İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

Hiv Virüsü Hakkında

AtASeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
09/2007
Nereden:
N€ MUTLU TÜRK'üm DIY€N€ ( İnadına Türkiye Ne MutLu Türk'üm Diyene)
Mesajlar:
4.559
Konular:
2077
Teşekkür (Etti):
119
Teşekkür (Aldı):
732
Ticaret:
(0) %
08-12-2008 21:03
#1
Hiv Virüsü Hakkında
AIDS ve aynı virüs tarafından meydana getirilen diğer hastalıkların belirtileri hemen hemen aynıdır. Aynı soğuk ve gribin birbirleriyle özdeşleştirlmesi gibi.Fakat AIDS'e ya da ilgili hastalıklarından birine yakalanmış bir kişi için bu belirtiler çok ısrarcıdır ve nedeni yok gibi görünür. Kişi hiçbir zaman kendisini neyin hasta ettiğini bulamaz ve hastalığın üstesinden gelemez. Çünkü sadece doktorlar ve konu ile ilgili araştırma yapan bilim adamları bu belirtileri teşhis edebilirler. Bu belirtilerin doktor tarafından açıklanan bir kısmı şöyledir:
  • Fiziksel ve zihinsel aktiviteleri etkileyen, sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluk
  • Zayıflama yada diyet gibi herhangi bir aktivite söz konusu olmadan iki aydan kısa bir sürede 7-10 kilo kaybı
  • Birkaç haftanın sonunda ateşin açıklanamayacak bir şekilde 39 derecenin üstüne çıkması
  • Uyku sırasında kişinin üstünü sırılsıklam edecek derecede terleme
  • Sebebi bilinmeyen bir şekilde vücuttaki salgı bezlerinin kabarması (Özellikle boğazda, boyunda ve koltuk altında bulunan lenf bezlerinin kabarak en geniş halini alması)
  • Dilin üzerinde ve ağız içinde beyaz noktalar yada lekelerin oluşması
  • Israrla devam eden ishal
  • Herhangi bir solunum enfeksiyonuyla meydana gelen ve çok uzun süren kuru öksürük
  • Özellikle öksürükle birlikte oluşan nefes darlığı
  • Deri üstünde ya da altında oluşan kat kat, yada yükselen bir şekilde leke ve şişliklerin meydana gelmesi. Başlangıçta çürükmüş gibi algılanabilir fakat bunlar zamanla kaybolmazlar ve genellikle etraflarındaki derilerden çok daha serttirler


AIDS nedir?


AIDS vücudun bağışıklık sistemini çökerten, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu sistemin çöküşü ile AIDS hastaları öldürücü olabilen bir dizi sağlık sorununa maruz kalır. AIDS oluşumuna neden olan virüse, HIV adı veriliyor. HIV vücuda girdiğinde bu kişiye 'HIV bulaşmış' ya da 'HIV pozitif' deniliyor. Bu kişiler tamamen sağlıklı görünebilirler. Dış görünüşlerinde hiçbir hastalık belirtisi olmamasına rağmen bu kişiler hastalığı başkalarına bulaştırırlar. Bu aşamada hastalık bulaşıp bulaşmadığı sadece kan tahlili ile anlaşılabilir. HIV bulaşan kişiler genellikle 1-2 yıl içinde hastalık belirtisi gösterirler. Bazı kişilerde hastalık belirtisi görülmesi 10 ya da daha uzun yılları da bulabiliyor. Hastalık kendini hızlı zayıflama, zatürre ve kanserin bazı türleri ile gösterebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, hastanın yaşam süresi o kadar uzun olabilir. Bu nedenle hastalık belirtileri göstermese bile 'HIV pozitif' olanların bu konuda uzman doktorların denetimine girmesi yararlı olmaktadır.
AIDS hastalığına yakalanmanın tek yolu HIV olarak adlandırılan virüsün bulaşmasıdır. Bu virüsün bulaşması için de yaygın olan iki yol var;
  • Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle vajinal, anal ya da oral yoldan cinsel ilişkide bulunmak,
  • Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle aynı enjektör iğnesini kullanmak.
Yaygın olan bu yolların dışında virüs taşıyıcısı kadının hamile kalıp doğum sırasında veya emzirme sırasında sütüyle bebeğine bulaştırması, virüs taşıyan kanın sağlam bir kişiye verilmesiyle veya kandan üretilen bazı ürünlerin kullanılmasıyla da bulaşmalar görülmüştür. Kan yoluyla bulaşma, özellikle hastalığın tanınmaya başladığı 1985 yılından önce sık görülmüştür.

Cinsel ilişkiyle nasıl bulaşır
AIDS virüsü HIV, korunmasız cinsel ilişkiyle, kadından erkeğe ya da erkekten kadına bulaşabilir. Erkekler arası eşcinsel ilişkide bulaşma sık, kadınlar arası eşcinsel ilişkide ise daha seyrektir.
HIV, kanda, spermde ya da vajina salgısında bulunur. Vajina, penis ya da ağızdaki gözle görülemeyecek kadar küçük bile olsa, yara ve sıyrıklarda vücuda girebilir.
Cinsel eşte görünür hiçbir hastalık belirtisi olmasa bile HIV taşıyıcısı olması bulaşma için yeterlidir. Bu nedenle ne kadar farklı kişiyle cinsel ilişki kurulursa, hastalık virüsü kapma olasılığı o kadar fazla olur.
Cinsel yolla virüs kapmaktan korunmak için doğru ve sağlam kondom (prezervatif) kullanmak gerekir.
Batı ülkelerindeki en yaygın bulaşma yollarından biri enjektör iğnelerinin birden fazla kişi tarafından kullanılmasıdır. Özellikle uyuşturucu bağımlılarının enjektör iğnesine bulaşan virüs, aynı enjektörün başkası tarafından kullanılmasıyla ona da bulaşır. Döğme yapımında ya da kulak delmede kullanılan iğneler de bulaşma yolu olabilir. Bunun için kullanılan her türlü iğnenin imha edilmesi gerekiyor. Tek kullanımlık iğnelerle risk ortadan kalkmaktadır.
HIV ve bebekler
AIDS virüsü (HIV) taşıyan kadınların hamile kalmaları, ya da hamile kadınlara HIV bulaşması halinde, doğum sırasında ya da daha sonra emzirmeyle bebeğine bulaştırabilir. Gebelik sırasında AZT isimli ilacın kullanılması bebeğe bulaşma ihtimalini azaltır.
Gebe kalmayı düşünen kadınlar, yıllar önce bile olsa HIV kapma açısından en küçük bir şüpheleri varsa, gebe kalmadan önce kan tahlili yaptırmaları uygundur.
Kan nakli ve AIDS
Özellikle hastalığın iyi tanınmadığı 1985 yılından önce yapılan kan nakilleri ya da o tarihten önce üretilen kan ürünleri ile bulaşmalar görülmüştür. Bu dönemden sonra, her kanın HIV açısından tahlili şart koşulmuştur, ancak bazı aksaklıklar nedeniyle bu dönemden sonra da bulaşmalar görülmüştür.
Kan bağışında bulunan kişi için herhangi bir risk söz konusu değildir. Kan alımında kullanılan iğneler sterildir ve sadece bir sefer kullanılıp imha edilmektedir.
AIDS NASIL BULAŞMAZ ?
AIDS ortaya çıktıktan sonra çoğu insanda korkular başladı. Özellikle AIDS virüsü (HIV) taşıyıcılarına karşı tavır alınmaya başlandı. Ancak HIV'in, nezle grip gibi aksırık ya da öksürükle bulaşmayacağını bilmekte yarar var. İş yerinizde, evinizde ya da toplu yerlerde bir arada bulunmakla bulaşmaz. Yıkanmadan bile olsa aynı giysileri giymekle, telefon ahizesiyle, aynı tuvaleti kullanmakla, bardak, çatal, kaşıkla geçmez. Sivrisinek ısırması da risk değildir. AIDS virüsü (HIV), sıtma ya da sarı humma etkenleri gibi, sivrisineğin tükrük bezlerinde yaşamaz. Aynı şekilde bit, pire gibi haşarelerle de bulaşmaz. Sosyal öpüşmeler de tehlike değildir. Şimdiye kadar böyle bir bulaşma tesbit edilmemiş bile olsa şehvetle, sert hareketlerle, dudaktan öpüşmenin risk yaratacağı düşünülmektedir.

Anti-HIV Testi Nedir? Ne Zaman Yapılır? Nerelerde Yaptırılabilir?

HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır.

Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmemiz için Western Blot testi denen doğrulama testininde yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuvarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinde ve özel laboratuvarlarda yaptırılabilir.
---------------------
Forumu Bıraktı

Ama
Bırakamıyor


Tenine dokunabilmek mi? Hâşa! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime, tutmayana "AŞK"olsun

Ne MutLu Türk'üm Diyene

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı