THT DUYURU

Teröre Lanet PKK, FETÖ, DHKPC vb... Terör Örgütlerine duyduğunuz öfkeyi buradan haykırın. Argo ve küfürlü kelimelerden kaçının.

siber güvenlik eğitimi
Seçenekler

ABD IRA'yı yıllarca destekledi sıra PKK'da

KEZA42 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Uzman Üye
Üyelik tarihi:
12/2008
Nereden:
cyberalem
Mesajlar:
1.437
Konular:
654
Teşekkür (Etti):
38
Teşekkür (Aldı):
263
Ticaret:
(0) %
1
690
21-07-2009 09:31
#1
Ünlü Türkiye ve bölge uzmanı, İngiliz araştırmacı-gazeteci Andrew Mango' yla konuşuyoruz. Türkiye'deki gelişmeler, PKK terörü, sınır ötesi operasyon, ABD'nin bölgedeki tutumu üzerine bir ufuk turu yapıyoruz. Zaten İstanbul doğumlu olan Mango, kendi ülkesindeki IRA terörüyle PKK'yi kıyaslıyor. Bir dönem IRA terörünün ABD'den kaynaklandığını anlatıyor. PKK'nin mutlaka izole edilerek terörün bataklığının kurutulmasına çalışılabileceğini söyleyen Mango, Kuzey Irak'ı "tam bir silah deposu" , PKK'yi de uyuşturucudan yüz milyonlarca dolar kazanan bir "mafya şebekesi" olarak tanımlıyor.

- Siz Türkiye'yle ilgili pek çok yazı yazdınız. Başta Atatürk'ün biyografisi olmak üzere yine Türkiye'yle ilgili kitaplarınız yayımlandı. Atatürk'ün Türkiye'siyle bugünkü Türkiye'yi kıyaslamanız gerekirse nasıl tespitler yaparsınız?

MANGO - Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduğu zaman şartlar çok zordu. Nüfus aşağı yukarı bugünkünün altıda biriydi. İnsanların çoğu okuma-yazma bilmiyordu.

Nüfus genelde kırsal alanlarda yaşıyordu. İstanbul dışında

şehir denebilecek pek bir yer yoktu.

Bugün ise Türkiye'ye baktığımda bambaşka bir yer görüyorum. Büyük şehirler inanılmaz gelişmiş. Hatta kırsal alanlara bile gittiğim zaman oradaki değişiklikler karşısında şaşkınlığa uğruyorum. Türkiye bugün AB'nin kapısında olan bir ülke.

- Ama AB Türkiye'yi istemiyor. Buna ne diyorsunuz?

- Türkiye'yi almak, Litvanya'yı almaktan çok güçtür. Litvanya, Letonya, Estonya'yı düşünün. Hatta Yunanistan bile... Yunanistan'ın nüfusu 12 milyon kadar. İstanbul'un nüfusundan az. Çin, Rusya, Hindistan'ı saymazsanız Türkiye dev bir ülke. Hızla gelişiyor.

Bunu da unutmamanız

gerek. Cumhuriyet döneminde ortalama büyümesi yüzde

6 iken bugün yüzde 7'yi

aşmış durumda. Ülkenin her yanında üniversiteler var. İstanbul ve Ankara üniversiteler şehri olmuş.

- Evet, Türkiye'nin belli kesimlerinde bir modernite görülüyor. "The Turks Today" (Bugünün Türkleri) kitabınızda siyasi İslamın Türkiye için bir tehlike olamayacağını savunuyorsunuz. Ama bir yandan da İslami kimliğe sahip, hatta çoğu üyesinin Nakşibendi tarikatı üyesi olduğu söylenen bir siyasi parti, önemli bir oy oranıyla iktidara gelebiliyor. Siz bu paradoksu nasıl açıklıyorsunuz?

- Bana kalırsa halk bu partiyi, rejime karşı olmadığı ve halka hizmet verdiği için iktidara getirmiştir. Bu halk, rejimin tehlikede olduğuna inanmıyor. Böylece de hayat standardının yükseldiğini görünce onu yeniden iktidara taşıdı.

Ayrıca tek parti hükümetinin daha fazla iş yapacağını düşünüyor. Buna ek olarak nasıl daha iyi sağlık hizmeti alırım ya da nasıl daha iyi eğitim alırım, kaygısı içinde. Dolayısıyla da bunları hangi parti kendisine sağlarsa halk gidiyor, ona oy veriyor. Zaten biliyorsunuz, Batı'da da artık solmuş-sağmış, öyle bir ideolojik kaygıyla oy veren seçmen pek yok.

Bakın, İngiltere'de Margaret Thatcher' ın Muhafazakâr Partisi yüzde 48'le iktidar oldu. Onun arkasından İşçi Partisi yüzde 43'le hükümet oldu. Aradaki fark sadece yüzde 5'ti. Artık partiler arasındaki bu ara kapanıyor.

Atatürk ödülü

- Bugün artık kim daha iyi hizmet veriyor, hangi parti daha becerikli davranıyorsa insanlar gidip ona oy veriyorlar. Yalnız şunu söylemek isterim; Türkiye'de bu halk Atatürk'ü hiçbir zaman unutmuyor. Ondan hep sevgi ve saygıyla söz ediyor.

Siz Ankara'da Atatürk Ödülü'nü aldınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

- Ben Ankara'daki törende şunları söyledim:

"Bu halk hiçbir zaman Atatürk'ü unutmaz. Çünkü yurtta sulh, cihanda sulh politikasıyla ülkenin kaynaklarını milletin menfaatı için kullanmıştır. Atatürk her zaman da dış maceralardan uzak durmuştur. Dolayısıyla 84 yıl boyunca da milletin kaynakları milletin gelişmesine harcanmıştır. Ben bu ülkede muazzam bir gelişme görüyorum."

- Siz Türkiye'de yaşanan terörle ilgili olarak "Turkey and the War on Terrorism" (Türkiye'nin Terorizmle Savaşı) isimli bir kitap yazdınız. Kitapta Batı'nın 11 Eylül'e kadar Türkiye'nin terörle mücadelesini anlamadığını, ama ondan sonra Türkiye'ye hak verdiğini savunuyorsunuz. Oysa bugün yaşananlara ve verilen şehitlere baktığımızda bu görüşünüzde ısrarlı mısınız?

- Evet, Türkiye'deki terörün nelere mal olduğunu çok iyi biliyorum. İngiltere'nin de bir terörle savaşı var. Biliyorsunuz, İrlanda Kurtuluş Ordusu (IRA) terörü İngiltere'ye çok zararlar verdi.

- Evet de, Türkiye'nin kaybettiği insan sayısıyla İngiltere'nin IRA'yla savaşta kaybettiklerini kıyaslayabilir misiniz?

- Biliyorum. Biz çok daha az sayıda insan kaybettik. Ama terör terördür. Bakın, IRA terörü yüzünden Kuzey İrlanda yıllarca kendini toparlayamadı. Şimdi yeni yeni toparlanma yoluna giriyor. Bir zamanlar Londra'nın göbeğinde bombalar patlardı. Şimdi yeni terörler çıktı. Örneğin PKK terörü, İslamcı terör gibi. Aslında terörün, verilen kayıplardan çok, yaptığı etki önemli.

Korkutucu bir olay. İnsanları sürekli dehşete düşürüyor. Nereden geleceği hiçbir zaman hesaplanamıyor.

Terörle mücadele korkunç sabır isteyen bir iştir.

- İngiltere aşağı yukarı 1913'ten beri IRA terörüyle mücadele etmedi mi?

- Evet. Terör bir durulur, ondan sonra yeniden canlanır. Bu böyledir.

- IRA'nın da dış bağlantıları yok mu? Yoksa bu kadar uzun zaman bu terör olaylarını sürdürebilir miydi?

- Sürdüremezdi. IRA parayı ABD'deki İrlanda kökenli Amerikalılardan buluyordu.

Yapılan hata ıBağdat'tan döner

- İyi de, İngiltere hükümeti, ABD yönetimi nezdinde bu konuda hiçbir girişimde bulunmadı mı?

- Bulunmaz olur mu? Ama sonuçta, o İrlanda kökenli Amerikalılar aynı zamanda seçmen.

Dolayısıyla da bu seçmenler gücendirilmek, oylarını kaybetmek istenmiyordu.

Avrupa'ya gelelim. Herkes "Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın" havasındaydı.

Belçika'da IRA militanları, İngiliz sandığı iki Avustralyalıyı lokantada, herkesin gözü önünde öldürdü.

Tutuklandılar, mahkemeye sevk edildiler. Ama delil yetersizliğinden serbest bırakıldılar. İnanılmaz bir olay. Ama gerçek. Çünkü dediğim gibi, o sırada Avrupa'da insanlar, "Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın" havasındaydı.

Avrupa'da şimdi şimdi terörün ne demek olduğunu anlamaya başladılar. Sanmayın ki daha önce teröristlere yardımcı oldular. Hayır.

Kendilerine zarar vermedikleri sürece bunlara dokunmadılar. Ama kendilerine zarar gelmeye başlayınca uyandılar. Yeni yeni tedbirlerini almaya başladılar. Büyük Avrupa terörden zarar görmeye başladıktan sonra PKK'ye terörist ismini koydu. 11 Eylül'e kadar Türkiye'deki terörle mücadeleyi anlamadıkları sorunuza gelince...

Batı 11 Eylül'e kadar Türkiye'deki teröre bigâne kaldı. Ama ondan sonra işler değişti. Bu arada terör örgütlerinin birbirleriyle olan ilişkilerini de iyi bilmek gerek. Örneğin Hizbullah'la PKK zaman zaman birbirleriyle savaştılar, zaman zaman da birbirleriyle şartlara göre işbirliği yaptılar.

- Eh, Barzani'yle Talabani bir dönem birbirlerinin neredeyse can düşmanıydılar. Şimdi ise hemen hemen silah arkadaşları görünümünde değiller mi?

- Onlarınki başka. Onların ilişkisi bir şantaj üzerine kurulu. Türkiye'nin, Kerkük'ün Kürt bölgesine girmesine muhalefetine el verirse bölgenin geleceği ellerinden kaçar. Onun elinde bir kozdur. Orada şantaj var.

- Peki, ABD açısından baktığınız zaman...

- ABD müdahalesi güçlükle sağlanıyor. ABD'nin kendini Irak'ta güvende gördüğü tek bölge Kürt bölgesidir. Şii ve Sünni bölgelerinde bir felaket yaşanıyor. Bu durum, "Yapılan hata Bağdat'tan döner" özdeyişinin bir ispatıdır. Burada, Batı Türkiye'yi

batırmak istiyor, gibi

bir kanı var. Bu kesinlikle

doğru değil. Barış içinde

güçlü ve istikrarlı bir Türkiye, bu bölgede Batı için her bakımdan yararlıdır.

- İyi de, ABD'de bir dergide, bölünmüş Türkiye haritası yayımlandı. Batılı başka yayın organlarında da bölünmüş Türkiye haritaları gördük. Sizce ********* devleti kurulur mu?

- Bakın, bu bölgede Türkiye'nin istemediği bir şey yapılamaz. Hariçten gazel okunmaz, derler.

Türkiye'nin bugünkü tavrı iyi. Öfkeyle hareket etmiyor. Hariciyeniz iyidir. Türkiye sorumluluğunu anlıyor. Askeri hareketlerin hepsinin bir bedeli vardır.

Bunun yapılıp yapılmamasına da seçilmiş hükümet karar verebilir. Ben Türkiye Kuzey Irak'a girsin ya da girmesin, demiyorum. Ama bence Türkiye'nin bugünkü tavrı çok yerindedir.

Bakın, size İrlanda örneğini vereyim. IRA'nın üssü Güney İrlanda'daydı. Kuzey İngiltere sonunda İrlanda Cumhuriyeti hükümetiyle anlaştı ve IRA terörünün kökünü kuruttu. Öte yandan Bask örgütü ETA'nın üssü Fransa'da. Madrid hükümeti sonunda Fransa'yla anlaştı ve ETA terörünü durdurdu. Terör örgütleri zaman zaman bölünüyor. Bir kısmı elimine oluyor. Bir kısmı daha fanatik olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Bugün İngiltere'de artık terör olayı yok. Ama IRA da bölünmüştür ve bunun ardılları vardır. Bunlar küçük çeteler halinde. ETA da onun gibi bölündü. Siyasi kanadı pasifize oldu. Ama askeri kanadı hâlâ bombalar patlatıyor.

- Peki ya PKK?..

- PKK sonuçta bir mafyadır. Esas gelirini uyuşturucu kaçakçılığından elde ediyor. Avrupa'daki Kürt kökenli Türk vatandaşlarını haraca bağladılar. Onlardan zorla yüklü miktarlarda para topluyor. Onunki 100 milyonlarca dolarlık bir iş.Şimdi neden yeniden canlandı sanıyorsunuz. Ancak para kaynakları kurutulursa bu şebekeye darbe indirilebilir.

Söyleşi: Leyla Tavşanoğlu
--------------------- Bayrak Şereftir Şerefsiz Nerden Bilsin!!!
Aydoğan Burak Teşekkür etti.
By_SzR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
08/2009
Nereden:
Anadolunun Bagrından xD
Mesajlar:
219
Konular:
29
Teşekkür (Etti):
0
Teşekkür (Aldı):
9
Ticaret:
(0) %
15-08-2009 16:10
#2
GuzeL Solemısın BEnde sEnın gıbı Dusunuorum !!!1

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler