi. Ama bir şekilde tekrar dirilirlerdi. Ölecek kadar hastalanırlar sonra yine iyileşirlerdi. (Wanderings, sf. 26-27)
İşte bazı Yahudiler koyu bir bağlılıkla uyguladıkları atalarının bu batıl dini uğruna Tevrat'ı değiştirmişlerdir. Yüzyıllarca önce yaşamış olan atalarının dinine uyarak, onların inanışlarını hiç tereddüt etmeden, Tevrat'a geçirenler için Kuran'da Allah şöyle buyurmaktadır:
Ne zaman onlara: 'Allah'ın indirdiklerine uyun' denilse, onlar: "Hayır, Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) ya atalarının aklı birşeye ermez ve doğru yolu da bulmamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)
Hz. İbrahim ile ilk olarak Filistin'e yerleşen Yahudilerin Mısır'a ilk girişleri ise, Hz. Yakup'un oğlu Hz. Yusuf zamanında oldu. Hz. Yusuf'un önderliğindeki Yahudiler MÖ 1600'lere rastlayan bu dönemde, muharref Tevrat'ta adı "Goshen" olarak geçen, Nil'in Delta bölgesine yerleştiler.
Bu dönemde Mısır'da Hiksoslar hüküm sürüyorlardı. Hiksos, "yabancı toprakların yöneticileri" anlamına gelen bir Mısır terimidir. Hiksosların arasında bazı Batı Sami grupları da vardı. Bu nedenle Mısır'a yerleşen Yahudiler, Hiksosların yönetimi boyunca rahat ettiler ve geniş alanlara yayılarak güç kazandılar.
Hz. Musa ve Yahudiler

picture314.jpg

Firavun, İsrailoğulları'na sürekli zulmediyor ve onları ağır işlerde çalıştırıyordu. İsrailoğulları'nın Mısır'da yaşadıkları zorluğu temsil eden bir resim.​
MÖ 1600'lerde, Yusuf Peygamberin önderliğinde Mısır'a yerleşen Yahudiler, kısa sürede orada çoğalarak, geniş alanlara yayıldılar. MÖ XV. yüzyılın başlarında Yahudilerin sürekli çoğalmalarından ve güç kazanmalarından endişe duymaya başlayan Firavun, bu topluluğu etkisiz hale getirmek için Yahudilere baskı uygulamaya başladı. Böyle bir dönemde Allah, Hz. Musa'yı Yahudileri ıslah etmek ve onları Firavun'un baskısından kurtarmak için peygamberlikle görevlendirdi. İsrailoğulları içinde -her toplumda olduğu gibi- samimiyetle Hz. Musa'ya itaat edip hak dine uyanların yanı sıra, Hz. Musa ile birlikte hareket etmelerine rağmen sık sık isyana sapanlar da vardı. Güzel ahlakları ile diğer insanlara da örnek olan Yahudilerden, Allah Kuran'da şöyle bahsetmektedir: "Musa'nın kavminden hakka ileten ve onunla adalet yapan bir topluluk vardır." (Araf Suresi, 159) Bunun yanı sıra, tavırları ile Hz. Musa'ya çeşitli zorluklar çıkaran kişilerin yaptıklarına da Kuran'da pek çok ayette yer verilmiştir.
Hz. Musa kendisine destek olması için kardeşi Hz. Harun'u da yanına istedi. Ancak Firavun ve önde gelen çevresi Hz. Musa'yı yalanlayarak onu büyücülükle suçladılar. Bu olay Kuran'da şöyle bildirilir:
Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür. "Sizi topraklarınızdan sürüp-çıkarmak istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?" (Araf Suresi, 109-110)
Bunun üzerine Allah, Hz. Musa'ya İsrailoğulları'nı Mısır'dan çıkarmasını vahyetti. Firavun'un zulmünden kurtulmak için yola çıkan Hz. Musa ve kavmini, Firavun ve ordusu takip etti. Deniz kıyısına ulaştıklarında Firavun'un ordusu tarafından sıkıştırılan Yahudilerin bir kısmı, o zamana dek birçok mucize görmüş olmalarına rağmen, tevekkülsüzlük göstermişlerdir:


picture194.jpg

Firavun ve kavmi putperest inançlara sahiptiler.​
Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular. İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler. (Şuara Suresi, 60-61)
Allah'ın mutlaka kendilerine yardımda bulunacağını hatırlatan Hz. Musa, asasını denize doğru uzatmış ve Allah'ın büyük bir mucizesi olarak deniz ikiye yarılıp İsrailoğulları'na geçit vermiştir. Kurtularak karşı tarafa geçen Yahudilerin ardından tekrar kapanan denizin ortasında Firavun ve ordusu boğularak yok olmuştur:
(Musa
smile.gif
"Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir." Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklaştırdık. Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk. Sonra ötekileri suda boğduk. (Şuara Suresi, 62-66)
Bu büyük yardımla Firavun'un ordusundan kurtulmalarına rağmen Yahudilerin bir kısmının isyankar tavrında bir değişiklik olmamıştır. Bu kişiler, denizi geçer geçmez gördükleri bir putperest topluluğa özenerek Hz. Musa'dan kendilerine bir put yapmasını istemişlerdir:
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: 'Ey Musa, onların ilahları gibi sen de bize bir ilah yap.' O: 'Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz.' dedi. (Araf Suresi, 138)
Bunların ardından Yahudiler, çölde çok uzun süre kalarak sürekli yer değiştirdiler. Muharref Tevrat'a ve bazı tarihi kaynaklara göre ilk olarak Elim ile Sina Çölü arasındaki Sin Çölü'ne geldiler. Burada bir süre kaldıktan sonra Refidim'de konakladılar ve son olarak Hz. Musa'nın "On Emir"i aldığı Sina Çölü'ne ulaştılar. Her yerleştikleri yerde karşılaştıkları bazı zor koşullardan yakınan bir kısım Yahudiler, bu durumlarından dolayı Hz. Musa'ya ve Hz. Harun'a karşı isyankar tavırlar gösterdiler. Her zorlukla karşılaştıklarında, Allah'ın desteklediği ve mucizelerle yardım ettiği bu topluluk içinde bazı kimseler, gösterilen mucizelere rağmen isyan ederek, Allah'a baş kaldırdılar. Bu olaylardan muharref Tevrat'ta şöyle bahsedilir:
picture268.jpg
picture269.jpg



picture270.jpg

Bu temsili resimlerde İsrailoğulları'nın Hz. Musa ile birlikte Kızıldeniz'den geçişleri ve Firavun ve ordusunun suda boğuluşu görülmektedir.​
... Ve İsrailoğulları'nın bütün cemaati, çölde Musa'ya karşı ve Harun'a karşı söylendiler; ve İsrailoğulları ona dediler: Keşke Mısır diyarında et kazanları başında oturduğumuz zaman, doyuncaya kadar ekmek yerken Rabbin eli ile ölseydik, çünkü bütün bu cemaati açlıkla öldürmek için bizi bu çöle çıkardınız....Ve Musa dedi: Rab size akşamleyin yemek için et ve sabahleyin doyuncaya kadar ekmek verdiği zaman, bileceksiniz, çünkü Kendisine karşı söylenmelerinizi Rab işitiyor, ve biz neyiz? Söylenmeleriniz bize karşı değil fakat Rabbe karşıdır. (Çıkış Bölümü, 16/1-6)
Kuran'da da, bazı Yahudilerin bu isyankar tavırları şöyle bildirilmektedir:
Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın"... Onların üzerine horluk ve yoksulluk(damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi: (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 61)
Hz. Musa, Tur Dağı'na, Allah'tan vahiy almak için gittiğinde, İsrailoğulları'nın başına kardeşi Hz. Harun'u bıraktı. Hz. Musa'nın yokluğundan istifade eden Samiri adındaki bir ikiyüzlü bozguncu, Yahudilerin bir kısmını kışkırttı ve onlara ilahlarının bir heykelini yapmalarını söyledi. Samiri'ye uyan İsrailoğulları Hz. Harun'u dinlemediler ve bütün altın süs eşyalarını eritip altından bir buzağı heykeli yaparak ona tapmaya başladılar. Hz. Musa henüz topluluğunun başına dönmemişken Allah, ona İsrailoğulları'nın saptığını haber verdi. Kuran'da, Hz. Musa'nın İsrailoğulları'nın başına geri dönmesi şöyle anlatılmaktadır:


picture546.jpg

Bu temsili tabloda, Hz. Musa'nın, kavminin yanından ayrılışının ardından, Yahudilerin bir kısmının Samiri'nin sapkın telkinlerine uyarak altından bir buzağı heykeli yapıp bu heykele tapınmaya başlamaları anlatılmaktadır.​
Musa kavmine oldukça kızgın ve üzgün olarak döndüğünde onlara: 'Beni arkamdan ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?' dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona
smile.gif
'Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğu ile kılma(sayma)' dedi. (Araf Suresi, 150)
Sürekli bozgunculuk çıkartarak, Hz. Musa ve Hz. Harun'a baş kaldıran, hatta hz. Harun'u öldürmeyi planlayan bazı Yahudiler, Hz. Musa'nın Samiri'yi kovması ve buzağı heykelini yakarak yok etmesinden sonra tekrar doğru yola tabi oldular. Ancak yalnızca kısa bir süre için. Allah'ın onlara vadettiği kutsal yere girmek için mücadele etmeleri gerektiğinde de itaat etmeyerek Hz. Musa' yı dinlemediler. Kuran'da Hz. Musa'nın kavmine şöyle seslendiği bildirilir:
Ey kavmim, Allah'ın sizin için yazdığı kutsal yere girin ve gerisin geri arkanızı dönmeyin; yoksa kayba uğrayanlar olarak çevrilirsiniz. (Maide Suresi, 21)
İsrailoğulları'nın ise, Hz. Musa'ya cevabı şöyle olmuştur:
Dediler ki: "Ey Musa, biz orada onlar durduğu sürece hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız."
(Allah) Dedi: "Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde şaşkınca dönüp dolaşıp duracaklar. Sen de o fasıklar topluluğuna karşı üzülme. (Maide Suresi, 24, 26)
Çıkardıkları isyanlara ve baş kaldırmalarına karşılık olarak, Allah, daha önce kendilerine vadettiği Kutsal Toprakları İsrailoğulları'na yasakladı.
 
Üst

Turkhackteam.org internet sitesi 5651 sayılı kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında "Yer Sağlayıcı" konumundadır. İçerikler ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır. Turkhackteam.org; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir. Türkhackteam saldırı timleri Türk sitelerine hiçbir zararlı faaliyette bulunmaz. Türkhackteam üyelerinin yaptığı bireysel hack faaliyetlerinden Türkhackteam sorumlu değildir. Sitelerinize Türkhackteam ismi kullanılarak hack faaliyetinde bulunulursa, site-sunucu erişim loglarından bu faaliyeti gerçekleştiren ip adresini tespit edip diğer kanıtlarla birlikte savcılığa suç duyurusunda bulununuz.