İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

Çocuk Hakları

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:00
#1
Çocuk Hakları
Çocuk Hakları



Çocuk kavramı konusunda tarihsel sürece baktığımızda dünya genelinde büyük değişimlerin yaşandığını görmekteyiz. Eski çağlardan bugüne gelirken en büyük değişimlerden birinin çocukluğun algılanışı olduğu görülmektedir. Çocukluğun tarihsel gelişimine baktığımızda babanın istediği uygulamayı yapmakla serbest olduğu, ******n bir eşya gibi babanın mülkiyetinde kabul edildiği bir dönemin başlangıcı oluşturduğu görülmektedir. İlerleyen zamanda çocuklar için özel bir duyarlılığın gerekli olduğu, çocukların özel gereksinimleri olduğu görüşlerinin kabullenildiği bir ara sürecin yaşandığı görülmektedir. Günümüzde ise çocukların yetişkinler gibi medeni, siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik bütün haklardan yararlanmaları gerektiği ve bunun sağlanması için çalışmaların yapıldığı bir ortama ulaşılmıştır. Bugün en önemli aşama çocukların katılım haklarının artık kabul edildiği ve kendileri ile ilgili her türlü olaya bizzat katılabilmeleri görüşünün kabul edilmesidir.
Bu konudaki en büyük adım da bu konuda devrim sayılabilecek olan çocuk hakları sözleşmesidir. Bugün çocuklar; siyasal, toplumsal, medeni, kültürel ve ekonomik alanlarda yetişkinler gibi haklara sahip olacaklarını gösterir bir Çocuk Haklarına dair Sözleşmeye sahiptirler.
Çocuk haklarına dair sözleşme 2 Eylül 1990 tarihinde uluslararası yasa statüsüne kavuşmasından bugüne kadar dünya üzerinde Amerika, Birleşik Devletleri ve Somali olmak üzere 2 ülke dışında dünyadaki tüm ülkelerce imzalanmış ve tarihteki en yaygın kabul gören ve onaylanan insan hakları belgesi özelliğini kazanmıştır.
Bugün dünya çocuklarının % 96’sı çocuk haklarını korumak için yasal yükümlülük altına giren ülkelerde yaşamaktadır. Sözleşmeyi onaylayan her ülke çocuklarla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmelerinde anne - babalara ve sorumlu olan tüm kuruluşlara yardımcı olacak tüm önlemleri almakla yükümlüdür. İmzacı ülkeler bunu yapacağını onaylamış ve imza ile yükümlülük altına girmiştir.
Ancak gözlemler imzacı ülkeler içerisinde Birleşmiş Milletlere rapor yollayan 43 ülkeden 14’ünün sözleşme ilkelerini kendi anayasalarına uyarladıklarını göstermektedir. Diğer 35 ülke sözleşmeye uyum sağlamak için yeni yasalar çıkartmış ya da mevcut yasalarda değişiklikler yapmışlardır. 13 ülke ise bunları yapmamasına karşın çocukları kendi hakları konusunda bilinçlendirmek için sözleşmeyi okul programlarına ve derslere dahil ederek tanıtım ve eğitim faaliyetlerine girmişlerdir.
Dünya ülkelerinin çocuk haklarıyla ilgili uygulamalarına baktığımızda çarpıcı örneklerle karşılaşmaktayız. Örneğin Togo'da hükümet sözleşmede yer alan maddelerin tümüne yeni anayasasında yer vermiştir. Aynı şekilde Uganda, Angola, Etiyopya ve Namibya'da anayasalarını sözleşmeye göre düzenlemişlerdir. Honduras da sözleşmeyi temel alan yeni bir çocuk hakları yasasını kabul etmiştir. Tunus'ta kabul edilen çocuk koruma yasası sözleşmeyle uyumlu 123 madde içermektedir. Aynı şekilde Nepal'de, yeni çocuk yasası ile sözleşmeye uyumlu kanuna sahip olmuştur. Çin de çocuk hakları konusunda yasama girişimlerinde bulunan diğer ülkeler arasında yer almaktadır. Burkino Faso'da ilköğretim ve ortaöğretim eğitim programlarına çocuk hakları ile ilgili dersler konulmuş ve çocuklarla ilgili davalar çocuk mahkemelerinde görülmeye başlanmıştır.
Türkiye'deki tabloya baktığımızda ise şu tabloyu görmekteyiz; Türkiye Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde 29-30 Eylül tarihleri arasında toplanan "Çocuklar için Dünya Zirvesinde" ilk kez imzaya açılan Çocuk Hakları Sözleşmesini toplantıda bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın imzalamasıyla sözleşmeye ilk imza koyan devletler içinde yer almıştır. Ancak yasanın yürürlüğe girmesi için gereken ülkelerin meclisinde onaylanması işlemini ancak 9 Aralık 1994’de gerçekleştirmiştir. Bunu yaparken sözleşmenin 7., 29. ve 30. maddelerini Lozan antlaşması ve T.C. Anayasasının ilgili maddeleri çerçevesinde yorumlama hakkını saklı tutarak onaylamıştır. Çocuk Hakları sözleşmesi 27 Ocak 1995 tarihinde 22184 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kuralına dönüşmüştür.
Anlaşmanın 1. maddesine uygun olarak, kanun ve düzenlemelerde bir ******n tanımı ile ilgili konuları içeren bilgi yer almaktadır. Özellikle yeteneklerinin çoğunun elde ettiği yaş ve değişik amaçlar için belirlenmiş minimum yasal yaş konusunda bilgi sağlanması önemlidir. Şu temel problemleri içerir:, Ebeveynin rızası olmadan yasal ve tıbbi danışmanlık, zorunlu eğitimin bitiş yaşı, yarı zamanlı iş sahibi olma, tam zamanlı iş sahibi olma, zararlı işler, cinsel rıza, evlilik, ordu kuvvetlerine gönüllü yazılma, ordu kuvvetlerine zorunlu çağrı
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:01
#2
Bundan sonraki bölümlerde genel başlıklar altında ilgili maddelerin nelerle ilgili olduğu anlatılmıştır.


Genel Prensipler:
a)Fark gözetmeme (Madde 2)
b)Çocuğun yüksek yararı (Madde 3)
c)Yaşama, hayatta kalma ve gelişme hakkı (Madde 6)
d)Çocuğun görüşlerine saygı (Madde 12)

Sivil Haklar Ve Özgürlükler:
a) Adı ve milliyeti (Madde 7)
b) Kimliğin korunması (Madde 8)
c) İfade özgürlüğü (Madde 13)
d) Doğru bilgiye ulaşma (Madde 17)
e) Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü (Madde 14)
f) Barışçıl toplantı yapma ve örgütlenme özgürlüğü (Madde15)
g) Gizliliğin (Kişiselliğin) korunması (Madde 16)
h) İşkence veya diğer zulüm, insanlık dışı ve alçaltıcı muamele ve cezalara maruz kalmama hakkı (Madde 37 (a))


Aile Çevresi Ve Alternatif Bakım:
a) Ebeveyn rehberliği (Madde 5)
b) Ebeveynin sorumlulukları (Madde 18, Parag.1-2)
c) Ebeveynden ayırma (Madde 9)
d) Ailenin yeniden birleştirilmesi (Madde 10)
e) Çocuk için nafakanın iyileştirilmesi (Madde 27, Paraf. 4)
f) Çocuğun aile ortamından yoksun bırakılması (Madde 20)
g) Evlatlık edinme (Madde 21)
h) Kanuna aykırı nakletme ve geriye döndürme (Madde 11)
i) Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünlük bakımından (topluma kazandırma) istismar ve ihmal (Madde 39)
j) Yerleştirilenlerin periyodik kontrolü (Madde 25)


Temel Sağlık Ve Refah:
a) Hayatın devamı ve gelişim (Madde 6, Parag.2)
b) Özürlü çocuklar (Madde 23)
c) Sağlık ve sağlık hizmetleri (Madde 24)
d) Sosyal güvenlik ve çocuk bakım servisleri ile olanakları (Madde. 26 ve 18, parag3)
e) Yaşam standardı (Madde 27, parag.1-3)

Eğitim, Boş Vakti Değerlendirme Ve Kültürel Etkinlikler:
a) Mesleki eğitim ve rehberlik içeren eğitim (Madde 28)
b) Eğitimin amaçları (Madde 29)
c) Boş vakti değerlendirme, eğlence ve kültürel etkinlikler (Madde 31)

Özel Koruma Önlemleri:
a) Tehlike içindeki çocuklar
1) Mülteci çocuklar (Madde 22)
2) Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmede (topluma kazandırma) (Madde39), silahlı çatışma içindeki çocuklar (Madde 38)

b) Kanun ile çatışan çocuklar
1) Çocuk yargılamasının yöntemi (Madde 40)
2) Özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuklar-her türlü tutuklama, hapse atma veya koruma evlerine yerleştirme, (Madde 37 (b), (c), ve (d) )
3) Gençlerin mahkum edilmesi-özellikle ölüm cezasının yasaklanması ve hapishanede tutulması. (Madde 37 (a) )
4) Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşme (topluma kazandırma) (Madde 39)

c) İstismar edilme durumundaki çocuklar-fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmeyi (topluma kazandırma) sağlama (Madde 39)
1) Çocuk işçiliğini içeren ekonomik sömürü (Madde 32)
2) İlaç (uyuşturucu) bağımlılığı (Madde 33)
3) Cinsel istismar ve kötüye kullanma (Madde 34)
4) Diğer çeşitli istismarlar (Madde 36)
5) Satışı, trafiği ve kaçırma (Madde 35)

d) Bir azınlık veya bir yerli grup içindeki çocuklar (Madde 30)
Temel iki kavramın altının çizilmesi gerektiği özellikle çocuk hakları sözleşmesinden sonra ortaya çıkmıştır.
1- Çocuğun birey olarak var olduğu ve hakları bulunduğu,
2- Çocuğun yararları ilkesinin temel ilke olarak değerlendirilmesi gerekliliği,

Çocuk haklarını yasal ve manevi haklar olarak iki grupta incelemekte fayda vardır. Yasal bir hak, ülkesinin yasası tarafından verilen ve uygulanan bir hak ve yetkidir. Manevi hak ise, doğrulanabilir bir yetkiyi tanımlamaktadır. Yasal bir hakkın hukukun adli mekanizmasıyla uygulanabilir olması zorunludur, oysa manevi bir hak her zaman uygulanamaz. Ancak manevi hakların, yasal hakların oluşumunda bir etken olabileceği unutulmamalıdır.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:02
#3
Çocuk Haklarını şu alt başlıklarda incelemek mümkündür.

1-Refah hakları: Bu haklar bütün çocukların beslenme, tıbbi hizmet ve barınma ve eğitim gereksinimlerini sağlar.

2- Korumacı haklar: Çocukları yetersiz ilgiden, ev içindeki ihmal, fiziksel ya da duygusal istismardan ya da başka herhangi bir tehlikeden koruyacak haklarla ilgilidir. Korumacı hakların, çocukları yetişkinlere bağımlı kıldığını ve özerkliklerini yok ettiği için eleştiren kimi çocuk hakları savunucuları, korumacı hakların tanımlanması ve uygulanmasında çok hassas olmak gerektiğini ileri sürmektedirler.

3-Yetişkin hakları: Şu anda yetişkinlerin tek başlarına sahip oldukları haklara, çocuklarında sahip olmaları gerektiğini söylemektedir. Bu istek yaşın, ayrıcalık vermek ya da yadsımak için keyfi ve akıl dışı bir denektaşı olduğu görüşüne dayanmaktadır. Bu yetişkin haklarını genç insanlara tanımak, onların bu önemli alanlardaki özerkliklerini ve bağımsızlıklarını arttıracaktır.

4- Ana-babalara karşı haklar: Çocukların reşitlik yaşına ulaşmadan önce, ana-babaları karşısında daha fazla bağımsızlık sahibi olmaları gerektiğini ifade eder. Yetişkin hakları gibi bu hakların amacı da çocukları korumak değil, kişisel özelliklerini arttırmaktır.

Çocuk hakları konusunda korumacı ve özgürleştirici eğilimler olmak üzere iki temel yaklaşımın olduğu görülmektedir. Ancak, çocukların korunması ve çocuk haklarının korunması zorunlu olarak birbirlerine karşıt değil, birbirlerini tamamlayıcı hedefler olarak değerlendirilmelidir. Korumacı yasalar, özgürleştiricilerin çocuklara genişletmeyi istedikleri yetişkinlerin haklarının yerine geçmemeli, onlara destek olmalıdır.

Türkiye'de çocuk hukuku ile ilgili gelişmelerin başlangıcı 19.yüzyıldır. Bu alandaki önemli gelişmeler gerçek anlamda Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Diğer hukuk sistemlerinin aksine Türk Hukuk Sisteminde çocukların korunmasına ait kurallar, esasları bakımından, doğrudan doğruya Kanunlarla da desteklenmiştir. Bu kanunun model alındığı İsviçre kanunlarında da aynı şekilde gözükmektedir.

Modern hukuk sistemlerinde çocukların korunması, ******nda bir şahsiyet yani insan olarak sevgiye ve şefkate layık olması ve birlik yani ******n, toplumun, milletin, devletin bir parçasını oluşturması ve kamu yararına korunması fikrine dayanır.

Memleketimizde ise uzun yıllar sosyal yardım ve bunun içinde ******n korunması dini kurumlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Devletinde bu sosyal kurumlar, "Vakıflar" tarafından oluşturulmuştur. Türkiye'de çocuğa önem vermek, onu ve haklarını korumaya yönelik kurumların kurulmaya başlanması 19.yüzyıla rastlar. Mithat Paşa, Tuna Eyaleti Valisi iken "Çocuk Islahhanelerine" ait bir tüzük düzenlemiş ve aynı tüzük uygulanmak üzere Dahiliye Nezaretince 1868 yılında bütün valiliklere tamim edilmiştir.

Sokaklarda dilenen çocuklarla, sakat erkek ve kadınların dilenmekten kurtarılmaları için Dar-ül-acezeler kurulması 1890 yılında Halil Rıfat paşanın sadrazamlığı zamanında düşünülmüş ve gerçekleşmesini II. Abdülhamit emretmiştir. Yine 1894 yılında çıkarılan "dilenciliğin meline dair tüzük" o zamanlar için bu sahada küçümsenmeyecek önlemleri içermektedir.

Cumhuriyetle birlikte, Türk Medeni Kanunuyla çocukların haklarına ilişkin hükümler düzenlenmiş ve daha sonraları ise çıkarılan özel kanunlarla medeni kanundaki haklar tamamlanmaya çalışılmıştır. Ülkemizde, ******n ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan ilk özel kanun 5387 nolu, Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun olup, 23 Mayıs l949'da çıkarılmıştır. Daha sonra 1979 yılında "Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un kabulü ile çocuk yargılamasına özel bir statü kazandırılmıştır. Ancak yasa 1 Haziran l982 de yürürlüğe girebilmiş ve yasa da öngörülen çocuk mahkemeleri ise 1988 yılında kurulabilmiştir. 27 Mayıs l983 tarihinde ise "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu" yürürlüğe girmiş böylelikle de korunmaya muhtaç çocuklar hakkında kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 1986 yılında ise çıraklık ve mesleki eğitim kanunu çıkarılmıştır. Son olarak, çocukların korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan önemli yasalardan birisi de "özel eğitime muhtaç çocuklar kanunu"dur.

İlkeleri:
1) Hiç bir çocuk ırk, din, dil, politik ve başka inançları, kendisinin ya da ailesinin serveti, mezhebi dolayısıyla ayrı tutulamaz.

2) Her çocuk özel korunma ve ilgi görecek, hür ve haysiyet gözeten şartlar altında çocuklara zihin, vücut yapısı ve moral bakımından gelişmeleri için imkan ve fırsatlar hazırlanacak, kanunla güvence altına alınacaktır. Bu amaç ile hazırlanacak kanunlarda ******n çıkarları önemle göz önünde tutulacaktır.

3) Her çocuk doğduğu andan başlayarak ad ve milliyet sahibi olmaya hak kazanacaktır.

4) Her çocuk sosyal sigorta ve gerekli sağlık yardımından faydalanmaya doğumundan başlayarak hak kazanacaktır.

5) Özürlü çocuklar özel bakım ve eğitim göreceklerdir.

6) Her çocuk sevgi ve şefkate muhtaçtır. Toplum ve yönetim organı, ailesi olmayan ya da muhtaç çocuklara özel ilgi göstermekle yükümlüdür.
7) Her çocuk eğitim görmelidir. Eğitim en azından ilköğretim düzeyinde ücretsiz ve zorunlu olmalıdır.

8) Sosyal yardım ve koruma konularında çocuk öncelik almalıdır.

9) Çocuk ihmal, zulüm ve sömürülmekten korunmalıdır.

10) Çocuk ırk, din ve insanlar arasında ayrılık yaratan başka baskılarla karşılaşmaktan uzak tutulmalıdır.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:03
#4
Sözleşmenin Yapısı:

Sözleşme bir başlangıçla, üç bölümden oluşmaktadır. Başlangıç bölümünde, sözleşmenin ele aldığı soruna ilişkin temel ilkeler tespit edilmiştir. Birinci bölüm, usulüne uygun olarak sözleşmeyi onaylayan devletlerin görevlerini düzenleyen, esasa ilişkin kurallardan oluşmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise, sözleşmeye uyulmasının nasıl sağlanıp, denetleneceğini tanımlayan ve hangi koşullar altında yürürlüğe gireceğini belirleyen uygulama maddeleri bulunmaktadır.

Sözleşmenin "başlangıç" kısmı ele aldığında, sözleşmenin dayandığı esaslar şu şekilde tespit edilmektedir:

*Dünyada özgürlük, barış ve adaletin temeli olan, bütün insanların doğuştan insan haysiyetine sahip olmaları ile eşitliğin ve hakların devredilmez niteliği.

*İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesinin "herkesin hak ve özgürlüklerden, özellikle ırk, renk, cinsiyet, dil ve din, siyasi ya da öteki inançlarla, toplumsal ya da ulusal kökenler, zenginlik veya doğuştan ya da başka bir durumdan kaynaklanan ayrımlar dahil hiç bir ayrım gözetmeksizin yararlanacağına" dair temel ilkesi.
*İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin "bütün çocukların özel bakım ve yardıma hakkı olduğuna" dair ilkesi.

*Çocukların büyümeleri ve esenlikleri için doğal ortam olan ailenin, toplum içindeki işlerini tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli yardım ve koruma görmesinin zorunlu olduğu gerçeği.

*Çocuğun, kişiliğinin uyumlu bir biçimde gelişmesi için bir aile ortamında, mutluluk, sevgi ve anlayış havası içinde büyümesi ihtiyacı.

*Çocuğun toplum içinde kişiliğine özgü bir yaşam sürebilmesi için hazırlanması, barış, saygınlık, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma düşüncesi içinde yetiştirilmesi düşüncesi.

*Çocuğa özel bir koruma sağlanması gereksinimini belirten, 1959 tarihinde kabul edilmiş olan çocuk hakları beyannamesi ile diğer uluslararası belgelerde yer alan ilkeler.

Sözleşme, çocuklara yönelik tutum ve davranışlara ilişkin evrensel standartları derleyip, tek bir hukuki metinde toplayan ve bağlayıcı olan ilk belge olma özelliğini taşımaktadır. Yaşam, sağlık ve eğitim alanlarında gözetilecek standartları belirlemenin yanı sıra bu sözleşme, evde ya da iş yerinde, savaş sırasında ya da iç çatışma dönemlerinde, fiziksel ve cinsel nitelikte olanlarda dahil olmak üzere, şiddet ve istismara karşı çocuklara açık bir koruma getirmeyi amaçlamaktadır.


Sözleşmenin Çocuklara Tanıdığı Haklar:
Genel olarak insan hakları ile bağlantılı bütün haklar çocuklara tanınmıştır.
Bu haklar;


1) Hangi yaşta olursa olsun bütün insan varlıklarına tanınan hakları, işkenceye karşı koruma, bir isim ve tabiiyet edinme vb. hakları teyit eder ve bunları yansıtır.

2) Çocuklara ilişkin olarak, genel anlamda bütün insanlara uygulanabilecek standartların yükselmesine yönelmiştir. Örneğin; özel çalışma koşullarının sağlanması gibi

3) Yalnızca çocuklarla veya onlarla ilgili konuları, örneğin, evlat edinme, ilkokul eğitimi, ana-babalarla ilişkileri ele alır.
İkinci bölüm, sözleşmenin etkili bir şekilde uygulanmasına ilişkin hükümler içermektedir.

Sözleşme, çocukların yaşam ve gelişimleri açısından gerekli temel koşullar üzerinde varılan bir uzlaşmayı yansıtmaktadır.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:04
#5
Çocuk Hakları Sözleşmesinin Önemli Maddeleri İle İlgili Durum Saptaması


Madde 1. Çocuğun Tanımı

Sözleşmenin ilk maddesi ******n tanımını yapmaktadır. Çocuğun tanımını ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır. Ancak bu maddedeki en büyük soru işareti çocukluğun başlangıcını açık bırakışıdır. Başlangıç olarak doğum mu yoksa konsepsiyon yani ilk döllenme mi alınacağı net olarak belirtilmemiştir. Bunun temelinde bunun ülkelerden ülkelere değişim göstermesi nedeniyle ülkelerin daha ilk maddeden sözleşmeye karşı pozisyon almaları tehlikesinin önlenmesidir. O yüzden de kürtaj veya hamileliğin devamı sorununa yer verilmemiştir. Sözleşmeye göre 0-18 yaş arası herkes çocuktur.

Buradan yola çıkılarak Türkiye'deki duruma göz attığımızda kanunen 18 yaşına kadar çocuk olarak kabul ettiğimiz rüşt yaşı yani ergen olma yaşını 18 olarak belirlememiz kanunlarımızın çocuk hakları ile uyumlu olduğunu göstermektedir.

Türk kanunlarına göre çocukluğun başlangıcına göz attığımızda M.K. 27. maddesine göre “kişilik ******n sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlamaktadır. MK md. 27/2 "Çocuk sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni kanundan istifade eder"demektedir. M.K. md. 11 ise 18 yaşını doldurmamış kişi çocuk sayılır demekte ve evlenme ile kazai rüşt olarak tanımlanan durumların bunun dışında olduğunu söylemektedir. Aynı kanun maddesine göre evlenme kişiyi reşit kılmaktadır. Evlenebilme yaşı olarak ta M.K. erkekler için 17, kız çocukları için 15 yaşını en alt sınır olarak belirlemektedir. Hakim bunu olağanüstü durumlarda bunu erkek için 15 kız için 14 e çekebilmektedir. M. K. 88'de 15 yaşını dolduran erkek ve 14 yaşını dolduran kız çocuklar mahkeme kararıyla evlenerek rüşt olabilmektedirler.

Başka ülkelerin kanunlarına göz attığımızda Arjantin kendi kanunlarına göre çocuk döllenmenin olduğu andan başlayarak çocuk kavramını kabul etmektedir.

İngiltere’de çocuk ancak canlı bir doğumdan sonra çocuk olarak kabul edilir olarak bu maddeyi yorumlamaktadır. Yemen çocuk hakları sözleşmesi birinci maddesindeki 18 yaşına kadar herkes çocuktur kavramının karmaşaya yol açabileceğini belirtmektedir. Ancak yorumunda 1. maddede vurgulanmak istenen konunun 18 yaşına kadar ******n korunması gereksinimi olduğu ancak bazı durumlarda çocuk konumundan çıkarak kanunun muhatabı olmak zorunda kalacaklardır demektedir.

Çocuk tanımlamasında Türk hukuku fiili ehliyet kavramının önemini vurgulamıştır. Burada hukuki işlemleri yapabilme, hukuka aykırı fiillerden sorumlu tutulabilme kavramlarını içerir.

MK md 14 e göre kişinin farik ve mümeyyiz ya da başka söyleyişle sezgin ve reşit ile kısıtlı olmaması gerekir. Türk Ceza Kanunu 11-15 yaş arası çocukların yaptıkları olayın ne olduğunu bilip bilmemeleri, sonuçlarından haberdar olup olmamaları açısından bakılarak suçtan sorumlu olup olmadıkları araştırılmıştır. Kanunda Farik ve Mümeyyizliğin araştırılması olarak geçen bu madde ile çocukluk döneminde sorumluluğun sınırlılığı tartışılmaktadır. 15-18 yaş arasında ise işlenen suçlar için azaltılmış ceza uygulaması bulunmaktadır. Yine 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin kuruluşu görev ve yargılama usulleri kanunu ile çocukların işlediği suçlardan dolayı erişkinlerle birlikte değil, çocuk mahkemelerinde yargılanmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak pratikte sadece 4 çocuk mahkemesi bulunması, 2 İstanbul, Ankara ve Trabzon dışında bunun uygulanmaması sonucunu da beraber getirmektedir. Ayrıca ******n tanımında iş kanunu açısından yaklaşımlarında dikkate alınması gerekir. İş kanunu(İK) 67. maddesine göre 15 yaşından küçük çocukların çalıştırılması yasaktır. Çocukların sağlığı, okul ve meslek eğitimlerine zarar vermeyecek hafif işlerde çalışmaları halinde 13 yaşına kadar düşülmekte ve bu yaştakilere izin verilmektedir.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:05
#6
Umumi hıfzısıhha kanunları

(UHK)173. maddesinde en düşük çalışma yaşı 12 olarak belirlenmiştir. İş kanunu 69. Maddesi 18 yaş altı erkek ile her yaştaki kız çocukların gece çalıştırılması yasaktır. 12-16 yaş arası çocukların gece çalıştırılması yasaktır. Bazı ülkeler çocukluğun bitim yaşı olarak 18 yaşı kabul etmemektedirler. Örneğin Küba 18 yaşın olgunluğa erişme yaşı olmadığını vurgulamakta, Liechtenstein ise 20 yaşında çocukluktan kurtulduğunu söylemektedir. Burkino Faso da 20 yaşı kabul etmektedir. Bolivya ise üst sınır olarak 21 yaşı kabul etmektedir. Çocuk hakları komitesi yaş sınırlaması yaparken çocukluktan erişkinliğe geçişte puberteyi sınır almamıştır. Ancak cinsel rıza, çalışma yaşı ve ceza ehliyeti konularında titizlik gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Tıbbi yardım alma konusunda çocuk durumu anlayabilir yaşa geldikten sonra ebeveyn izninden bağımsız davranabilir denilmektedir. Özellikle ebeveynlerden bağımsız davranma durumu aile-içi cinsel taciz olgularında, aile planlama konularında gündeme gelebilir. Eğer çocuk durumu anlayabilecek, yeterli yaşa ulaşmışsa çocuk koruma mevzuatında psikiyatrik veya tıbbi muayeneyi reddedebileceğini, bu hakka sahip olduğunu vurgulamaktadır. İsveç kanunlarında da ebeveynlerin iznine gereksinim olmadan, haberdar etmeden kürtaj yapılabileceğini ve doğum kontrolü için çocuklara kılavuzluk verilebileceği belirtilmektedir. Norveç kanunlarında da 12 yaş üstü her hastaya doktorun bilgi vermesi, hastalığı sonuçlarıyla anlatması gerektiği söylenmektedir. 12-16 yaş arası çocukların doktordan ebeveynlerine hastalıkla ilgili bilgi vermemeyi talep etme hakları bulunmaktadır. Finlandiya’da 12 yaş ve üstünde psikiyatrik tedaviyi reddedebilir ve herhangi bir tedavi için onayının olup olmadığı dikkate alınır şeklinde hüküm bulunmaktadır.

Zorunlu eğitim ve çalışma yaşı da birbirleriyle bağlantılı ve çocuk haklarıyla ilgili önemli kriterlerdir. Çocuk hakları sözleşmesinde yaş sınırının bulunmasının temelinde bu iki durumun ağırlıklı bir rolü vardır.

Cinsel ilişkiye rıza yaşı da çok önemli bir konudur. Çocuğun cinsel obje olarak kullanılmasının önüne geçebilmek için cinsel olgunluk dönemine kadar korunabilmesi temel kriterdir. Ancak ortak yaş sınırı yerine değişken yaş kriterleri söz konusudur. En iyi çözümün her ülke için geçerli olan evlenebilme yaşının alınmasının yerinde olacağı düşünülmektedir. Ebeveynlerinin rızasıyla 12 yaşa kadar düşen evlilik yaşları Uruguay, Paraguay, Nikaragua, ve Yemen gibi ülkelerde dikkati çekmektedir. Kız ve erkek çocuklarda farklı yaşların olması da sözleşmenin ayrımcılığa karşı çıkma ilkesine aykırı düşmektedir.

Cezai sorumluluk yaşı da ülkeden ülkeye değişmekte ve küçük yaşlarda cezai ehliyetin var olduğu görülmektedir. Beijing kurallarına göre ******n duygusal, mental ve entelektüel olgunluğa ulaşması gözönüne alınarak ceza ehliyetinin küçük yaşlara çekilmemesi gerekmektedir.

Kanunlarımız birçok alanda çocukluk yaşını 0-18 arasında değerlendirerek erişkinlerden farklı yaklaşımlara yer vermiş ve bu konuya titizlik göstermesine karşın buna tezat olan en önemli olayın Devlet Güvenlik Mahkemelerinde Anayasanın 143.maddesine göre devlet güvenliği düşünülerek çocukların burada yargılanmalarıdır. Bu durum çocukların hakları açısından en büyük tezatlardan birini oluşturmaktadır.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:05
#7
Madde 3. Çocuğun Yüksek Yararı
Bu madde ******n yüksek yararı temel ilkesini vurgulayan bir maddedir. Çocukla ilgili bütün girişimlerde, ******n yüksek yararı tam olarak gözetilecektir. Ana-babalar ya da sorumluluk taşıyan diğer kişiler bu sorumluluğu yerine getiremedikleri takdirde Devlet, çocuğa yeterli dikkati ve desteği gösterecektir.

Çocuğu ilgilendiren ve kapsayan her işlemde ******n yüksek yararının gözetilmesi temel ilke olup çocuğa önceliğin verildiği, çocuk dostu toplumların oluşturulması temel prensiptir. Özellikle şu durumlarda ******n yüksek yararı daha ön plana çıkmaktadır.

*Ebeveynden ayrılma: Çocuk isteği dışında anne-babasından ayrılmamalı, ayrı tutulmamalıdır. Ebeveynleriyle kişisel ilişkide bulunabilmelidir.
*Ebeveyn sorumlulukları: Her iki ebeveynin ******n en iyi şekilde yetiştirilmesi sorumlulukları vardır.

*Çocuğun aile ortamından mecbur kalmadıkça, özel koşullar çocuğa zarar verecek durum oluşmadıkça alınmaması, aile ortamında kalması gerekmektedir.

Çocukların korunması için devletin gerekli tedbirleri alacağı söylenmekteyse de bugün Türkiye'nin temel sorunlarından birisi olan Korunmaya Muhtaç Çocukların durumu her geçen gün daha dramatik bir boyuta dönüşmektedir. Öyle ki bugün korunmaya muhtaç çocukların durumu ile ilgili yeterli veri bulunmamakta sadece bölgesel bazı çalışma sonuçları bulunmaktadır. Devletin tahmini hesapları çocuk populasyonu içerisinde % 2’lik oranda muhtaçlık varsayımıyla bunu rakamsal olarak 550.000 olarak somutlaştırmakta ve bunların sadece % 4.1 ine kalitesi tartışılır hizmet ***ürmektedir. Türkiye için Dünya Sağlık Örgütünün öngördüğü korunmaya muhtaç çocuk rakamı ise yaklaşık 2.5 milyondur.

Sokak çocukları bu grup içerisinde en çok gündemde olan grubu oluştururken bu konuyla ilgili problemin büyüklüğü ve çözüm yolları için herhangi bir somut planlamanın olmadığı görülmektedir.

Özürlü çocuklar için de daha oluşturulmuş veri tabanının bile bulunmadığı ve özürlülere yönelik ancak çok kısıtlı çalışmaların yapıldığı izlenmektedir.
Yasal sorunları olan çocuklar için bugüne değin ancak 4 çocuk mahkemesinin işlerliğe geçirilmesi de ******n yüksek yararları ile çelişmektedir.

Çocuğun yüksek yararları içerisindeki en temel konulardan birisi olan eğitim konusunda da çözüm modeli olarak hazırlanan 8 yıllık eğitimde bile sorunların çözülemediği ve eğitime geçilemediği izlenmektedir.
Geleneksel disiplin yöntemi olan dayağın Tedip kanunun olarak isimlendirebileceğimiz T.C. Kanununun 477. maddesiyle meşrulaştırılarak bugünde yaşamımızda olması özellikle eğitim de dayağın günlük yaşamın içerisinde olması sonucunu getirmektedir.

3. fıkrada sözü edilen bakım ve korumadan sorumlu kurumlar 2828 sayılı yasayla Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) denetimindedir. Bugün devlet kendi dışında hiçbir başka kuruluşun varlığını kabul etmezken dünyada bu konuda çözüm oluşturan kurumlar içerisinde ilk sırada olan sivil toplum kuruluşlarının organizasyonlarına izin vermemektedir. Sonuç olarak çok kısıtlı sayıda çocuğa hizmet ***ürebilmektedir. 1993 verilerine göre 68 çocuk yuvasında 7272 çocuk, 92 yetiştirme yurdunda 11217 çocuk, bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde 613 yatılı 4849 gündüzlü toplam 28.862 çocuk koruma altındadır. 234 çocuk koruyucu ailede,1030 çocuk evlat edinilmiş, 2442 çocuk ise ayni nakdi yardım programıyla desteklenerek aile yanında kalmıştır. 66 korunmaya muhtaç çocuk ücretsiz kreşlerden yararlandırılmıştır. 3772 çocuk ise diğer programlardan yararlandırılmıştır. 1994 verilerine göre hizmet veren personel 7081 kişidir.

Yukarıda verilen rakamsal veriler çok açık bir şekilde devletin ******n yüksek yararı ilkesine uygun davranamadığını, yeterli kaynağı oluşturamadığını ve planlamayı yapamadığını ortaya koymaktadır.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:06
#8
Madde 6. Çocuğun Yaşama, Yaşamını Sürdürme Ve Gelişme Hakkı

Her çocuk temel yaşam hakkına sahiptir. Devlet, ******n yaşamını ve gelişmesini güvence altına almakla yükümlüdür. Bu madde ayrımcılığın olmaması, ******n yüksek yararı, ******n görüşlerine yer verilmesini içeren maddelerle birlikte sözleşmenin en önemli maddelerinden birisini oluşturmaktadır. Çocuğun yaşam hakkının korunması, yaşam süresinin uzatılması, bebek ve çocuk ölümlerinin azaltılması, hastalıklarla savaşma ve sağlığın rehabilitasyonu, yeterli besleyici nitelikteki besini ve temiz içme suyunu sağlayarak yaratılabilir. Ayrıca çocuklar için ölüm cezasının kalkması, çocuk satışı için kaçırılmalarının önlenmesi de önemli kriterler içindedir.

Nikaragua’nın da raporunda belirttiği gibi kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmeleri ve doğum yapmaları hem çocuk-annenin hem de bebeğin sağlığını tehlikeye atmaktadır.1995 de Beijing de yapılan 4. Kadın Konferansında da belirtildiği üzere her yıl 15-19 yaş arası 15 milyon kız ****** doğum yapmaktadır. Bu denli küçük yaşta yapılan evlilik sonrası doğumlardan sonra ölüm ve hastalık oranı çok yüksek olmaktadır. O yüzden de kürtaja dikkat çekilmekte ancak direkt olarak karşıt bir pozisyon da alınmamaktadır. Ancak bazı ülkeler raporlarında bu duruma yer vermekte, örneğin Romanya raporunda ailelere modern aile planlama yöntemlerinin öğrenilmesi gerektiğini ve kürtaj sayısının azaltılması gerektiğini söylemekte aynı şekilde Nikaragua ülkesindeki genç yaştaki doğumlara ve bunun sonucunda ortaya çıkan ölümlere dikkat çekmekte, çocuk yaşta annelerin yaptığı doğumların tüm doğumların % 24’ü olduğu belirtilip önlem almanın gerekliliği söylenmektedir.

Çocuğun yaşamı sürdürme ve gelişme hakkı ile ilgili en önemli kriterlerden birisi de nüfus planlamasıdır. Burada en önemli boyutlardan birisi doğurganlık hızıdır. Ülkemizde toplam doğurganlık hızı 1978’de kadın başına 3.9 iken, bu sayı 1993’de 2.7’e düşmüştür. Ancak doğumların % 60’ının kayıtlara geçtiği varsayılmaktadır. Kayıt sisteminin de yetersiz ve eksik olduğu görülmektedir.

Yaşam hakkı anne karnında döllenme ile başlamaktadır. Doğum öncesi gözlem altında olması gereken gebelerin sadece % 63’ü sağlık kuruluşunda doğum öncesi izlenmektedir. Gebelerin ancak % 50’si gebeliğin 5. ayından sonra ilk izleme alınmaktadır. Doğumda annenin çok genç ya da yaşlı olması, doğum aralıklarının kısa ve doğum sayısının fazla olması, anne-çocuk ölümleri için risk faktörleridir. Son beş yıldaki doğumların % 44.3’ü bu risk faktörlerinden en az birini taşımaktadır. Son beş yıldaki doğumların % 37’sinde doğum öncesi süreçte hiç bakım alınmamıştır. Kentlerde yaşayanlar doğum öncesinde % 73, kırsal kesimdekilere % 46 daha fazla bakım almaktadır. Son beş yıldaki doğumların 5 59.6’sı bir sağlık kuruluşunda yapılmıştır.

Çocuğun yaşama hakkı güvenceye alınmış olmasına karşın T.C.K. 453. maddesinde yeni doğan ******n gayrı meşru olması durumunda annesi tarafından öldürülmesi halinde ceza indiriminin öngörülmesi infantisit olarak isimlendirilen yeni doğan bebeklerin öldürülmesi olgusunun yetersiz cezalandırıldığı göstermektedir.

Çocuklara ve hamile kadınlara ölüm cezasının verilmemesi gerekliliği de söylenmektedir. Silahlanmanın, savaşın özellikle de nükleer silahların çocuklara, bebeklere etkileri vurgulanarak tüm ülkelerin bunlardan arınıp, kullanmamaları için tüm ülkelerin antlaşmaya gitmeleri ve bunu uygulamaları gerektiği komisyon raporunda belirtilmektedir. Çocukların şiddetten, cinayetlerden korunmaları da önemli bir sorunu oluşturmaktadır. Örneğin Peru raporunda binlerce ölümle sonuçlanan, kayıp çocukların olduğu süregelen şiddet olgularından çocukların korunmaları gerektiğini söylemektedir. Guetemela’da ülkesinde bildirilen 84 çocuk öldürülme olayından yola çıkarak bunun önlenmesinin öncelikler arasında olduğunu belirtmiştir. Çocuk Hakları Komitesi 1991’de Pakistan’da camiye resim yaptığı için ölüm cezası verilen ******n kurtarılması için girişimde bulunmuştur. Aynı şekilde Endonezya‘da 1991’de Dili şehrinde çocukların yaptığı bir gösteriyi polis dağıtmak amacıyla şiddet kullanmış ve en genci 10 yaşında olmak üzere 43 çocuk ölmüştür. En küçüğü 6 yaşında olan 26 çocukta kaybolmuştur. En küçüğü 10 yaşında olan10 çocukta ciddi biçimde yaralanmıştır. Bunun üzerine girişimde bulunan Çocuk Hakları Komisyonuna Endonezya yetkilileri bu konunun iç işleri olduğunu söyleyerek karışmamaları gerektiği cevabını vermişlerdir.

Çocuk intiharları da dikkati çeken bir konudur. Finlandiya ve Kanada raporlarında ülkelerinde her geçen yıl artan sayıdaki çocuk yaştaki intiharlara dikkat çekmektedirler.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:07
#9
Madde 7. İsim Ve Vatandaşlık Hakkı

Çocuk, doğuştan itibaren bir isim alma hakkına sahiptir. Ayrıca, çocuk vatandaşlık edinme, ana-babasını mümkün olduğu ölçüde tanıyıp bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahiptir.

Çocuk doğar doğmaz resmi hüviyet sahibi olmalı yani nüfus kütüğüne kaydı yapılmalıdır. Bizde Medeni Kanun 39. maddeye göre "her doğum bir ay içinde bildirilir" denilmektedir.Bundan ******n veli, vasisi sorumludur. Bu yükümlülüğün yerine getirilmediği durumlarda 20.000 TL para cezası öngörülmektedir. Bu uygulamanın nüfusa kayıtları geciktirme ve sağlıksız bilgilenme gibi sonuçlara yol açtığı görülmektedir.

Nüfus kanunu 4m/2f maddesi ek madde 1'e göre de yetiştirme yurtları, bakım evleri ve benzeri yerlerin sorumluları da burada yaşayan çocukların nüfus kayıtlarından sorumludurlar, İşlemleri tamamlamak zorundadırlar. Ancak bunların da yeterli düzeyde yapılmadığı gözlenmektedir.
Kayıtların doğum anında yapılması en iyi çözüm olarak gözükmekte bunlarla ilgili tedbirlerin bir an önce Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile birlikte alınmalıdır.

Çocuğun ismini Medeni Kanunun 264.maddesi 3. fıkrasına göre anne-baba birlikte karar vererek koymalarına karşın anlaşmazlık durumunda babanın oyu anneye göre üstün kabul edilmektedir. Bu da önemli bir çelişki olarak gözükmektedir.

Çocuğun isim konulması konusundaki temel ölçü ******n kişisel ve toplumsal ilişkilerinde onurunun korunmasıdır, bunun dışındaki sınırlamalara yer verilmemelidir.

Çocuğun doğar doğmaz nüfusa kaydedilmesinin çocukların varlığının resmen kabulü ve istatistiklere girerek çocuk politikalarının oluşturulmasında bilimsel dayanağa sahip olunması için gerekliliği Madagaskar, Filipinler ve Nepal’in raporlarında belirtilmektedir. Ayrıca Peru raporunda nüfusa kaydedilmeyen bebeklerin ölümünün de bilinemeyeceğini vurgulamaktadır.

Kayıtların tutulması aynı şekilde çocuklarla ilgili resmi politikaların saptanmasında önemli rol oynayan verilerin sağlıklı oluşmasını da engeller. Bebek ölüm hızları gibi önemli verilerin bilinebilmesi ancak ******n resmi kayıtlara bildirilmesi ile mümkün olacaktır. Nikaragua , Senegal ve Etiopya raporlarında bunun önemine değinmektedir. Sözleşmeye göre çocuklar doğumdan hemen sonra nüfusa kaydedilmelidir. Nepal, Nikaragua ve Moğolistan raporlarında bunu kolaylaştırıcı mobil, gezici kayıt bürolarının oluşturulması ve okullarda bürolar açılmasını önermektedirler. Kayıtta ******n doğumdaki adı, cinsiyeti, doğum tarihi, doğum yeri, ebeveynlerinin adı ve adresi, ebeveynlerinin milliyeti ve işi, kardeşleri varsa yazılması önemli olabilir.

Kosta Rika doğumların % 97’sinin hastanede olduğunu bu açıdan her hastanede bir nüfus kayıt bürosu açtığını, ayrıca ******n parmak izinin de alındığını raporunda belirtmektedir.
Andorra, Kuveyt, Liechtenstein, Maldiv adaları, Monako, Singapur, Tayland, Tunus ve İngiltere bu maddeye çekince koymuşlardır.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 15:09
#10
Madde 8. Kimliğin Korunması

Bu maddede ******n kimliğinin korunmasından bahsedilmektedir. Devlet ******n kimliğini korumakla, eğer gerekiyorsa bu kimliğin temel öğelerini yeniden oluşturmakla yükümlüdür.

Bu madde özellikle Arjantin’de 1970-80’lerde yaşanan Cunta döneminde çok sayıda bebeğin, ******n kaybolması üzerine ortaya çıkmıştır. Birçok ******n çocuksuz ailelerce evlat edinilip yok olması üzerine bir çalışma başlamış, gerçek kimlikleri saptanmaya çalışılmıştır.

Burada kimlik hakkının korunmasında nüfus memurlarının ana-babanın isteğini yerine getirmemeleri, din konusunda nüfus kağıdında yazılacak kısımları kısıtlamalar getirmeleri önemli sorunlar olarak gözükmektedir.
Cinsiyet yazılımında kadınların nüfus kağıdının ilgili bölümüne kız, bakire, kadın, dul gibi kavramların yazılması da önemli bir sorun olarak gündeme gelmektedir. Ayrımcılığa giren bu tutumun düzeltilmesi gerekmektedir.
Kimlik sadece nüfus cüzdanını kapsamamaktadır. Çocuk kültürel, sosyal ve cinsel kimliği ile bütün olarak değerlendirilerek kimliğin korunması gerekmektedir.

Çocukların kimliksiz kalmaması için gayrı meşru çocukların annelerin velayet haklarının doğuştan anneye ait olmasına dair medeni kanunda ilgili değişikliklerin yapılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra terk edilen çocukların kimliklendirilmesinde gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Ülkemizde sık rastlanan bir durumda imim nikahlı eşlerin çocuklarının resmi nikahlı eşin ****** olarak kaydedilmesi durumunda ******n doğal kimliği ile resmi kimliği farklı olmaktadır. Bu durumdaki çocukların gerçek kimliklerinin bulunması için devletin çalışmalar yapması gerekmektedir.

Çocuğun milliyetini ve ismini koruması önemlidir. Özellikle çocuk satışları yeni doğan bebeğin kanundışı evlat edinilmesi konusunda duyarlılık göstermek önemlidir. Kolombiya’da 18.000 ******n ailesiyle birlikte olamadığı saptanmıştır. Çocuğun ebeveynleriyle yaşaması orijinini aldığı kültürü öğrenmesi, ailesini bilmesi çok önemli kavramlardır.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"


Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı