İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

Adı gibi ‘şeker’ olmayan hastalık: Şeker Hastalığı

DoWn LiTe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
04/2007
Nereden:
emekli mod
Mesajlar:
1.627
Konular:
809
Teşekkür (Etti):
1
Teşekkür (Aldı):
66
Ticaret:
(0) %
05-01-2008 10:33
#1
Adı gibi ‘şeker’ olmayan hastalık: Şeker Hastalığı
Tanımı:

Şeker hastalığının tıpta kullanılan adı diabetdir. Bu hastalık insanda insülin üretim ve kullanımında sorun olduğunda ortaya çıkar. Son yıllarda oldukça yaygınlaşmış önemli bir sağlık sorunudur.

Mekanizması:

Yediğimiz besinlerin çoğu, bir şeker formu olan glukoza dönüşür. Biz glukozu, adale ve diğer dokularımız için enerji sağlayan bir enerji kaynağı olarak kullanırız. Glukoz kanımızda dolaşır. Kaslarımız ve diğer dokularımız yağ ve karaciğer glukozunu kandan hücrelerin içine alabilmek için, insülin adı verilmiş bir hormona ihtiyaç duyarlar. Vücudumuzun, yiyeceklerimizden gerekli enerjiyi elde edebilmesi için, mutlaka insüline gerek vardır.

İnsülin, midenin gerisinde, pankreas denilen küçük bir salgı bezi tarafından üretilir. Bu organda bulunan beta hücreleri diye bilinen hücrelerden salgılanır. Bir kişi, diyabeti olduğunda, pankreası ihtiyaç duyduğu insülini üretemiyordur veya vücudu salgılanan kendi insülinini etkin bir şekilde kullanamıyordur.

Sonuç olarak, diyabetli kişiler aldıkları besindeki şekeri (glukozu) yeterince kullanamazlar. Bu da, kanda şeker miktarının artmasına yol açar. Bu yüksek kan şekeri seviyeleri, hiperglisemi olarak adlandırılır. Diyabetin tıbbi komplikasyonlarının sebebi, kandaki yüksek glukoz seviyelerinin devamlı olmasıdır.



Yaygın bir hastalık

Uluslararası Diyabet Federasyonu, tüm dünyada 230 milyondan fazla kişide diyabet olduğunu tespit etmiştir. Bu miktarın 2025’den önce 350 milyona yükseleceği tahmin edilmektedir. Her yıl 7 milyon kişi daha diyabet hastası olmaktadır. Diyabet hastalığının yan etkilerinin maliyeti yüksek, hem de sonuçları üzücüdür.


Diyabet, gelişmiş ülkelerde, erişkin yaş çalışma grubunda kısmi görme kaybı ve körlüğün temel nedenidir. Diyabete bağlı parmak veya bacak amputasyonları (kesilmeleri), kazalarda oluşan amputasyonlara göre daha fazladır. Diyabetli kişiler daha fazla kalp infarktüsü ve felç geçirme riskine sahiptirler. Diyabetli kişiler oldukça yüksek oranda böbrek hastalığına yakalanma riskine sahiptirler. Yüksek kan şekeri seviyeleri bir süre sonra böbreklerin çalışma gücünü iyice zayıflatır ve bu durum diyalizle tedaviye ya da böbrek nakline kadar ilerleyebilir.


Diyabetin iki temel tipi mevcuttur: Tip 1 ve Tip 2 Diyabet

Tip 1 diyabetli kişiler genellikle insülin üretmemektedirler. Dışarıdan insülin kullanmak zorundadırlar. Başka türlü yaşamaları imkansızdır.

Tip 1 diyabet herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir, fakat genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde oluşur. Hasta kişiler, kanlarındaki glukoz seviyesini kontrol etmek için her gün insülin enjeksiyonu yapmak zorundadırlar. Eğer Tip 1 diyabetli kişiler insülin bulamazlarsa diyabet komasına girerler.

Uluslararası Diyabet Federasyonu, dünyada en az 17 milyon kişide Tip 1 diyabet olduğunu tespit etmiştir.

Tip 2 diyabetli kişilerde ise, insülin üretimi azdır veya hastalar onu yeterince kullanamamaktadırlar.

Bunların genellikle insülin enjeksiyonu gereksinimleri yoktur. Yalnızca diyet veya oral tabletler (ağızdan alınan ilaçlar) ile tedavi olabilirler. Genellikle, diyetlerini kontrol ederek, düzenli egzersiz yaparak, ağızdan ilaç ve bazen de insülin alarak kanlarındaki glukozu kontrol edebilirler.

Tip 2 diyabet, 45 yaşından büyük şişman kişilerde yaygındır. Bununla birlikte, artan şişmanlığın bir sonucu olarak, çocuklarda ve genç erişkinlerde yaygın hale gelmeye başlamıştır. Tip 2 diyabet en yaygın diyabet tipidir, tüm diyabetlilerin % 90-95’ini oluşturur.

Eğer tip 2 diyabetli kişilerde tanı erken konmaz ve tedavi edilmez ise, ölüme bile yol açabilen ciddi yan etkiler gelişebilir. Tüm dünyada milyonlarca kişi hastalığını bilmeden veya yeterli tıbbi bakıma ulaşamadan Tip 2 diyabetli olarak yaşamaktadırlar. Bu durum hastalığın ne oranda önemli olduğunun açıkça bir göstergesidir.



Hastalığın Risk Faktörleri:

Otoimmun mekanizmalarda meydana gelmiş bozukluklar, yaşın ilerlemesi, özellikle şişmanlık, aile hikayesi, fiziksel atalet, hamilelik bu hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Fakat asıl faktör genetiktir ve ailesinde aynı hastalığa sahip olanların bu hastalığa yakalanma oranları oldukça yüksektir.


Belirtileri:


Anormal susama ve ağız kuruması, sık idrara çıkma, kol ve bacaklarda yorgunluk/enerji azlığı, sürekli açlık hissi, ani kilo kaybı, yavaş iyileşen yaralar, tekrarlayan infeksiyonlar, bulanık görme.


Neler Yapılmalı?


Günümüzde, diyabet için kesin tedavi maalesef yoktur. Tedavi her ne kadar böyle umutsuz gibi görülse de insanın yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik yapması gereken çok şey vardır. Bitkisel bazı karışımların kullanılması, düzenli yürüyüş ve egzersizlere devam edilmesi, az ve sık yemek yeme alışkanlığı kazanmak, disiplinli bir şekilde ilaç ve eğer gerekirse insülin kullanmaya devam etmek bunlardan bazılarıdır.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı