İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

Türkiye'de hapı yutan artıyor

lordpunisher - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
08/2007
Nereden:
underground
Mesajlar:
4.835
Konular:
3264
Teşekkür (Etti):
7
Teşekkür (Aldı):
385
Ticaret:
(0) %
11-07-2009 16:37
#1
Türkiye'de hapı yutan artıyor
Dünya depresyona 40'lı yaşlarda giriyor ama Türkiye'de antidepresan ilaç kullanımı 17-24 yaş arasında yaygın... Başı ağrıyan, bunalıma giren, sınavına üzülen ağrı kesiciye, antidepresana sarılıyor. Şifa, avuç avuç içilmeye çalışılınca da derman yerine dert içiliyor.

Ne zaman strese girse karnı ya da başı ağrıyordu. Zaten iş arıyordu, hayat zorluyordu, sevgilisiyle kavga etmişti, annesi bağırmıştı, sınavdan düşük not almıştı, maaşı ödenmiyordu, kilolarıyla başı dertteydi, eşi ona ilgi göstermiyordu... Evde bulunan ağrı kesicilerden birini alıyor. Biraz önce de içmemiş miydi? Aman boş ver! Günde kaç kişi bu 'çözüm'süzlüğe başvuruyor, hiç düşündünüz mü?

Sebepleri daha pek çok cümleyle anlatmak mümkün. Sorun çok, çözüm de çok. Ancak maalesef çözüm aramaktan ziyade en çok başvurulan maalesef bir avuç dolusu hap... Türkiye'de reçeteli ilaçların büyük çoğunluğunun eczanelerden rahatlıkla alınabilmesi sonucu, isteyen herkes kendi kafasına göre bir 'çözüm' yolu üretiyor ve onu uyguluyor.

Bir de kanserden sonra çağın en önemli ikinci hastalığı olarak değerlendirilen depresyonun gitgide yaygınlaştığını düşünürseniz, tehlike çanlarının ne kadar yüksek sesle çaldığını anlayabiliriniz.

Türkiye'de son yıllarda anditepresan kullanımındaki artış endişe verici. Yine ağrı kesici kullanımı da öyle... 2003 yılında 14 milyon 138 bin kutu antidepresan tüketilirken, bu rakamın 2006 yılı verilerine göre 22 milyon 651 bine, 2007 yılında ise 26 milyon 246 bine çıkması ise dehşet verici olarak değerlendiriliyor.

Türkiye'de antidepresan kullanımının yoğunlaştığı yaş grubu ise özellikle 17-24 yaş arası... Oysa dünya verilerine göre insanlar en çok 44 yaşında depresyona giriyor. Bu da aslında ihtiyacı olmayan, farklı rahatlama araçları kullanarak sıkıntılarını giderecek yaşta olan bir grubun bilinçsizce ve boşu boşuna ilaç kullandığını gösteriyor.

Kıtalararası Pazarlama Hizmetleri Şirketi'nin ülkemiz için çıkardığı verileri değerlendiren Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, '2003'te 14 milyon 138 bin kutu antidepresan tüketilirken, bu rakam 2006 verilerine göre 22 milyon 651 bine, 2007'de 26 milyon 246 bine çıkmıştır. Benzer artış eğilimi anti-psikotik ilaçlarda da görülmektedir. 2007'de toplam 2 milyon 616 bin 136 kutu anti-psikotik tüketilirken, bu sayı 2008'de 4 milyon 11 bin 901 kutuya yükselmiştir' diyor.

Ulaş, Türkiye İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası'nın raporuna göre de 2003-2008 yılları arasında Türkiye'deki ilaç gruplarının pazar payı değerlendirildiğinde, antibiyotik, kalp-damar sistemi ve romatizmal ilaç grubunun pazar payının azaldığını, sinir sistemi ilaçlarının pazar payında ise ılımlı bir artış gözlendiğini ifade ediyor.

TANIYA UYMAYAN İLAÇ VERİLİYOR

Psikiyatrik ilaç tüketimindeki bu önemli artışı yorumlayan Ulaş, 'İlaç endüstrisinin tutundurma çalışmalarının yanı sıra Türkiye'deki psikiyatr sayısının yetersiz olması ve bu nedenle psikiyatr dışındaki hekimler tarafından uygun olmayan tanılara uygun olmayan ilaçların reçetelenmesinin de çok önemli payı var' diyor. Ulaş, reçetesiz ilaç alınmaması ve doktorun verdiği ilaç dozunun dışına çıkılmaması gerektiğine dikkat çekerek, ilaç bağımlılığının da büyük tehlike oluşturduğunu belirtiyor.

Basit bir diş ağrısı, migren, ameliyat sonrası acıları dindirmek için kullanılan ağrı kesiciler ise gelişigüzel alındıklarında ilaç bağımlılığını da beraberinde getirebiliyor. Michael Jackson'ın ölümüyle birlikte gündeme gelen aşırı dozda ağrı kesici kullanımının sebeplerini tartışmakta fayda var.

'Başım ağrıyordu, bir tane içtim geçmedi, ikiye çıkarayım' mantığının ülkemizde çok yaygın olduğuna dikkat çeken uzmanlar, özellikle arkadaş ve komşu tavsiyesiyle ilaç alımının tehlikelerine dikkat çekiyor. Michael Jackson'ın 'ilaç kokteyli'nde yer alan, yerinde kullanıldığında son derece yararlı bazı ilaçların gereksiz alınmasının intihar sayılabilecek sonuçları olduğunu dile getiren uzmanlara göre bağımlılık bir süre sonra dozu artırmaya, ardından da ağrıları kesmeyince başka ilaçlarla da karıştırmaya varan bir sürece dönüşüyor.

İLAÇ BAĞIMLILARI TEDAVİDE

Ankara AMATEM Klinik Şefi Doç. Dr. Nesrin Dilbaz'a göre sentetik morfin içeren ağrı kesicilerin gelişigüzel kullanımı büyük tehlike içeriyor. Doç. Dr. Dilbaz, özellikle bazı ses sanatçılarının ses tellerini açmak için aldıkları steroid içeren ilaçlarla birlikte bu tarz ağrı kesicilerin bir arada kullanılmasının direkt kalp kriziyle eş değer olacağını ifade ediyor. İlaç bağımlılığının başlı başına bir hastalık olduğunu belirten Dilbaz, AMATEM'de bu tarz tedavi ettikleri çok hastanın olduğunu da söylüyor. Uzun süreli ilaç kullanan kişileri bağımlılık oluştuğunda buna göre tedavi ettiklerini belirten Dilbaz, ilacın ani kesilmesinin de kişide yoksunluk problemine yol açtığını belirtiyor.

Özel Hisar Intercontinental Hospital Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Tuba Piraye Bilsel, orta ve şiddetli ağrı tedavisinde narkotik ağrı kesiciler olarak isimlendirilen ilaç türleri kullandıklarını belirtiyor. Ancak doktor kontrolünde kullanılan bu ilaçların özellikle yazın alkol ile birlikte alınma yanlışlığının da yaşandığını belirten Dr. Bilsel, 'Bu tarz ağrı kesiciler, alkol ile kullanıldığında ciddi yan etkilere veya ölüme neden olabilir. Ölüm, merkezi sinir sisteminde solunum ve dolaşım merkezlerinin baskı altına alınması, solunumun ve kalbin durması ile oluşur. İlacı kullanan kişilerin, yiyeceklerinde ve diğer kullandığı ilaçların da alkol içerip içermediğini kontrol etmesi gerekir' diyor.

OTOMOBİL KULLANMAYIN

Özel Hisar Intercontinental Hospital'dan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ümit Utku Savaş da bu tür ilaçların kişilerin düşünme ve reaksiyon yeteneğinde bozulmaya yol açabildiğini ifade ederek, bu ilaçları kullananlara otomobil gibi dikkat gerektiren aktiviteleri önermediklerini söylüyor.

Dr. Savaş, kafa travması, beyin tümörü, epilepsi, düşük kan basıncı, mesane, prostat, alerji, astım, KOAH, uyku apnesi ve diğer solunum yolu hastalıklarını yaşayanların da bu tarz ilaçları mutlaka doktor kontrolünde almaları gerektiğini dile getiriyor.

İşsizlik, intiharları artırıyor

Türkİye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, intiharlarla ilişkili sosyal faktörler arasında işsizlik ve sosyo-ekonomik düzeyin önemli bir yer tuttuğunu söylüyor. İşsizlik ve intihar arasındaki nedensel ilişkiyi araştıran bir çalışmada, 'İşsiz olan bireylerin çalışanlara göre intihara bağlı ölümlerinin 2-3 kat arttığının' tespit edildiğini ifade eden Ulaş, şunları söylüyor: 'İntiharın ekonomik krizle ilişkisinin ele alındığı bir araştırmaya göre, 1997 Güney Doğu Asya krizi sonrasında Kore'de intihar oranları yüzde 63 oranında artmıştır. Aynı çalışmada, intihar oranlarının sosyo-ekonomik düzeyi düşük insanlarda daha fazla görüldüğü belirtilmektedir. Benzer şekilde kriz sonrası intihar oranları 1999'da Tayvan tarihindeki en yüksek orana ulaşmıştır. Ülkemizde yapılan çalışmada da diğer ülkelerdeki araştırma sonuçlarına uygunluk gösteren, düşük sosyo-ekonomik düzeyli kesimlerde intiharların daha sık görüldüğünü destekleyen bulgular elde edilmiştir. Farklı bir çalışmada ise hastaların sağlık güvencelerinin olmaması ile intihar arasında bir ilişki saptanmıştır.'

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı