İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

TurunçgiL HastaLıkLarı

AtASeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
09/2007
Nereden:
N€ MUTLU TÜRK'üm DIY€N€ ( İnadına Türkiye Ne MutLu Türk'üm Diyene)
Mesajlar:
4.559
Konular:
2077
Teşekkür (Etti):
119
Teşekkür (Aldı):
732
Ticaret:
(0) %
20-11-2008 00:47
#1
TurunçgiL HastaLıkLarı
TURUNÇGİL HASTALIKLARI

Turunçgillerde mantarlardan, bakterilerden, virüslerden ve bazı gıda maddesi noksanlıklarından ileri gelen birçok hastalık görülür. Ancak biz bunların en önemli olanlarından söz edeceğiz.

UÇKURUTAN HASTALIĞI
Hemen hemen tüm turunçgil çeşitlerinde görülen ancak özellikle limonlarda büyük zarar yapan bir hastalıktır. Hastalık etmeni kök, gövde, yaprak sapı, meyve sapı ve dalların kabuklarında açılan yaralardan girer. Hastalık ayrıca yapraklardaki gözle görülemeyecek kadar küçük teneffüs deliklerinden de bulaşabilir. Hastalık etmeni mantarlar, kurumuş dallar üzerinde barınır ve buradan da etrafa dağılırlar. Hastalığa yakalanan dallardaki yapraklar solar, küçük dallar kurur. Yapraklar bazen küçük dallara bağlı kalır, bazen de dal kurumadan önce dökülür. Hastalık arttıkça büyük dallar ve ağacın tamamı kuruyabilir. Dallar bıçakla yontulduğunda pembemsi veya kırmızımsı bir renk görülür. Dökülen yaprakların sapları bazen dalda asılı kalır. Hastalıkla, ilaç kullanarak veya kültürel tedbirler alınarak mücadele edilir. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalı, kültürel tedbirler için ise şunlar yapılmalıdır: • Bahçeye dikilecek anaç veya aşılı fidan hastalıksız olmalı ve bunlar hastalıklı bahçeye uzak yerde yetiştirilmelidir. • Hasta olduığu tespit edilen fidanlar derhal imha edilmelidir. • Hastalıklı dallar temiz kısım kalacak şekilde budanmalı, budama işlemleri Temmuz-Ağustos aylarında yapılmalıdır. • Aletler her budamadan sonra yüzde 5’lik sodyum hipoklorit’e yani hipolu çamaşır suyuna batırılmalı, budama mümkünse bir bölgenin bütün bahçelerinde aynı zamanda yapılmalıdır.

GÖVDE ZAMKLANMASI VE KAHVERENGİ ÇÜRÜKLÜK:
Hastalık ağacın toprağa bağlı gövdesinde meydana geldiği zaman gövde zamklanması; meyvelerde meydana geldiği zaman kahverengi çürüklük adını alır. Hastalığı meydana getiren mantar toprakta yaşar. Köklerde, kök boğazında, aşılı ağaçların aşı yerinin üstünde ve ağaç gövdesinde hastalık oluşturur. Başlangıçta hastalığın meydana geleceği yerde bir koyulaşma olur, kabuk çatlar, ilkbanarda ve sonbaharda zamk akıntısı görülür. Hastalık ilerledikçe hastalığın meydana geldiği kabuk kısmı kurur ve çöker. Odun kısmını açıkta bırakacak şekilde dökülür. Bu durum ağaç gövdesinin sadece bir tarafında meydana gelir. Gövdeyi çepeçevre saracak kadar ilerlerse ağaç kurur. Hastalık sonbahar ve kış aylarında, yağışlı günlerde topraktan sıçrayarak alt dallardaki toprağa yakın meyvelere bulaşır. Üzerinde kahverengi lekeler meydana gelen meyvelerin kabuğu derimsi bir görünüş alır. Hasta meyvelerin kendine has kokuları vardır. Depoya konduklarında önce kırmızımsı kahverengi lekeler oluşur, daha sonra üzerlerini beyaz bir küf kaplar. Hastalık depoda sağlam meyvelere de geçer. İlaçlı mücadelenin yanı sıra kültürel olarak şu tedbirler alınabilir; Salma veya çanak usulü sulama yapılmamalı, karık usulü ve damla sulama tercih edilmelidir. Sulama sırasında, suyun kök boğazına teması önlenmeli, taban suyu yüksek olan yerlerde drenaj yapılmalı, derin dikim yapılmamalı, aşı yeri tokraktan yüksekte olmalıdır. Depolama sırasında hasta meyveler ayıklanmalıdır.

SÜRGÜN VE YAPRAK YANIKLIĞI
Hastalık bütün turunçgil ağaçlarında görülür. Hastalığı yapan bir bakteridir. Bitkiye yaprak sapındaki yaralardan girer. Yaprak sapının dalla birleştiği yer kestane rengi, kahverengi veya kırmızımsı kahverengi olur. Kuruyan hastalıklı yaprakların bir kısmı dal üzerinde kalır bir kısmı da sapın ortasından kırılmasıyla dökülür. Hasktalık ilerlediğinde sürgünler kurur. Bulaşma rüzgâr ve yağmurlarla olur. Hastalık daha çok kış ve ilkbahar aylarında görülür. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır. Kültürel tedbir olarak; gübreleme ve sulamanın ayarlanmasıyla sürgünlerin kışa odunlaşmış olarak girmesi sağlanmalı, bahçe rüzgar kıranlarla korunmalı, aşırı hasta dallar kesilip yakılmalıdır.

MAVİ VE YEŞİL KÜF
Turunçgil meyvelerinde görülen yumuşak ve ıslak çürüklük hastalığıdır. Genellikle meyvelerin üzerinde yeşil ve mavi küf birlikte bulunur. Ama önce mavi küf, sonra yeşil küf meydana gelir ve daha hızlı çoğaldığından yeşil küf, mavi küfün üstünü örter. Havada bol miktarda bulunan ve hastalığı yapan mantarlar meyvelere, üzerlerindeki yaralardan girer. Meyveyi, bulunduğu her yerde çürütür. Çürük kısım sulu görünüşlü ve yumuşaktır. Üzeri parmakla basıldığında parmak meyvenin içine girer. Hastalık havadan olduğu gibi birbirine temas eden hastalıklı meyvelerden de bulaşır. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalı, kültürel mücadele için şunlar yapılmalıdır; - Hasattan önce meyvede yara meydana getiren çeşitli hastalık ve zararlılarla iyi mücadele edilmeli, • Hasat sırasında meyvelerin yaralanmamasına dikkat edilmeli ve yere düşen meyveler toplanmamalı, • Depolar temiz tutulmalı ve dezenfekte edilmeli, meyveler ilaçlı kağıtlara sarılmalı, • Meyveler sandıklara çok sıkışık konulmamalıdır.

VİRÜS VE VİRÜS BENZERİ HASTALIKLAR

Turunçgillerde virüslerden ve virüse benzeyen mikroplardan meydana gelen çok sayıda hastalık görülür. Bulaşma ve mücadele yolları birbirine çok benzediğinden bu hastalıkların ortak bir tanımını yapacağız. Ülkemizdeki turunçgil ağaçlarında görülen başlıca virüs hastalıkları; kavlama grubu hastalıkları, göçüren hastalığı, satsuma cücelik hastalığı ve taşlaşma hastalığıdır. Virüs benzeri hastalıklar ise cüceleşme hastalığı, gözenekleşme hastalığı, palamutlaşma hastalığı ve limon kalbur boruları tıkanıklık hastalığıdır. Bu hastalıkların belirtileri, ilkbahar sürgünlerindeki genç yapraklardaki damarlarda ve damar aralarında renk açılmaları, yapraklar üzerinde nokta şeklinde ve daha büyük açık renkli lekeler, meşe yaprağı şeklindeki renk açılmaları, olgun yapraklarda çarpıklık, buruşukluk veya alacalı, genel olarak yapraklarda soluk yeşil renk veya matlaşma, yaprak damar aralarında çinko noksanlığına benzeyen sararmalar, kaşık veya kayık şeklinde yaprak oluşumu, yaprak sapıyla bağlı olduğu sürgünün arasının daralarak yaprakların sürgünü bir kılıf gibi sarması, Yeni sürgünlerde büyümenin durması, dallardaki boğumlardan 4 ila 8, hatta daha fazla sürgünlerin meydana gelmesi, boğum aralarının kısalması, sürgünlerin yukarıya doğru dik büyümesi, ağaçların büyümesinde gerileme, bodurluk, bazen sürgünlerde kuruma, ağaçların tamamının kuruması, zamansız veya her mevsimde çiçek açılması, palamut şeklinde veya çarpık kalın kabuklu veya küçük meyve oluşumu, elle dokunulduğu zaman kabukta sert kısımların, bu kısımlar bir bıçakla kesildiğinde kahverengi zamk kısımların görülüşü, meyvelerin dökülmesi, meyve veriminin azalması, gövde ve dallarda kabuk kavlaması, kavlamanın köklere kadar inebilmesi veya pul pul kavlamanın meydana gelmesi, kavlayan yerlerde kahverengi zamk akıntısı izlerinin bulunması, odun kısmında çukurluk ve şekil bozukluğu meydana gelmesi, gövde ve dallardan zamk akıntısı, dallarda kuruma ve çalılaşma, ağacın başından köke doğru giden ölümü, turunç anacı ile aşının birleştiği yerde şişme, aşı yerinden bir bıçakla kabuk kaldırıldığında turuncu kabuk altındaki çukurluklara karşılık odun kısmında toplu iğne ucu gibi çıkıntıların veya aksine kabuk kısmında çıkıntıların, karşılığında odun kısmında çukurlukların olması ve buralarda kahverengi zamk akıntıları meydana gelmesidir. Sayılan bu işaretlerden biri veya birkaçı görülen ağaçlar virüs ve virüs benzeri hastalıklardan biri veya birkaçıyla bulaşık demektir. Bu hastalıklar hasta ağaçlardan sağlamlarına; aşı gözü, aşı kalemi, aşı bıçağı, budama aletleri yaprak piresi ve afit denen böceklerle geçer. Virüs hastalıklarının ilaçlı mücadelesi yoktur. Bununla birlikte mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır. Ayrıca şu tedbirler alınmalıdır. Hastalıklı bitkilerden aşı gözü veya kalem alınmamalı, aşı bıçağı veya budama aletleri ağaçtan ağaca geçerken %5’lik sodyum hipoklorite yani hipolu çamaşır suyuna batırılmalı, yaprak piresi ve afit gibi böceklerle mücadele edilmeli, tespit edilen hasta bitkiler sökülerek yakılmalıdır.

ÇİNKO NOKSANLIĞI
Yaprakların damar araları sararır. Damarlar yeşil kalır. Başlangıçta damarların etrafında sarı lekeler oluşur. Sonra bunlar birleşerek damarlarla sınırlanan sarı lekeler meydana getirir. Yapraklar normale göre küçük ve şekilleri bozuktur. Noksanlığın çok şiddetli olduğu durumlarda yapraklar çok fazla küçülür, dar ve sivri uçlu olurlar. Ayrıca dallar uçtan itibaren kuruyarak kamçı görüntüsü alırlar. Meyveler gelişemez, küçük kalır, verim ve kalite düşer. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır. Çinko noksanlığında öncelikle kültürel önlemler alınmalıdır. Bunun için toprak ve iklimin uygun olmadığı yerlerde turunçgil tesis edilmemeli, gübreleme analiz sonuçlarının öngördüğü esasa göre yapılmalı, su tutan ağır topraklar sık sık işlenmeli, toprak kireçli ise bol çiftlik gübresi ve yeşil gübre ile ıslah edilmelidir.

DEMİR NOKSANLIĞI KLOROZU
Demir noksanlığı klorozunun tipik belirtisi yapraklarda görülür. Demir, bitki yapısı içinde kolay taşınamadığı için yapraklarda sarıdan sarımsı beyaza kadar değişen bir renk bozulması olur. Başlangıçta damar yeşil kalmasına rağmen hastalık ilerlediğinde yaprağın her tarafı sararır. Daha çok genç yapraklarda kendini gösterir. Çok şiddetli noksanlıklarda meyveler küçükken sararabilir. Ayrıca verim ve kaliteyi de olumsuz etkiler. Çoğunlukla kireçli ve alkali topraklarda kendini gösterir. Asit karakterli topraklarda ise fosfor düzeyi yüksek olduğu zaman ortaya çıkar. İlaçlı mücadelesi için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır. Kültürel önlem olarak; • Uygun olmayan yerlerde turunçgil dikimi yapılmamalı, • Sulama düzenli yapılmalı, • Kireçli, fosfatlı gübreler aşırı dozda kullanılmamalı, organik gübre kullanılmasına önem verilmeli • Toprak sürülerek havalandırılmalıdır.
---------------------
Forumu Bıraktı

Ama
Bırakamıyor


Tenine dokunabilmek mi? Hâşa! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime, tutmayana "AŞK"olsun

Ne MutLu Türk'üm Diyene

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı