İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

Solunum Yollarındaki Koruma Sistemleri

The Cry - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
10/2007
Nereden:
"-Her Yerden-"
Yaş:
27
Mesajlar:
3.144
Konular:
1762
Teşekkür (Etti):
75
Teşekkür (Aldı):
454
Ticaret:
(0) %
20-06-2009 10:39
#1
Solunum Yollarındaki Koruma Sistemleri
Solunum Yollarındaki Koruma Sistemleri
Prof.Dr. Ömer ARİFAĞAOĞLU


* Her nefes alış-verişimizde ne kadar hassas bir şekilde korunduğumuzun farkında mıyız?
* Öksürük, bizler için nasıl korunma vesilesidir?
* Solunum yollarımızda biz farkında olmadan sürekli çalıştırılan harika koruma sistemleri...



Burnumuzdan giren hava, yutak (farinks) ve gırtlaktan (larinks) sonra ‘trakea’ denen nefes borusuna ulaşır. Trakeadan, bronşlara geçen hava, ince bronşlar (bronşioller) ve en son da ‘alveol’ adı verilen keseciklere ulaşır.

Sadece yutma esnasında açık olan yemek borusu (özefagus), diğer zamanlarda başlangıcına konulmuş büzücü bir kas (sphincter) ile otomatik olarak kapatılır. Bu mekanizmayla, nefes alırken mideye hava dolması engellenir. Nefes borusunun başlangıcına konulmuş küçük bir kapak ise, lokma yutarken akciğerimize yabancı bir maddenin girmesini engellemekle vazifelidir. Bu engelleme, beyinden yemek borusu ve solunum yollarına aynı anda gelen sinyaller vasıtasıyla sağlanır. Beyinde bulunan yutma merkezinden yutma ile ilgili organlara ‘yutma emirleri’ gönderilirken, aynı anda beyinde bulunan solunum merkezine de engelleyici sinyaller gönderilir ve nefes almamız kısa süreliğine durdurulur. Solunum yolları, yapısına konulmuş bazı özellikler dolayısıyla yutma dışında sürekli açıktır. Soluk borusu sürekli açık kalması için, arası bağ dokusu ile örülmüş at nalı şeklindeki kıkırdak halkalarla desteklenmiştir. Bu kıkırdak halkaların tam daire değil de, at nalı şeklinde olmasının bir hikmeti, bağ dokusu ile kapatılan kısımdan geçen yemek borusunun soluk borusuna komşu olması ve yutkunma esnasında esneme imkânı bulabilmesidir.

Trakea iç duvarını astarlayan dokuya ‘trakea epitelyum’ dokusu adı verilir. Epitelyumdan, nefes borusu boşluğuna sürekli koyu yapışkan bir sıvı (mukus) salgılanır. Bu sıvının fonksiyonu, kirli havadaki çeşitli hastalıklara yol açan toz parçacıklarını birbirine yapıştırarak onların hava keseciklerine girmesini engellemektir.

Trakea epitelyumunda bulunan hücreler, havanın geçtiği boşluğa doğru çıkıntılara sahiptir. Bu çıkıntılara ‘silya’ (tüycük) adı verilir. Bir tek hücreden 200 silya boşluğa uzanır. Hücrenin büyüklüğü dikkate alındığında 200 rakamının ne ifade ettiği daha iyi anlaşılır. Bu silyalar trakeanın içini sürekli süpürmekle vazifelidir. Silyaların hareketi aşağıdan yukarıya doğru dalgalanma şeklindedir. Her silya, üzerindeki tozu bir öndekine iter. Silyaların yüzeyi mukus sıvısı ile kaplanmıştır. Bu sıvı, trakeadan geçen havanın içindeki toz parçacıklarını birbirine yapıştırmakla görevlidir. Silyaların sürekli hareketi neticesinde mikroplar dâhil, her türlü zararlı tozu içinde bulunduran mukus sıvısı, yutağa doğru hareket eder. Bu hareketin, yerçekimi ve hava hareketine zıt olduğu dikkatlerden kaçmamalıdır. Bu sıvının hızı dakikada bir santimetredir. Havayla alınan zararlı toz parçacıklarının sürekli olarak yutak bölgesine taşınması sistemine ‘silyar asansör’ denmektedir. Silyar asansör, Rabb’imizin bize hediye ettiği çok önemli bir koruyucu mekanizmadır.

Elektron mikroskopta 11 küçük tüpçükten çok hassas şekilde örülmüş bir gökdelen gibi görülen silyaları, Kudreti Sonsuz’un akciğerlerimizi korumak için hizmetimize sunduğu çok açıktır. Silyalar bağlı oldukları zar bölgesinden kıvrılarak, saniyede 10-20 kez ileri doğru hızlı ve anî bir kamçı hareketi yapar. İleriye hızlı hareket esnasında hücrenin çevresindeki sıvı, silyanın hareketi yönünde sürekli itilir. Geriye yavaş hareket ise, sıvıyı hareket ettirmez. Bütün silyalar aynı yönde hareket ettiğinden, sıvının ileri hareketine vesile olurlar.

Şu an silyaların nasıl hareket ettiklerini tam olarak bilmemekle beraber, bu hususta bazı faraziyelere sahibiz. Silyaların hareketi için enerji kaynağı olarak ATP ile uygun yoğunluklarda kalsiyum ve magnezyum gereklidir. Dynein adı verilen ve ATP’yi parçalayıp enerji açığa çıkarmakla görevli bir protein molekülü vasıtasıyla açığa çıkartılan enerji, silyanın kulaç atmasına vesile olur. Protein moleküllerinin dizilimi ve tam olarak anlayamadığımız hiç durmayan mükemmel hareketi, bize bunların tesadüfen ve kendi kendine olamayacağını çok açık ifade etmektedir.

Yutağa gelen sıvı, kirli ve çok değilse, farkına varmadığımız bir yutma refleksiyle sürekli yutulur. Ancak yutağa gelen sıvı, kirli ve çok olduğunda veya çok kirli bir ortamda bulunduğumuzda ağız yoluyla dışarı atılır.

Öksürük refleksi: Solunum yollarında bulunan önemli bir koruyucu mekanizma da öksürük refleksidir. Solunum yollarına bilhassa nefes borusuna yabancı bir cisim kaçarsa, öksürük kaçınılmazdır. Meselâ su içerken soluk borusuna kaçan küçük bir su damlası, alveollere ulaşmadan öksürükle dışarı atılır. Hava yoluyla veya gıdalarla solunum yollarına kaçan her türlü cisim öksürük refleksini başlatır.

Solunum yollarına kaçan parçacık, solunum yollarında bulunan reseptörleri (alıcıları) uyarır. Bu reseptörlerden çıkan sinir (elektrik) sinyalleri, beyinde bulunan solunum merkezine iletilir. Bu sinyallerin geldiği solunum merkezinde refleks olarak üretilen sinir sinyalleri neticesinde kişi, hızla derin bir nefes alarak akciğerlerini doldurur. Yine solunum merkezinden gelen sinyallerle gırtlakta bulunan ve ‘epiglottis’ adı verilen kapak, hava yollarını kapatır; böylece hava akciğerlerde hapsolur. Bu esnada ses telleri de birbirlerine sıkıca yapışır. Daha sonra dışarıya nefes vermemize vesile olan karın kasları ve kaburgalar arası iç kaslar azamî derecede kasılır. Bu kasılmalar ile bir yandan göğüs kafesi, diğer yandan karın içi organlar akciğerleri sıkıştırır. Bu sıkışma neticesinde akciğerdeki basınç aşırı derecede yükselir. Epiglottis ve ses telleri bu yüksek basınca dayanamaz ve açılırlar. Akciğerde yüksek basınç altında sıkışan hava, patlama şeklinde yüksek hızda dışarı çıkar. Bu durumda solunum yollarına kaçmış yabancı parçacıklar da dışarı atılır.

Bazen dışarıdan solunum yollarına parçacık kaçmadan da öksürük olur. Normalde solunum yolları temizdir; ancak bronşit, zatürre gibi alt solunum yolu hastalıklarında hava yollarında balgam birikir. Balgam temizlenmezse, hava yollarını tıkar ve solunumu engeller. Balgam da yukarıda anlatılan öksürük refleksine sebep olur. Öksürükle, balgamın dışarıya atılması sağlanır. Yaşlı hastalarda koyu olduğundan balgamın yapıştığı yerden sökülüp atılması zorlaşır. Balgam yumuşatıcı ilâçlar ve bol su, balgamın atılmasını kolaylaştırır. Neticesine bakıldığında aslında öksürük faydalı ve koruyucu bir hediye-i Rahmânî’dir.

Hering-Breuer refleksi: Balonların aşırı şişirildiğinde patladığını biliyoruz. Yapısı hassas olan alveoller, aşırı nefes alma neticesinde patlayabilir. Bu durum akciğerlerin dışı ile göğüs kafesi arasındaki ‘pleura’ boşluğuna hava kaçmasına sebep olur. Her nefes alışta pleura boşluğuna dolan hava vücuttan atılamaz. Bu hava, sağlam akciğer bölgelerini baskılayıp kişinin nefes almasını engellediği gibi, akciğerlere komşu olan kalbi de sıkıştırır ve onun kan ile dolup boşalmasını engeller. Dolayısıyla akciğerlerin patlaması, tehlikeli akciğer ve kalb problemlerine yol açabilir. Akciğer iltihabı geçirenlerin, kirli hava solumak zorunda olanların (meselâ maden veya dokuma işlerinde çalışanlar ve sigara içenler) ve diğer bazı akciğer hastalığı olan kişilerin akciğerleri kolayca yırtılabilir. Ancak normal şartlarda sağlıklı kimselerde bunların hiçbiri olmaz. Çünkü Rahmet-i Sonsuz, yaratılışta sisteme yerleştirdiği ve bugün Hering-Breuer refleksi olarak isimlendirdiğimiz otomatik mekânizmayla bu muhtemel zararlardan bizleri korumaktadır. Akciğerlerin patlamasına engel olan Hering-Breuer refleksi şu şekilde çalışır: Derin nefes aldığımızda hava yollarından kalkan sinir sinyalleri, vazifeleri icabı solunum merkezine giderek solunumu baskılar ve kişinin aşırı nefes almasını engeller. Bu şekilde akciğer hava keselerinin aşırı hava ile dolup patlaması engellenmiş olur. Rabb-i Rahîm’in bahşettiği ve hiç farkına varmadığımız bu sistemle, her derin nefes alışımızda korunuyoruz.
---------------------
Söylediklerim ile kulaklarınız çınlamıyorsa hazmedemiyosunuzdur beni.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı