İPUCU

Sağlık Sağlık Dünyasından Haberler

Seçenekler

Kanser-tek başlık

Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:53
#1
Kanser-tek başlık
SARIMSAK KANSERE ETKİLİ



Sarımsak her derde deva. Şimdi de sarımsakta sıtma ve kansere karşı savaşta önemli rol oynayan bileşimler bulundu u ortaya çıktı. Kanada nın Toronto Üniversitesi nde yapılan bir araştırmada, sarmısa ın, sıtma hastalı ında oldu u gibi kanserle savaşta da önemli rol oynadı ı saptandı.

Sarmısa ın içinde bulunan bileşimlerin sıtmada enfeksiyon oluşmasını önledi i biliniyordu. Sarmısakta bulunan bileşimlerin, sıtmadaki enfeksiyonu önleme mekanizmasının, kanserle savaşta ortaya konulan mekanizmayla aynı oldu u belirtildi.


"Disulfides" adı verilen sarmısa ın içindeki bileşimler, do al olarak so an ve mohogany a acında da bulunuyor. Sarmısaktaki bileşimlerin, anti-mantar, anti-kanserojen ve anti-bakteriyel özellik taşıdı ı açıklandı.


Daha önce sarmısa ın sıtma üzerinde etkili olup olmadı ını hayvanlarda deneyen bilim adamları, disulfides bileşimlerinden sadece birinin, sıtma paraziti üzerinde etkili oldu unu saptadı. Disulfides bileşimlerini kanser hücreleri üzerinde deneyen uzmanlar, sarmısa ın içindeki bileşimlerden bazılarının, kanser hücrelerini öldürebildi ini belirledi.


Sıtma parazitinin hücreler üzerinde meydana getirdi i enfeksiyonu inceleyen araştırmacılar, kanser hücreleriyle sıtma enfeksiyonu taşıyan hücrelerin aynı profilde oldu unu gözledi.


Sarmısa ın içinde bulunan bileşimlerden biri olan Ajoenenin, hücreler için önemi bulunan glutathione sistemi üzerinde etkisi bulundu u gözlendi.


Ajoenenin, glutathione sisteminin eksilmesini önleyerek, hücrelerin oksidativ strese karşı etkili olmasını ve normal ****bolizmanın oluşabilmesini sa ladı ını belirtiliyor.


Bilim adamları, günün birinde sarmısa ın içinde bulunan bu bileşimlerden, sıtma paraziti ve bazı kanserler için ilaç elde edilebilece ini düşünüyor.


Bir ilacın elde edilmesi durumunda ilacın sarmısak kokup kokmayaca ıyla ilgili düşünceleri sorulan uzmanlar, "Laboratuvarda bileşimlerin oldu u küçük şişeyi açtı ımızda, herkes laboratuvardan kaçmaya çalışıyordu" diye yanıt verdi.


Sarmısak araştırmasıyla ilgili rapor, ABD nin Atlanta kentinde başlayan, "American Society of Tropical Medicine and Hygiene" genel kurulunda açıklandı.
rogerr Teşekkür etti.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:54
#2
MULTIPLE MYELOM


Multiple myelom, kemik ili inin kanseridir. Nedeni immün sistemde görevli beyaz kürelerin bir türü olan, plazma hücrelerinin kontrolsüz büyümesidir. Normalde plazma hücreleri immünglobülün veya antikor adı verilen ba ışıklık sistemine ait maddeleri üretirler. Ancak, multiple myelom da plazma hücreleri kontrolsüz bir şekilde ço alırlar ve çok aşırı miktarda tek tip immünglobülin üretirler. Di er tür immünglobülinlerde ise tehlikeli düzeyde azalma meydana gelir; bu durumda hasta enfeksiyonlara karşı duarlı hale gelir. Dahası, kanser hücreleri kemiklerde ve kemik iliklerinde toplanarak, kemik dokusunu harap eden tümörler (kitleler) meydana getirirler, bu durum kemiklerin zayıflamasına ve kırıklara neden olabilir.
Multiple myelom, son derece nadir bir kanser türüdür, ABD de her 100.000 kişide 3-4 kişide görülür. Bu hastalıkta yaş önemli bir risktir, hastalık genelde 60 yaş civarında ortaya çıkar. Di er risk faktörleri; radyasyon, asbest, benzen ve pestisidlerdir.

Hastalı ın ilk başlarında herhangi bir şikayet olmayabilir. Bununla birlikte multipl myelom geliştikçe, aşa ıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:
- Kemik a rıları, özellikle sırt, kaburga ve bazen de kollarda. Bu a rıların ortaya çıkabilmesi için myelom hücrelerinin sayısı kemikte harabiyet oluşturabilecek kadar çok olmalıdır,
- Sık sık enfeksiyonlara yakalanmak,
- Halsizlik,
- Kanamaların artması, özellikle burun ve dişetlerinde,
- Vücutta kolayca çürüklerin meydana gelmesi,
- Ciltte genel bir hissizlik,
- Ciddi böbrek şikayetleri,
- Tat duyusunun kaybolması,
- Bulantı ve kusma,
- Zihin bulanıklı ı.

Tanının konmasında doktorunuzun şüphelenmesi, ve kan tahlilleri yönlendiricidir. Kanser hücrelerinin kemik ili ini işgal etmesine ba lı olarak, normal kırmızı kan hücrelerinin üretimi azalır ve hastada kansızlık (anemi) ortaya çıkar. Kan testlerinde ayrıca artmış immünglobülinlerden dolayı protein miktarınd artış saptanır. 24 saatlik idrarda, hastalı a yönelik anormal proteinler saptanabilir.

Vücuttaki uzun kemiklerin, kafatası ve gö üs röntgenlerinin çekilmeis myelom tanısının konmasında destekleyici bilgiler verir ve kemiklerdeki zayıflamayı ortaya koyar. Plazma hücrelerinin anormal derecede arttı ını ispatlamak için kemik ili i biyopsisi yapmalıdır. Normalde plazma hücreleri kemik ili indeki hücrelerin %5 inden daha azını teşkil ederler. Ancak myelomlu hastalarda bu oran %10-%90 arasında olabilir. Tanısal amaçla yapılan kemik ili i biyopsisinde, %30 dan fazla plazma hücresi saptanası multipl myelom tanısı koydurur.

Tanı konduktan sonra, kanserin yaygınlı ını saptamaya yönelik testler yapılmalarak hastalı ın evresi saptanmalıdır. Evreleme karmaşık bir işlem sayılabilir ve protein düzeyine, kalsiyum seviyelerine, böbrek fonksiyonlarına ve kemik hasarına göre belirlenir. Aşa ıdaki evreleme, her klinik tarafından uygulanmıyor olabilir veya de iştirilerek uygulanıyor olabilir.
- Evre - I : az miktarda kanseri hücresi vücuda yayılmıştır ve hastada herhangi bir şikayet olmayabilir.
- Evre - II : yayılım birinci evreye göre daha fazladır.
- Evre - III : çok sayıda kanser hücresi vücuda yayılmıştır. Aynı zamanda kansızlık, kemik hücrelerinin yıkımına ba lı olarak kan kalsiyum miktarının artışı, üçten fazla kemikte tümöral kitle veya kanda M-protein adı verilen protein miktarının artışı olabilir.

Hastaların yaklaşık olarak %15 i tanı konulduktan sonraki ilk üç ay içinde yaşamlarını yitirirler. Ço u hastada ise hastalık 2-5 yıl süresinde yavaş yavaş ilerler ve durumun aniden kötüleşti i bir dönemle sona erer.

Kişileri radyasyon, asbest, benzen ve pestisidlerden koruyarak multiple myelomalı hastaların sayısını bir miktar azaltmak mümkündür.

Tedavi

E er hastada her hangi bir belirti (şikayet) yoksa tedavi hastalık ilerleyene kadar ertelenebilir, ancak hastanın genel durumu iyi de erlendirilmelidir. Tedavi başladı ında :
- 1 veya 2 yıl boyunca sürecek 4-6 haftalık ilaç tedavileri (kemoterapi) uygulanır. Bu tedavi ile hastaların %70 inde bir miktar iyileşme ve %10 unda tam remisyon (tam iyileşme dönemi) elde edilebilir.
- belirli kemiklerin tutuldu u hastalarda radyasyon tedavisi uygulanabilir.
- ciddi enfeksiyonların oluşmasının engellenmesi için intravenöz (damar içine) immünglobülin verilebilir.
- kemik ili i transplantasyonu. Bu tedavi 65 yaşın altındaki hastalarda ve özellikle hastalı ın ilk başlarında fayda sa layabilir.
- ancak yukarıda açıklanan tedavi yöntemlerinden herhangi birinin hastaları tam olarak tedavi edebile i kesin de ildir, ancak bu yöntemler hastaların uzun yıllar yaşamasına katkıda bulunabilir.

E er sizde sık sık enfeksiyon gelişiyorsa, kemik a rısı, sık burun kanaması, küçük bir kesik sonucu uzun süreli kanama, kolay çürük oluşumu ve anormal derecede halsizlik şikayetleriniz varsa vakit geçirmeden hekiminize müracaat edin. Özellikle 50 yaşın üzerindeki kişiler bu tür şikayetler konusunda dikaktli olmalıdır.

Multipl myelomlu hastaların %29 u tanı konulduktan sonra 5 yıldan fazla yaşamaktadırlar. Ancak multipl myelomlu her hangi bir hasta için 5 yıllık yaşam süresi, hastalı ın evresine ba lıdır:
- Evre I : %25 - %40
- Evre II : %15 - %30
- Evre III : %10 - 25
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:54
#3
Mesane Kanseri


Erkek mesane kanseri olması riski kadınlardan üç kat daha fazladır. Amerika da her yıl yaklaşık kırk bin yeni mesane kanseri olayı teşhis edilir ve onbeş binden fazla ölümün nedeni bu hastalıktır. Mesane kanseri kırk yaşın altındakilerde nadiren görülür. Bunun en azından çevresel faktörlerle ilişkili oldu u düşünülmektedir. Bu hastalık sigara içenlerde boya, kimya ve lastik sanayiinde çalışan işçilerde daha fazla görülür.
Belirtiler

-İdrarda kan;

-Pelvik sancı (ön ve yanlardaki kalça kemiklerinde sancı);

-İdrar yapmada zorluk;

Teşhis

En sık görülen ilk belirti, a rı ya da başka bir rahatsızlık olmaksızın, idrarda kan bulunmasıdır. Sık yapılan bir teşhis hatası, idrardaki bu kanın mesane iltihabına ba lanmasıdır. E er mesane kanserini düşündüren şikayetleriniz varsa, doktorunuz kanserli hücreleri saptamak üzere idrar tahlili yaptıracaktır. IVP denilen özel bir böbrek röntgeni çekilebilir ve doktorun mesanenin içini görebilmesi için, sistoskopi yapılacaktır. Sistoskopi sırasında, habis hücreler açısından mikroskop altında incelenmek üzere, mesane duvarından parça alınır.

E er kanser saptanırsa, doktorunuz kanserin hangi evrede oldu unu saptamak için, karın ya da pelvis tomografisi isteyebilir. Kanserin mesane dışına yayılıp yayılmadı ını anlamak için yapılan testler, gö üs röntgeni ve kan tahlilleridir.

E er mesanedeki tümör küçükse ve mesaneyi kaplamamışsa, iyileşme şansı yüksektir. Bu türden mesane kanseri olan insanların yaklaşık %50si ile 70i arasında kalan kısmı üç yıllık bir süre içerisinde iyileşme gösterecektir. Ancak kanser yine de önemli olacaktır.

Kanseri kaslara ve ya dokusuna yayılan şahısların yaklaşık %45i radyasyon tedavisinin yapılmış olması koşuluyla en azından 5 yıl süreyle yaşarlar.

Mesane kanseri di er organlara da sıçrayan insanların büyük bir ço unlu u tedavi görse de 2 yıldan fazla yaşayamaz.

Tedavi

Yüzeysel mesane kanserindeki tedavi genellikle tümörün kendisinin alınması şeklindedir. Bunun için büyük bir ameliyat gerekmez, çünkü cerrah tümörü bir sistoskop aracılı ıyla alınabilir.

Yüzeysel tümörün alınmasından sonra biyopsiyi ihtiva eden sistoskopik de erlendirme her 3 ile 6 ayda bir kanserin yeniden oluşup oluşmadı ını belirlemek için yapılır. E er bu olay yinelenirse, tümör yeniden sistoskopi ile alınabilir. Ancak bu sefer gelecekteki mesane kanseri olasılı ını azaltmak için kanserle mücadele edici ilaçlar verilir.

E er hastalık mesane kasları ve ya dokusunu kaplarsa mesanenin kendisinin, erkeklerde de prostat bezinin de birlikte olmak üzere, alınması gerekir. İlerlemiş mesane kanseri olan kadınlarda da yumurtalıkların, rahmin ve vajinanın bir kısmının alınması gerekir.

Mesanenin alınması, idrarın geçece i bir açıklı ın yaratılmasını gerektirir. Bunu yapmanın de işik yolları vardır. En başarılı olan tekniklerden birinde üreterler, bir parça ba ırsaktan yapılmış yapay bir mesaneye ba lanırlar. Yani mesane göbe in yan tarafından vücudun iç kısmına tutturulur. Daha sonra idrarı giysilerin altından vücut üzerinde bir torbaya boşaltmak üzere karın duvarından bir delik açılır. Buna ileal kanal işlemi denir.

Bazı hekimler, invazif (yayılma gösteren) mesane kanseri için bu operasyondan sonra radyasyon terapisi ve kemoterapi önerirler. Tümör lenf ise kemoterapi kullanılabilir. ****statik hastalı ı (di er organlara yayılan kanser) olan şahısların %30 ile 70 i arasındaki kısmında kemoterapi kanserin yayılmasını kontrol altına almak ve a rıyı hafifletmek açısından yararlıdır. Ancak bunun yararı 6 aydan daha fazla sürmez ve kanser bu süreden sonra ilerlemeye devam eder.

Mesanenin ameliyat ile alınması veya radyasyon terapisi ile devam eden kemoterapinin bir kombinasyonu yayılma gösteren (invasiv) hastalı ı olan şahısların bazılarında yaşamı uzatır.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:54
#4
LOSEMI


Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik ili i) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme e ilimindedirler.
Akut Lösemiler

Akut lösemide, kemik ili inde olgunlaşmamış kan hücreleri hızlı bir şekilde üretilmekte, ve sonuçta sa lıklı-normal kan hücrelerinden sayıca daha fazla hale gelmektedirler. Bu anormal hücreler di er organlara da yayılarak, organı fonksiyonlarını yapamaz hale getirebilirler. Akut lösemilerin sınıflandırılması temel olarak olgunlaşmayan hücrelerin tipleir esas alınarak yapılır:

- Akut Lenfoid Lösemi (ALL) : Normalde lenfosit adı verilen olgun kan hücresi tipine dönüşmesi gereken lenfoblast isimli olgunlaşmamış kan hücrelerin artması ile karakterizedir. Bu lenfoblastlarin sayıları çaok miktarda artar ve genelde lenf dü ümlerinde birikirek şişliklere neden olurlar. ALL, en sık gözlenen çocukluk ça ı kanseridir, ve 15 yaş altındaki çocuklarda gözlenen lösemilern %80 i ALL dir. Bazen yetişkinlerde de görülebilmekle birlikte, 50 yaşın üzerinde ALL son derece nadirdir.

- Akut Myeloid Lösemi (AML) : Myeloblast adı verilen ve normal kan hücrelerine dönüşmesi gereken olgunlaşmamış kan hücrelerlinin üretimi ile karakterizedir. Olgunlaşmamış bu hücreler kemik ili inde çok yüksek sayılara ulaşırlar ve normal kan hücrelerinin üretimini azaltırlar. Sonuçta anemi (kansızlık - kırmızı kan hücresi üretiminde azalma) ve sık enfeksiyona yakalanma (beyaz kan hücresi üretiminde azalma) durumu ortaya çıkabilir. Ergenlik ça ında ve 20 li yaşlarda saptanan lösemilerin %50 sini, yetişkinlerdeki lösemilerin de %20 sini AML oluşturur.

Kronik Lösemiler

Kronik lösemi, görünüşte olgun ancak normal olgun kan hücrelerinin yaptıklarını yapamayan kan hücrelerinin aşırı üretimi ile karakterizedir. Kronik lösemi daha yavaş ilerler ve sonuçları daha az dramatiktir. Temel olarak iki alt grubu vardır:

- Kronik Lenfoid Lösemi (KLL) : Olgun görünüşe sahip lenfositlerin kemik ili inde aşırı üretimi ile kendini gösterir. Bu anormal hücreler tam olarak olgunlaşmış normal lenfositler gibi görülürler, ancak normal lenfositler gibi vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyamazlar. KLLde, kanser hücreleri kemik ili inde, kanda ve lenf nodlarında bulunurlar ve lenf dü ümlerinde şişmeler meydana gelir. KLL tüm lösemilerin %30unu oluşturur. 30 yaşın altında nadiren görülürler, ancak görülme sıklı ı yaşla birlikte artar ve en sık olarak 60-70 yaş arasında gözlenir. Saçlı (Hairy) hücreli lösemi; lenfosit kaynaklı bir kronik lösemidir ancak KLLden farklıdır. KLLden farklı olarak, saçlı hücreli lösemi ilaç tedavisi ile sıklıkla tedavi edilebilmektedir.

- Kronik Myeloid Lösemi (KML) : Bu lösemi, olgun görünüşlü ancak fonksiyon kaybı bulunan myeloid hücrelerin (beyaz kan hücreleri gibi) aşırı üretimi ile kendini gösterir. Bu aşırı üretim hiç normal hüre kalmayana kadar devam eder. KML hastası olanlarda sıklıkla Philadelphia kromozomu denilen kromozom anomalisi ortaya çıkar. Bu kromozom anomalisinde bu hastalı a neden olan bir enzimin üretilmesine neden olan bir genin oldu u düşünülmektedir. KML yetişkinlerde gözlenen lösemilern %20-30 unu meydana getirir ve 25-60 yaşları arasında gözlenir. Bazı hastalarda kemik ili i nakli ile bu hastalık tedavi edilebilir.

Genel olarak lösemiler tüm kanserlerin %2 sini oluştururlar. Erkeklerde lösemi daha sık gözlenmektedir. Ayrıca beyaz ırkta da daha sıktır. Yetişkinlerde lösemi tanısı konma sıklı ı çocuklardan 10 kat daha fazladır ve risk yaşla birlikte artar. Çocuklar arasında ise 4 yaş altında daha sık gözlenir.

Löseminin kısmen de olsa ailevi olabilece ine dair bulgular vardır; özellikle KLL gibi belirli türlerinde, bazı ailelerde yo unlaşma gözlenmektedir. Belirli genetik hastalıklarda (Down sendromu gibi) da bazı lösemi tiplerinin daha sık gözlendi i bilinmektedir. Bununla birlikte, kesin bir genetik ve ailevi risk henüz saptanmamıştır. Myeloid lösemi olgularında, iyonize edici radyasyona ve benzene (kurşunsuz benzinde bulunur) maruziyetin hastalı ın gelişmesinde etkili oldu unu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Belirtiler

Erken döneme ait belirtiler genelde gözden kaçmaktadır, çünkü bu dönemdeki şikayetler nezle veya di er sık gözlenen hastalık şikayetlerine benzer.

- Ateş, halsizlik, kemik ve eklemlerde a rılar, baş a rıları, deride kızarıklıklar,

- lenf dü ümlerinde şişlikler

- sık sık enfeksiyona yakalanma

- sebebi bilinmeyen kilo kaybı

- dişeti ve burun kanamaları

- karaci er veya dalakta büyüme veya karında şişkinlik hissi

- ciltte sık sık çürükler meydana gelmesi veya kesiklerin çok güç durması

Tanı

Öncelikle şikayetlerinizden ve muayene bulgularınızdan şüphelenilmesi gerekir, daha sonra kan testleri ile tanı netleştirilebilir. Daha sonra yapılacak kemik ili i biyopsisi, özel kan testleri ve genetik testler yapılabilir.

Genel olarak kronik lösemi akut lösemiden dah yavaş ilerler. KML hastaları tipik olarak 3-5 yıl boyunca normaldirler daha sonra AML benzeri bir tablo meydana gelir.

Şu an için lösemia hstalı ından korunmanın kesin bir yöntemi bilinmemektedir. Ancak ileriki yıllarda genetik testler, lösemi gelişme riski yüksek kişileri belirlemede kullanılabilir. O döneme kadar lösemi hastalarının birinci derece akrabaları düzenli oalrak doktorlarına muayene olmalı ve kan testi yaptırmalıdırlar.

Tedavi

Akut Lösemiler

Akut lösemilerde evreleme yapılmaz (kanserin ne kadar yayıldı ına bakılmaz), ve tedavi hastalı ın yaygınlı ına göre de işmez. Akut lösemilerin tedavisinde hastanın durumu ve yeni tanı konup konmadı ına dikakt edilir.

ALL de tedavi genelde fazlar halinde uygulanır ancak tüm fazlar tüm hastalara uygulanmaz:

Faz 1: başlangıç tedavisi; hastayı remisyon dönemine sokabilmek amacı ile hastanede ilaç uygulanır.

Faz 2: konsolidasyon dönemi; faz 1 deki ilaçlara devam edilir, ancak hastalar hastanede kalmazlar.

Faz 3: profilaksi (koruyucu) dönemi; farklı ilaçlar kullanılır ve radyasyon tedavisi de uygulanabilir. Löseminin beyin ve santral sinir sistemine yayılması önlenmeye çalışılır.

Faz 4: lösemi tedavi edildikten sonra, hasta düzenli olarak kontrole ça ırılır ve gerekli testler yapılır.

Tekrar eden lösemi: bazı hastalarda tedaviden sonra lösemi tekrar ortaya çıkabilir. Bu hastalara daha yüksek dozlarda ve farklı grup ilaçlarla tedavi verilir. İlaç tedavisinden sonra 4-5 yıl hastanın hastalıksız dönemde kalması gerekir. bazı hastalarda allojenik kemik ili i nakli yapılabilir.

AML tedavisi genelde AML nin tipine, hastanın yaşına ve genel sa lık durumuna göre yapılır. Genellikle hastaları remisyon (hastalıksız) dönemine sokmak için tedavi uygulanır.

Kronik Lösemiler

KLL; tanı konduktan hemen sonra kanserin yaygınlı ı saptanmalıdır. KLL nin dört dönemi vardır:

Dönem 0: kanda çok sayıda lenfosit vardır. Genel olarak, başka her hangi bir lösemi bulgusu yoktur.

Dönem 1: Lenf dü ümlerinde şişlik

Dönem 2: Lenf dü ümlerinde, karaci er ve dalakta büyüme ve şişlik

Dönem 3: Anemi (kansızlık) gelişmiştir

Dönem 4: trombositler (pıhtılaşmayı sa layan hücreler) çok azalmıştır. lenf dü ümleri, dalak ve karaci er büyümüş olabilir, kansızlık bulunabilir.

KLL tedavisi, hastalı ın dönemine, hastanın yaşına ve genel sa lık durumuna göre de işir. Dönem-0 da tedavi gerekmeyebilir ve hasta düzenli olarak kontrol edilir. Dönem-1 ve 2 de ilaç tedavisi farklı şekilllerde uygulanabilir. Belirli hastalar kemik ili i nakli ile tedavi edilirler.

KML için, kemik ili i nakli en yaygın tedividir. Belirli ilaçlar da tedavide kullanılır.

Tüm lösemiler için ortalama 5 yıllık hayatta kalma oranı %42 dir, ancak tiplerine göre farlılık gösterir:

ALL  genel olarak ALL li çocukların %90 ı tamamen iyileşir ve tüm yaşlar için 5 yıllık hayatta kalma oranı %80 dir. Yetişkinlerde durum daha kötüdür, 5 yıllık yaşam oranı %25-35 dir.

AML  uygun tedavi ile AML hastalarının %70-75 inde iyileşme beklenir. İyileşen hastaların bir kısmında hastalık tekrarlayabilir ve bu durum genel tedavi oranını %40-60 a düşürür.

KLL  KLL hastaları için ortalama yaşam süresi 9 yıldır, ancak bu sürenin 35 yıl oldu u hastalar vardır. Dönem 1 ve 2 deki hastaların yaklaşık %70 inde iyileşme dönemleri sa lanabilir.

KML  ortalama sa kalım süresi hastaların yaşına, hastalı ın yaygınlı ına ve tedaviye göre de işir. 40 yaşın altında, hafif şikayetleri olan hastaların 3 yıl aşama oranları kemik ili i naklinden sonra %50-60 civarındadır. Bununla birlikte, kemik ili i nakli yapılmayan hastaların sadece %15-25 inde 5 yıldan fazla yaşam mümkün olmaktadır. Az sayıdaki hastanın 20 yıl civarınd ayaşadı ı bildirilmiştir.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:55
#5
KEMIK TUMORLERI


Kemikte başlayan tümörler nadirdir. E er kanserliyse, habis hücreler ço u zaman vücudun başka bir yerindeki kanserden gelmişlerdir (****staz yapmıştır.) Bunun istisnaları ilikte başlayan multipl meyelom ve osteosarkomdur.
Belirtiler

- Kemi in yüzeyinde sert bir şişlik,

- Bu şişlikle birlikte a rı,

- Kemik kırılmaları.

Osteosarkom birinci kemik kanserleri arasında en yaygın olanıdır. Bunların her ikisi de ****staz şeklindeki kemik kanserlerinden çok daha az görülür. Daha büyük sıklıkla, kemik tümörleri selimdir.

Teşhis

Röntgen yararlı olabilir, ancak kesin teşhis koymaya yetmeyebilir. Tümörün habis olup olmadı ını anlamak için, laboratuvarda incelemek üzere küçük bir doku örne inin alındı ı kemik biyopsisi yapılabilir.

Selim tümörler nadir olarak sa lı ı tehlikeye atar. E er tümör habis ya da vücudun başka bir bölgesinden yayılmışsa yaşamı tehdit edebilir.

Tedavi

Selim tümörlerin nadir olarak ameliyatla çıkartılması gerekir. Osteosarkom gibi bir kemik kanseri ameliyatla çıkartılır ve kanser ilaçları verilir. Bazen, kanser dokusu alınırken kol ya da bacak korunur ve daha sonra onarılır. Bu işlemi bir rehabilitasyon programı izler.


KAS TUMORLERI

Adale tümörleri nadirdir. Oldukları zamanda ço unlukla selimdirler fakat habis bir adale tümörü (rhabdomyosarcoma) hayatı tehdit edebilir ve derhal tedavi edilmesi gerekir.
Belirtiler

- Adale dokusunda, cildin yüzeyinden görülebilen bir şişkinlik,

- Etkilenen bölgede a rı,

- Kitlede süratli büyüme;

Teşhis

E er cildinizin altında herhangi bir şişkinlik görürseniz doktorunuza gidin. Cildin altındaki şişkinliklerin ço u lipomdur (selim ya tümörü). Bunlar ya dan meydana gelmiştir ve ciltle adale arasında bulunur. Ço u zaman hafif bir parmak basımıyla kolayca belirlenir ve kolayca hareket eder. Birkaçı birden bir arada bulunabilir. Bu şişkinliklerde ço unlukla endişe edecek bir şey yoktur.

Doktorunuz şişkinli i muayene edecektir ve e er ciddi bulursa o bölgenin bir röntgeni, manyetik rezonans görüntü taraması veya bilgisayarlı tomografı taramasını isteyecektir. Bu doku biyopsisi de gerekir.

Tedavi

E er tümör selimse tedavi gerekmez ya da cerrahi olarak çıkartılıp konu kapatılır. Fakat e er habisse cerrahi çıkartma, radyasyon tedavisi veya kemoterapi gerekli olabilir.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:55
#6
KANSERLE BIRLIKTE YASAMA VE TEDAVI


Kanser artık geçmişten daha fazla bir sıklıkla iyileşebilmektedir. Bilgimizin genişlemesi ve kanserin biyolojisini anlayabilmemiz nedeniyle tam bir iyileşme ve yaşamın uzatılması olasılı ı sürekli olarak gelişme kaydetmektedir. Sonuç olarak kanser hücrelerini öldüren yeni tedaviler geliştirilmektedir. Bu tedaviler daha etkin olmakla kalmayıp daha da emniyetli olmaktadırlar.
A rının kontrol altına alınması da yıllar geçtikçe daha geliştirilmekte ve hatta ölümcül derecede hasta olan kanserli kişilerin a rıları bile azaltılabilmektedir. Bundan sonraki sayfalarda şu anda varolan tedavileri, uygun bakımın nasıl yapılaca ı konularını ve kanserle birlikte yaşamak ve kanserle mücadele etmek ve tedavisindeki anahtar hususları açıklamaktayız.

Kanser Tedavisi

İki ayrı vakadaki kanser tedavi yöntemi birbirinin aynı olamaz. Kanserli olan her bir şahsın kendine özgü bir durumu vardır. Ancak kanserli olan bir çok insana uygulanabilen temel tedaviler benzerdir. Bunlar cerrahi müdahale, radyasyon terapisi ve kemoterapidir.

Herhangi bir şahısta niçin belli bir tedavi de il de bir başka tedavi biçiminin daha uygun oldu u kişisel teşhise, hastalı ın aşamasına ve hastanın yaşı, cinsiyeti, genel sa lık durumu ve kadınlarda, menopoz durumları gibi di er faktörlere ba lıdır.

Teşhisin can alıcı noktası kanserin yayılmış olup olmadı ının belirlenmesidir. Kötü huylu tümörlerin tedavi amacıyla, çevrelere ayrılmasını belirten ve staging denilen derecelendirme, tümörün di er hangi organlara yayılmış oldu unu belirler. Bu süreç hekiminize tedavinin planlanmasına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda tedavinin başarı ve başarısızlık olasılı ının de erlendirilmesinde de yardımcı olur. Örne in hekiminiz böylesi bir süreç sonunda cerrahi müdahale veya radyasyon terapisi gibi lokalize bir tedavinin veya kemoterapi gibi sistemik bir tedavinin vücudun di er taraflarına yayılan kanser hücrelerini öldürmek için yeterli ve gerekli olup olmadı ını görebilecektir.

Kanser Tedavisi İçin Hekim ve Tedavi Yerinin Seçimi

Teşhis, tedavi ve rehabilitasyon gibi karar lar oldu u kadar hekim ve hastane seçimine ilişkin tüm kararlar da kişiler arasında belli bir paylaşım sonucu verilebilir. Tüm bu kararlarda ki karmaşıklı ı gözönüne alacak olursak bunla rın siz de dahil olmak üzere tek bir kişiye bıra kılmaması çok önemlidir.

E er kanserli oldu unuzdan şüphe ediyor sanız veya kanser teşhisi konulmuşsa yapıla cak olan en iyi şey korkularınızı ve yaşadıkları nızı aile üyelerinizle ve sizi sevenlerle paylaşmanızdır. Sizi tanıyanlar ve sizin için endişele nenler kritik kararların verilmesi sorumlulu u nu ve acınızı paylaşmada size yardımcı olabilir. Sa lı ınızla ilgili sorunları hiçbir zaman acizlik hissiyle bırakmayın. Hiçbir durum sizin kontro lünüz dışında olmamalıdır. Her zaman soru sor ma, kararlarınızı de iştirme ve ilgili olan herke se endişelerinizi anlatmak hakkına sahipsiniz. Teşhisi de iştiremezsiniz. Ancak bakım ve te davinize ilişkin kararı veren kişi siz olabilirsiniz ve hatta siz olmalısınız.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:56
#7
KANSERIN ONLENMESI


Hiçbir garanti olmamasına ra men kanser riski taşıyan faktörlerden kaçınmak iyi bir önlemdir. Aşa ıda belirtilen kuralları uygulamaya çalışın.
Tütün Kullanılması (Sigara içmek)

Tek kelimeyle hayır. Akci er kanserinden ölümlerde her 5 Ölümden en az 4 ünûn rieâeni ve tüm kanserle ilişkili olaylarda yaklaşık yüzde 30 miktarında ölümün nedeni sigara içmektir. Dumansız tütünün kullanımı insanlarda a ız, gırtlak, bo az veya yemek borusu kanseri riskini artınr.

Güneşe Maruz Kalmak

Her yıl yaklaşık yarım milyon melanom olmayan cilt kanseri olayının hemen hemen hepsinde temel düşmanın güneş oldu u yeni araştırmalarla belirtilmektedir. Özellikle cildiniz açık renk ise güneş ışınlarına maruz kalmaktan kaçının. Güneş yanıklarından kaçınmak için bir koruyucu kullanın.

Alkol

Kendi alkol tüketiminizden kendiniz sorumlu olun. Çok içenlerde a ız, gırtlak, bo az, yemek borusu veya karaci er kanseri riski fazladır.

Menopoz Tedavileri

Olgun yaştaki kadınlarda menopoz belirtilerinin tedavisi için östrojen kullanımı endoınetriyal (rahim mukozası ile ilgili) kanserlerde belli riskler yaratır. Doktorunuzla tedaviyi tartıştı ınız zaman östrojen tedavisinin yararlarını ve risklerini dikkatlice tartın.

Radyasyona Maruz Kalma

İyonize radyasyonu (x-ışınlarına) aşırı bir şekilde maruz kalma kanser riskini artırır. Evlerdeki radon da potansiyel bir risk olabilir. Tıbbi x-ışınlannın ço u, görüntü kalitesini bozma pahasına, mümkün olan en düşük dozda verilecek şekilde ayarlanır ve fazla radyasyona maruz kalmamanız sa lanır.

Sanayi Maddelerine Maruz Kalmak

Nikel, krom, asbest, vinil klorid ve di er bazı sanayi maddelerine maruz kalma belli kanserlerin riskini artırır.

Beslenme

Yediklerinizin kansere yakalanma riskine etkisi olabilir. Çok ya lı veya tuzlama şeklinde hazırlanmış, "isli" denilen türde, veya nitritle işlemden geçirilmiş gıdalar ve yemekler potansiyel olarak tehlikeli olabilir. Di er yandan A ve C vitaminlerinin zengin oldu u yiyecekler ve lifli yiyecekler belli kanserler için riski azaltmada yardımcı olabilir.


KANSERDE RADYOTERAPI


Dozun dikkatli bir şekilde ayarlanması ile yüksek enerji veren radyasyon kanser hücrelerini öldürmede kullanılabilir. Radyasyon terapisi kanserli hastaların yaklaşık yarısında ya tedavinin bir parçasıdır, ya da tek. tedavi biçimidir. Radyasyon terapisine; radyoterapi, ışın tedavisi, kobalt tedavisi veya şualama denir. Bu türden bir tedavi şekli yalnızca radyasyon alabilecek alanlarda ortaya çıkan kanser hücreleri için etkilidir.
Radyasyon, cerrahi müdahaleden önce kanserli bir tümörün küçültülmesi için, cerrahi müdahaleden sonra geriye kalan kanser hücrelerinin büyümesinin durdurulması veya anti-kanser ilaçlan ile ölümcül bir durumda olan bir tümörün ortadan kaldırılması için kullanılabilir. Radyasyon özellikle lenf dü ümleri veya ses tellerindeki habis tümörler gibi belli lokalize kanser çeşitlerinin tedavisinde etkilidir.

Cerrahi müdahaleye benzer olarak radyasyon da, e er kanser tüm vücuda yayılmışsa veya radyasyonun giderilebilece i alan dışındaysa tedavi edici niteli e sahip de ildir. Ancak tedavi muhtemel olmasa bile radyasyon terapisi yine de kullanılabilir. Çünkü tümörleri küçülterek neden oldukları basınç ve a rıyı azaltabilirler veya kanamayı durdurabilirler.

Genellikle radyasyon cerrahi müdahaleden daha az bir fiziki rahatsızlık verir. Ancak bazı zorlu yan etkileri ortaya çıkarabilir.

Bu türden yan etkiler x ışınlarının normal dokulara verdi i zarar şeklindedir. Sonuçta cildinizde tahriş, yutma güçlü ü, a ızda kuruluk, bulantı, ishal, saç dökülmesi, ve enerji Abından rahatsız olabilirsiniz. Bu etkilerin ne kadar ciddi ve geniş oldu u radyasyonun nedeni ve ne kadar kullanıldı ına ba lıdır.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:57
#8
KANSERDE KEMOTERAPI (ILAC TEDAVISI)


E er cerrahi müdahale veya radyasyon ile dokuların tedavisi mümkün de ilse, kemoterapi denilen bir yaklaşımı kullanarak antikanser ilaçlarının kullanıldı ı bir tedavi uygun olabilir. Hodgkin hastalı ı, çocuklarda lösemi, veya testislerde kanser gibi bazı kanser çeşitlerinde, kanser çok fazla yayılmış olsa bile kemoterapi tedavi edici niteli e sahip olabilir. Kanserin tedavi edilemez oldu u di er durumlarda, kemoterapi şikayetleri ortadan kaldırabilir ve hastanın yaşam düzeyini iyileştirebilir.
Kanser kemoterapisi her zaman tek bir ilacın kullanılması anlamına gelmez. Kombinasyon terapisi kanser hücrelerini öldürmek için bir grup ilacın birlikte verilmesini içerir. E er antikanser ilaçları cerrahi bir müdahale veya radyasyon tedavisinden sonra varlı ını sürdüren kanser hücrelerinin yok edilmesi için kullanılırsa buna adjuvan kemoterapi denir. Adjuvan latincede yardımcı anlamına gelir. Adjuvan kemoterapi genellikle koltuk altındaki lenf dü ümlerine yayılan ve ilk cerrahi müdahale sırasında fark edilen gö üs kanseri gibi kanserlerde önleyici bir tedbir olarak kullanılır.

Antikanser ilaçları normal doku hücrelerini de etkileyebilir. En fazla etkilenebilecek olan normal hücreler hızla bölünebilen hücrelerdir (örne in kemik ili i, gastrointestinal yollar, üreme sistemi ve saç foliküllerindeki (bezciklerindeki) hücreler). Bu hücreler genellikle tedaviden kısa bir süre sonra yenilenirler.

Kullanılan belli ilaçlara ba lı olarak, kemoterapi radyasyon terapisinde görülenlere benzer çeşitli yan etkileri ortaya çıkarabilir. Saç dökülmesi, a ızda yaralar, yutma zorlu u, a ız kurulu u, bulantı, kusma, ishal, kanama ve enfeksiyon gibi yan etkiler ve toksik reaksiyonlar arasındadır. Daha az görülen sorunlar arasında kalp, karaci er, akci erler veya böbreklere verilen zarar vardır.

Genelde tedavi, deneyimli kanser uzmanlarının denetimi altında yapıldı ı zaman, kemoterapi ve radyasyonun etkileri tersine çevrilebilir ve minimuma indirilebilir.


KANSER TESHISI


Kanserin en iyi teşhisi, erken yapılan teşhistir. Kanser ne kadar erken belirlenirse, vücutta di er organ veya dokulara yayılmadan önce tedavi edilebilme şansı da o kadar yüksektir. Günümüzde varolan kanser tarama metodlan ile artık birçok kanser tedavi için yeterli olacak şekilde erken teşhis edilmektedir.
Kanser teşhisinde amaç kanserin çeşidini ve yerleşti i yeri belirlemektir. Her kanser çeşidinin kendine özgü büyüme oranı, yayılma e ilimi ve yayılma e ilimi gösteren hedef niteli inde özel doku veya organ grupları vardır.

Kanserin çeşidinin belirlenmesi ile doktorunuz bunun nasıl gelişece ini tahmin edecek ve uygun tedavi işlemlerini planlayabilecek duruma gelir. Kanserin şimdiki durumda ne kadar yayılmış oldu unu (evreleme) belirlemek de, teşhis olayı içerisindedir. Evreleme: kötü huylu tümörleri, tedaviye yön verme amacıyla, klinik belirtileri ve yayılma derecelerine göre evrelere ayırma. Sonuçta doktorunuzun kanserleşme e iliminin nasıl etkilenece i veya sizin sa lı ınızı nasıl etkileyece ini de erlendirmesi gerekir.

Di er şeylerin yanı sıra, bu türden belirlemeler de sizin kanser çeşidinize uygun tedavi biçiminin belirlenmesi açısından doktorunuza yol gösterecektir. E er hastalı ın teşhisi veya yayılma derecesinin devrelere ayrılması birkaç günü veya haftayı gerektirirse pani e kapılmayın. Sizin bütünlüklü tedavinizin dayanaca ı kesin bir teşhis, genellikle laboratuvarda bir doku numunesinin incelenmesini (biyopsi), röntgen ve di er laboratuvar işlemlerini gerektirir.


KANSER REHABILITASYONU


Rehabilitasyon, kanser tedavisinin önemli bir parçasıdır ve tedavi başlamadan çok önce programlanır. Tedavi şekline göre bu da ayarlanır. Rehabilitasyonun amacı sizi eski yaşamınıza döndürmektir. Bu; işte yeniden e itilmek, ev işlerinde yardım almak, egzersiz programı, veya protez kullanmayı ö renmek olabilir. Bunun için ço unca bir ekip çalışması gerekebilir. Psikiatrist, sa lık-bakım personeli, fizyoterapist, iş terapisti ve kendi doktorunuz bu ekipte olacaktır.
Bazen konuşma terapisti veya patalojisti gerekebilir (örne in gırtlak kanseri ameliyatı sonrası) veya kalın ba ırsak ameliyatından sonra dıştan takılan torbayı nasıl kullanaca ınızı ve buna dayanabilmeyi ö retecek bir kişi gerekebilir. Yapay bir organı nasıl kullanaca ınızı da bunun uzmanı ö retecektir.

İlk rehabilitasyon hastanede başlayıp sonra evde sürdürülebilir veya tümü evde yapılabilir.

İlk denemelerde çok zorlanırsanız veya sonuç alamazsanız kesinlikle iradenizi yitirmeyin. İlerleme yavaş olabilir ama asla rehabilitasyon programını terk etmeyin. Terapistinizin önerilerini dinleyin. Sorunlarınız olursa, terapistiniz, psikiatristiniz veya doktorunuzla konuşun.

Yaşamınızı normal sürdürebilmeniz için yardımcı olacak birçok destek grupları vardır ve bunların ço u kanseri yenmiş kişilerdir. Bu konuda kanser dernekleri yardımcı olacaktır. Yaşlılar, birçok çocuk ve gençler eski hayata dönmekte güçlük çekebilirler. Bunalım ve yeniden uyum sa lamada direnmek aile bireylerini çok zor durumda bırakmaktadır. Bu sorunlara yardımcı olacak çeşitli destek grupları vardır.

Bu dönemin yaşamınızda yardım almayı ö renmeniz gereken bir devre oldu unu kabul etmeniz çok önemlidir. Tek başına bunu yüklenmek çok zordur ve akılcı de ildir. Kendileri de kanser geçirmiş ve bu konuda tecrübeli kişilerin yardımından çok yararlanabilirsiniz.


KANSERDE IMMUNOTERAPI (BAGISIKLIK TEDAVISI)


Vücuttaki immün sistem (ba ışıklık sistemi), yabancı madde olarak adlandırılan maddelere karşı denetleyici bir sistem olarak hareket eder. Örne in ilgisiz bir organ ba ışçısından nakledilen bir organın varlı ına verilen immün yanıt, bu organın reddedilmesi şeklinde olabilir.
Kanser hücreleri de yabancı olarak kabul edilirler. Yıllardan bu yana araştırmacılar kanser hücrelerine karşı do al immün reaksiyonu artırmaya çalışmaktadırlar. Böylesi bir metod bir tedavi metodu olarak kullanıldı ında, bu tekni e immünoterapi denir.

Beyaz kan hücreleri (antikor) tarafından normal olarak üretilen ve lenfokinler olarak bilinen biyolojik aktif maddelerin kullanımı immünoterapiye dahildir. En iyi kanıtlanmış olan immünoterapi aktif maddesi, viral bir enfeksiyona cevap olarak vücut tarafından üretilen interferondur.

Son zamanlara kadar kanser karşısında immünoterapinin sonuçları şaşırtıcıydı. Ancak araştırmacılar son sıralarda interferon alfa denilen bir interferon çeşidi ile birkaç çeşit kanserin kontrol altına alınmasında başarı elde etmişlerdir. Özellikle interferon nadir görülen ve saçaklı hücreli lösemi olarak bilinen kanser rahatsızlı ı olan kişilerde dikkate de er gelişmeleri ortaya çıkarmıştır. Bu, aynı zamanda belli tipte lenf dokusu kanserleri karşısında sınırlı yararları da ortaya çıkarmaktadır. Ne yazık ki interferon tedavisi akci er, gö üs ve sindirim yollarında görülen ana kanser öldürücüler karşısında ya çok az düzelme sa lar ya da hiç sa lamaz.

İmmün sistemin habis (kanserleşme e ilimi gösteren) hücreleri nasıl tanıdı ı ve bunlara karşı saldırıya geçti i hakkında her gün daha fazla şey ö renmekteyiz. Bu ana kanser araştırma konusu birçok kanser çeşitleri karşısında etkili immünoterapi tekniklerini ortaya çıkarabilir.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:57
#9
GUNES ve DERI KANSERI


Artik hemen herkes çok fazla guneSte kalmanin deri kanserine neden olabilecegini bilmektedir. Bununla birlikte guneSe bagli geliSen deri kanserleri toplumda oldukça siktir.
ASagida bu konuda en xxx sorulan sorulari ve yanitlarini bulacaksiniz:|
1. GuneSlenirken deriyi kansere karSi korumak mumkun mudur ?

|Evet mumkundur. Açik havadaki iSlerinizi ve etkinliklerinizi guneS iSinlarinin daha zararsiz oldugu saatlere göre ayarlayin. GuneS iSinlarinin en kuvvetli oldugu 11-15 saatleri arasinda diSarida durmayin.|

2. Her tur deri tipi için kanser tehlikesi mevcut mudur ?

|Evet. Beyaz tenli kimseler için tehlike daha çok olmakla birlikte deri kanseri her tur ve renk deride meydana gelebilir.|

3. En iyi guneS kremi hangisidir ?

|Ambalajinda SPF 15+ yazili olanlari seçiniz. Bunlar deriyi guneSe karSi etkili bir Sekilde korurlar. cocuklar ve hareket halinde çok terleyen kimseler için suya dayanikli (su geçirmez) guneS kremleri en iyisidir.|

4. GuneS kremini hangi araliklarla tekrar surmelidir ?

|Normalde her iki saatte bir tekrar surmelisiniz. Yuzuyorsaniz veya çok terliyorsaniz daha xxx surunuz.|
5. Makyaj malzemesinin ve nemlendirici kremlerin içerisindeki guneSten koruyucu maddeler guneS kreminin içindekilerle ayni midir ? Bunlarin koruyucu özellikleri ayni midir ?

|Evet aynidir. GuneSten koruyucu özellikleri olan makyaj malzemesi iyi bir fikirdir. Ancak en iyi bir biçimde korunabilmek için koruyucu maddelerin öSPF 15+ö olarak belirlenmiS olmasina dikkat edin.|

6. Arabada giderken guneS kremi gerekli midir ?

|Evet gereklidir. Arabada uzun sure gidecekseniz ve guneS açik camdan yuzunuze vuruyorsa krem surmeniz gereklidir. Araba camlari derinizi guneSten bir miktar korur. Mumkunse camlari kapali tutunuz. Uzun kollu giysiler de deriyi guneSten korur.|

7. Gölgede dururken guneSten yanabilir misiniz ?

|Evet. Su, kum, beton ve hatta çimen gibi yuzeyler guneS iSinlarini yansitabilir. Onun için gölgedeyken bile tedbirli olmali, guneS kremi surmeli, Sapka giymeli, guneS gözlugu takmali ve koruyucu giysiler giymelidir.|

8. Hangi kumaSlar deriyi guneSe karSi etkin bir Sekilde korur ?

|KumaSi guneSe karSi tutunuz, öteki tarafi göremiyorsaniz kumaS koruyucudur. GuneSe tutuldugunda öteki tarafi gösteren seyrek dokunmuS kumaSlar daha az koruyucudur.|

9. GuneS kremleri tehlikesizce kullanilabilir mi ?

|GuneS kremleri 1970 lerden bu yana kullanilmaktadir ve guvenli olduguna dair yeterli bulgu vardir.|

10. Deriyi kanser var mi yok mu diye en iyi nasil kontrol edebilirsiniz ?

|En iyisi vucudunuzdaki tum benleri ve çizgileri iyi tanimaktir. Bunlarda meydana gelen renk ve buyukluk degiSikliklerini hemen doktora bildiriniz. Erken tani kondugunda cilt kanserlerin %99 tedavi edilebilir.
Spy' Man
Spy' Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Misafir
Mesajlar:
n/a
Konular:
14790
Teşekkür (Etti):
Teşekkür (Aldı):
Ticaret:
29-05-2011 17:57
#10
GIRTLAK KANSERI


Hemen hemen herkes arada bir ses kısıklı ından şikayet edebilir. Larenjit veya üşütmeden olan ses kısıklı ı birkaç günde geçer.
Belirtiler:

- Ses kısıklı ı,

- Yutma zorlu u ve acı,

- Boynunuzda şişme.

Ses kısıklı ı birçok gırtlak rahatsızlıklarının belirtisi olabilir ama gırtlak kanserinin tek belirtisi budur. Gırtlak kanserlerinin ço u ses tellerinde veya hançere (larnyx) de olur. Yutkunmada acı veya boyun şişmesi başka tür kanserlerin belirtisidir.

Sigara, püro veya pipo içenler içmeyenlere göre çok fazla risk taşırlar. Aynı şekilde alkol alanlarda da risk oranı yüksektir, içki ve sigara birlikte kullanılıyorsa risk daha da büyür.

Gırtlak kanserleri 60 yaş civarında en sık görülür. Erkeklerde kadınlara oranla daha fazladır. Sadece ses kısıklı ından şikayet ediyorsanız, başkaca belirtiler yoksa ve kısıklık 2 haftada geçmezse doktora başvurun. Ayrıca boynunuzda şişme ve yutma zorlu u da birkaç hafta sürerse, doktorunuza başvurmalısınız.

Teşhis

Doktorunuz bo azınızın genel muayenesini yaptıktan sonra larengoskopi denen bir muayene de yapacaktır. Larengoskopinin iki tipi vardırirek ve indirek.

İndirek larengoskopide gırtla a bir ayna yardımıyla bakılır. Bu basit işlem muayenehanede bile yapılabilir. Önce a zınızı açmanız ve nefes almanız istenir. Hava yolunu açmak için diliniz hafifçe dışarı çekilir. Özellikle kusma refleksiniz çok güçlüyse bo azınızı ve yumuşak dama ınızı uyuşturmak için bir lokal anestezik sıkabilir. Daha sonra doktorunuz bo azınızın arkasına do ru bir ayna sokacaktır. Siz "aaa ve eee" derken gırtla ınız yükselecek ve içi aynada görülecektir.

Tümör ya da başka bir anormallik varsa aynada kolayca görülecektir. Ses tellerini görmek için küçük, esneyebilir fiberoptik aletler de kullanılabilir. Daha ayrıntılı bir yöntem olan direk larengoskopiyle ses tellerinin oldu u bölge çok daha iyi görülür. Bir uzmanın yapması gerektiginden, genellikle hastanede yapılır. Direk larengoskopi sırasında gırtla ınıza a ızdan bir alet sokulur ve incelemesi için ses tellerinden örnek alınır.

Gırtlak kanserlerinin ço unda erken teşhisle tedavi olasılı ı yüksektir. Kesinlikle ihmal edilmemelidir. Çünkü bo azın başka yerlerine ve hatta vücudun başka organlarına yayılabilir.

Tedavi

Röntgen ışını tedavisi veya kanserli kısmın ameliyatıyla tedavi edilebilir. Genelde, tümör larenks in alınmasına gerek kalmadan çıkarılabilir. Fakat çok ilerlemiş durumlarda laryngectomy (larenks in çıkarılması) gerekebilir.

E er gırtla ın bir bölümü çıkarılır ve siz de ses tellerinizi kaybederseniz ameliyatla suni bir gırtlak (protez) yerleştirilebilir veya konuşma e iticisi bir kişi size yeni bir konuşma yöntemi ö retebilir

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı