İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

Önleminizi şimdiden alın!!

-att-berkan- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
01/2009
Mesajlar:
144
Konular:
141
Teşekkür (Etti):
14
Teşekkür (Aldı):
1
Ticaret:
(0) %
12-01-2009 18:29
#1
Önleminizi şimdiden alın!!
Alzheimer tüm dünyada 20 milyon kişiyi pençesine alan bir hastalık. Uzmanlara göre, başlıca belirtisi unutkanlık olan bu hastalığa yakalanmamak için beyni aktif tutup zihni çalıştırmak gerekiyor

sağlık / AYŞEGÜL AYDOĞAN

Geçen hafta 93 yaşındayken ölen eski ABD Başkanı Ronald Reagan'la birlikte yeniden gündeme gelen Alzheimer, tüm dünyada 20 milyon kişinin hastalığı. Yaşlılarda en sık karşılaşılan dördüncü hastalık olan Alzheimer'ın Türkiye'de 70 yaş üzerinde görülme sıklığının yüzde 10 civarında olduğu, buna göre 200-250 bin Alzheimer'lı hasta olduğu bildiriliyor.
İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Davranış Nörolojisi ve Hareket Bozuklukları Birimi Başkanı ve Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı...

Alzheimer nasıl bir hastalık?
Halk arasında bunama diye bilinen hastalığın en sık görülen çeşididir. Bunama, zihinsel işlevlerden en az iki tanesinin günlük hayatı etkileyecek kadar bozulmasıdır. Bellek, öğrenme, dikkat, konsantrasyon, görsel işlevler, plan yapabilme gibi zihisel işlevlerin ikisi bozulmaya başladığında ve günlük yaşamı etkilediğinde bunama sendromunun ortaya çıktığını söylüyoruz. Bunamaya yol açabilen 70'e yakın neden var. Ancak tüm bunamaların yüzde 65-70 sorumlusu Alzheimer.

Nedeni bilinmeyen hastalıklardan biri olarak tanımlanıyor...
Genetik bozukluklarına bağlı olanını saymazsak hâlâ çözülemeyen bir hastalık. Alzheimer'da hangi hücrelerin ağırlıklı olarak öldüğünü, beyinde biriken hücre dışı ve hücreler arası maddeleri biliyoruz. Ancak tetiği çekeni bilmiyoruz.

Görülme sıklığı nedir?
65 yaşın üzerindekilerde yüzde 5-10 civarında. Bu sıklık yaş ilerledikçe artıyor.

Hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?
En başta gelen belirtisi unutkanlık. Unutkanlık Alzheimer'da patolojik-anormal dediğimiz türde. Olayların hemen hemen hiç kaydedilmeden silinmesi, birkaç gün önce olan olayın hiç hatırlanmaması, cevap alamıyormuş gibi 5-10 dakika içinde aynı sorunun 4-5 kez sorulması, aynı şeyleri tekrar tekrar anlatma, eşyaları çok sık kaybedip olmadık yerlere koyma, yeri ve zamanı karıştırmaya başlama ortaya çıktığında Alzheimer'dan bahsederiz.

Unutkanlık ile Alzheimer'ı nasıl ayırt edebiliriz?
Unutkanlık Alzheimer'da tipik olarak yavaş başlar. Bir süre sonra artık herkesin gözüne çarpacak kadar yoğun ve sık olur. Çok tipik olarak hasta yeni bilgi öğrenemez, en son öğrendiği şeyi ilk unuturken ilk öğrendiklerini en son kaybeder.

Başka neler olur bu hastalıkta?
Bellek yavaş yavaş yıkılırken diğer taraftan kelime bulma güçlüğü, cümle kurma, söyleneni anlama ve takip edebilme güçlüğü, konsantrasyon ve görsel algılamanın azalmaya başlaması, tüm zihinsel işlevlerin yıllar içinde bozulması görülür. Kişilik değişiklikleri ortaya çıkar. Sakin biriyse çabuk parlayan, kızan biri haline gelir ya da çabuk parlayan sert biri giderek yumuşar. Rahatsız edici hayaller, hezeyanlar olabilir. Örneğin eşyasını saklar ve çalındığını iddia eder. Evdeki yardımcılarını, çocuklarını, torunlarını suçlar. Bazen televizyondakilerin evin içinde olduğunu düşünür. "Bizi seyrediyorlar, bize zarar verecekler", "Burda bir adam oturuyor, görmüyorsunuz", "Bu kadın benim karım değil onun yerine geçmiş bir yabancı", "Burası benim evim değil, evime gitmek istiyorum" diyebilir.

Eğitimli insanlarda risk düşüyor
Risk faktörleri neler?
En büyük risk, yaş. Tüm hastaların yüzde 90'ını oluşturan ailevi olmayan türü, 65 yaş üzerinde ortaya çıkar. Ancak ailevi formlarının 30'lu, 40'lı yaşlarda başladığını görüyoruz. Tüm Alzheimer hastalarının yaklaşık yüzde 5-10'unun ailevi Alzheimer olduğu düşünülüyor. Eğer birinci derece akrabalarında varsa veya geçmişinde ciddi kafa travması geçirmişse Alzheimer'a yakalanma riski iki-üç kat artıyor. Eğitimli insanlarda risk düşüyor. Beyni kullanmanın koruyucu etkisi var.

Ailesinde Alzheimer olanlara genetik inceleme öneriyor musunuz?
Alzheimer'ın şu an durdurucu ya da geri döndürücü bir tedavisi yok. Bu nedenle sağlıklı olan bireye genetik bir inceleme önermiyoruz. Bozuk geni saptasak bile onu düzeltmenin bir yolu yok.

Alzheimer giderek artıyor mu yoksa şu aralar sık sık adını duymamız artık daha çok tanınmasından mı kaynaklanıyor?
Dünya nüfusu giderek yaşlanıyor. Böyle olunca Alzheimer sıklığı göreceli olarak artmış oluyor. Son yıllarda birçok kişinin yaşlılık bunaması denen Alzheimer'dan mustarip olduğu anlaşılınca ve daha iyi tanınınca hastalığın sıklığı artmış gibi oldu.

Alzheimer'a karşı önlem almak mümkün mü?
Eğer kendinizde herhangi bir şey fark ediyorsanız veya 60 yaşına geldiyseniz zihinsel işlevler gözden geçirilmeli. Eğer bir bozukluk varsa yüksek dozda E vitamininin kullanılmasının hastalarda belli ölçüde geciktirici olduğu biliniyor. Ailevi Alzheimer'da yüksek dozda E vitaminine başlanabilir.

Alzheimer öldürücü bir hastalık mı?
Temel olarak değil. Hastalık beynin tüm fonksiyonlarını yavaş yavaş yok ettiğinden hastalar kendilerine bakamaz hale gelir. Sonuçta hastalar başka hastalıklardan, genellikle de akciğer enfeksiyonları, zatürree, idrar enfeksiyonları, fark edilmeyen bir enfeksiyonun kan zehirlenmesi yapması gibi nedenlerden kaybedilir. Bunlar bilinçli yapılan bir bakımla engellenebilir.

Yaşam beklentisi nedir?
Teşhisten sonra ortalama 7-8 yıldır. Ama bunun çok ötesine geçen hastalar da var. 15 yıl ve daha uzun süre yaşayanlar da olabilir.

Tedavide gelinen nokta nedir?
Son 10-15 yıl içinde önemli kazanımlar oldu. Elimizdeki ilaçların bir kısmıyla hastalığın belirtilerini yavaşlatmamız mümkün. Hastalığı durdurup geri döndürmek mümkün olmasa dahi hastalar ve aileler için yapacağımız birçok şey var.

Beyni genç tutmak için neler önerirsiniz?
Bulmaca çözmek, okumak, yazmak, satranç, tavla oynamak... Önemli olan beyni aktif tutmak, zihni çalıştırmak. Bunun yolu yöntemi kişiden kişiye değişebilir. Kalp için iyi olan her şey beyin için de iyi. Tansiyon, kilo, yüksek kolesterol, diyabet, doymuş yağlardan fazla beslenme hastalığın ortaya çıkış sıklığını ve şiddetini artıran faktörler. Bunları kontrol altına almak lazım.

En hayırlı bağış: Kan

Kan bağışının önündeki en büyük engel yanlış bilgilenme ve toplumsal duyarsızlık
14 Haziran, Dünya Gönüllü Kan Bağışçısı Günü olarak kabul ediliyor. Kana ihtiyacı olanların güvenli kan bulabilmesinin ilk şartının gönüllü kan bağışı yapan vatandaşlardan geçtiğini söyleyen uzmanlar, ülkemizde kan bağışının önündeki en büyük iki engelin yanlış bilgilenme ve toplumsal duyarsızlık olduğundan yakınıyor. "Kan verirsem karımla kardeş olurum", "hastalık geçer", "şişmanlarım", "güçsüz kalırım" gibi toplumda var olan birçok yanlış inanışa dikkati çeken Kan Merkezleri ve Transfüzyon Derneği 2. Başkanı Dr. Ramazan Uluhan, "Nasıl olsa biri kan verir" tarzındaki toplumsal duyarsızlığın kan bağışının önündeki önemli engellerden olduğunu söyledi ve sorularımızı yanıtladı...

Her yıl kaç kişi kan bağışlıyor? Bağışlayanların oranıyla ülke genelinde kana ihtiyacı olanları karşılaştırabilir misiniz?
Ülkemizde yılda yaklaşık 1 milyon 800 bin ünite kan bağışı yapıldığı kabul edilmektedir. Ülke nüfusumuza oranlarsak bu rakam yüzde 2,6'yı gösterir. Günümüzdeki kan açığı, klinikte kan kullanımının gerektiğinden fazla yapılması, kanın farklı merkezlerde dağınık olarak bulunması, bir merkezde kan miadını doldurup imhaya giderken diğer merkezde bu kana ihtiyacın olması gibi nedenlerden kaynaklanıyor.

Kan bağışının sağlığa zararlı değil, yararlı olduğu belirtiliyor. Yararları nedir?
Finlandiya'da yapılan bir çalışmada düzenli kan verenlerde kalp krizi geçirme riski daha düşük bulundu. Bu kişiler sıklıkla belli enfeksiyon hastalıklarına karşı taramalarını da yaptırmış oluyor. Ayrıca gönüllü kan bağışı yaparak bir belki de birkaç insan yaşamı kurtarmanın ruhsal huzurunu yaşamak insan sağlığı için göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir katkıdır.

Kimler kan verebilir?
18 yaşını doldurmuş, 65 yaşından küçük sağlıklı herkes. Ancak bağışçıların sağlık sorgulamasından ve temel bir muayeneden geçirilmesinin ardından kimlerin kan verebileceği tespit edilir. 18 yaşından küçük, yakın zamanda sarılık hastalığı geçirmiş, önemli ve sürekli bir hastalığı olanlar başta olmak üzere incelemeler sonucunda kan vermesi uygun görülmeyenlerden kan alınamaz.

Güvenli bir kan bağışı için neler yapılmalı? Ülkemizde zaman zaman sorun olan, kan yoluyla geçen bulaşıcı hastalıkların önüne nasıl geçilebilir?
Güvenli kanın tek kaynağı güvenli donördür. Kanlar gelişmiş testlerden geçirilse de "pencere" diye tanımlanan bir dönemde kan ile geçen enfeksiyonların varlığı tespit edilemiyor. Bu nedenle güvenli bir yaşamı olan, belirli aralıklarla kan veren gönüllü bağışçılar, kanla geçen enfeksiyonların önüne geçilebilmesinde en önemli etkeni oluşturur. Sürekli, güvenli ve ucuz kan temini için kan temin sisteminin değişmesi gerekli. Bunun tek çözümü yıllardır savunduğumuz Bölgesel Kan Merkezi sistemine geçilmesidir.
--------------------- BERKAN



diz üstü yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim!!!!

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı