THT DUYURU

chat
Türkiye, Türklük ve Türk Tarihi İlk Türkler nereden geldi, asıl Türkler kimlerdir, Türk Tarih kronolojisi ve Türklük hakkında birçok başka bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

ugursuz reklam
takipci
Seçenekler

Gök Tanrı İnancı

ALLchol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Katılımcı Üye
Üyelik tarihi:
10/2017
Nereden:
Budapeşte
Yaş:
18
Mesajlar:
451
Konular:
12
Teşekkür (Etti):
1
Teşekkür (Aldı):
47
Ticaret:
(0) %
24
38716
07-10-2017 23:16
#11
Eline sağlık
---------------------
Dünyada barışı sağlamak isterseniz politikacıları öldürün yeter. Halklar birbirleriyle anlaşır. Bernard Shaw

porsukhak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Uzman Üye
Üyelik tarihi:
08/2017
Nereden:
T.Ü.R.K
Mesajlar:
1.753
Konular:
56
Teşekkür (Etti):
226
Teşekkür (Aldı):
212
Ticaret:
(0) %
07-10-2017 23:21
#12
ellerin dert görmesin .
AstraRooter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Askıya Alındı
Üyelik tarihi:
12/2017
Nereden:
Ö T Ü K E N
Yaş:
21
Mesajlar:
576
Konular:
54
Teşekkür (Etti):
37
Teşekkür (Aldı):
111
Ticaret:
(0) %
18-12-2017 18:44
#13
Eline Sağlık Kök Börü <3
Socked - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
03/2018
Nereden:
.
Mesajlar:
159
Konular:
21
Teşekkür (Etti):
40
Teşekkür (Aldı):
35
Ticaret:
(0) %
26-03-2018 05:10
#14
Elinize Sağlık
---------------------
Tarih bir milletin neler başarabilme gücünde olduğunu gösteren en doğru bir kılavuzdur.

-Mustafa Kemal Atatürk
SonNefer1881 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üyelik tarihi:
07/2017
Mesajlar:
3
Konular:
0
Teşekkür (Etti):
1
Teşekkür (Aldı):
0
Ticaret:
(0) %
04-05-2018 21:38
#15
Eline koluna sağlık
Konu "Squ4LL tarafından (04-05-2018 22:09 Saat 22:09 ) değiştirilmiştir.
SkyThing - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üyelik tarihi:
01/2017
Mesajlar:
30
Konular:
13
Teşekkür (Etti):
4
Teşekkür (Aldı):
8
Ticaret:
(0) %
11-06-2018 17:05
#16
Yine okadar sapkın bir inanç değilmiş eski inancımız bize o yuzden peygamber gonderilmedi heralde
XEmareX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Askıya Alındı
Üyelik tarihi:
05/2018
Nereden:
Amerika
Mesajlar:
1.400
Konular:
52
Teşekkür (Etti):
54
Teşekkür (Aldı):
99
Ticaret:
(0) %
11-06-2018 17:07
#17
eline saglik
camti53 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üyelik tarihi:
08/2009
Nereden:
ĞOLOZ
Mesajlar:
1
Konular:
0
Teşekkür (Etti):
0
Teşekkür (Aldı):
0
Ticaret:
(0) %
16-06-2018 21:14
#18
eline sağlık dostum faydalı içerik ++
60K80RU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
08/2017
Nereden:
Bodrum
Mesajlar:
176
Konular:
11
Teşekkür (Etti):
241
Teşekkür (Aldı):
17
Ticaret:
(0) %
20-06-2018 01:54
#19
Elinize emeğimize yüreğinize sağlık hocam
--------------------- Biz bir hilal uğruna isminden vazgeçenlerdeniz.
RootVATAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üyelik tarihi:
03/2018
Nereden:
İzmir
Mesajlar:
47
Konular:
13
Teşekkür (Etti):
4
Teşekkür (Aldı):
4
Ticaret:
(0) %
21-06-2018 23:53
#20
Alıntı:
CaptainSalvador´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


Gök Tanrı İnancı

Gök Türkler'in dini, Gök Tanrı dinidir. Gök Tanrı düşüncesinin, toprağa yerleşmiş topluluklardan daha çok avcılık, çobanlık ya da hayvancılıkla geçinen göçebe topluluklara özgü olduğu bilindiğinden, bu inancın kökeni, Asya bozkırlarına bağlanmıştır. Türk tarihi ve kültürüyle ilgili araştırmalarıyla tanınmış bilim adamlarına göre Gök Tanrı inancı bütün Türklerin ana kültüdür. Bu kült, Kunlar, Tabgaçlar, Gök Türkler, Uygurlar gibi eski Türk boylarında inanç sisteminin başında yer alır.


Orkun yazıtlarında, Türk Tanrı inancının temelleriyle ilgili bazı bilgilere rastlanmaktadır. Tonyukuk bengü taşında birçok kez adı geçen Tangri ya da Tengri, daha çok milli bir tanrı niteliği taşır. Gök Türklerin Çin esaretinden kurtularak İkinci Göktürk Devleti'ni kurmaları (680-682), Tanrının isteğiyle gerçekleşmiş kabul edilir; Hakanı Türklere Tanrı vermiş, budun Hakanı terk edince Tanrı tarafından cezalandırılmıştır. Yani Tanrı Türk Milleti'nin hayatı ve geleceği ile ilgilenen bir ulu varlık durumundadır.



Gök Tanrı (Kök Tengri) kavramının eski Türk inanışında önemli bir yer tuttuğu konusunda daha somut örnekler de vardır: Tanrıkut Mete (Motun) Çin hükümdarına yazdığı bir mektupta, kendisini tahta Gök-Tanrının çıkardığını bildirmiş, Gök ün yardımıyla ve kendi askerlerinin ve atlarının çabalarıyla çevresindeki 26 devleti ve (Gansudan kuzey Tibet ile batı Türkistana kadar uzanan bölgede) bazı halkları yenerek Kunlaştırdığını belirtmiştir.

Görüldüğü gibi, günümüze kalan belgelerde, devletin başına kağanı Gök ün getirdiği belirtilmiş, devletin ve insanların yönetimi de Gök e mal edilmiştir: Tanrı Türkün yaşamına doğrudan karışır, buyruklar verir, iradesine boyun eğmeyenleri cezalandırır, insanlara bağışladığı iktidar (kut) ve kısmeti (ülüğ) değerini bilmeyenlerden geri alır. Şafak söktüren (tan üntürü) ve bitkileri oluşturan da Ulu Tanrıdır. O, yaşam verici ve yaratıcıdır, ölüm de Tanrının iradesine bağlıdır.


Bütün bu inanışlar, Gök Tanrının eşi ve benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların varoluşuna hükmeden, cezalandıran ve ödüllendiren bir ulu varlık olduğunu ortaya koymaktadır.



Türk inanç sisteminin Gök-Tanrı dışında bir başka özelliği de Atalar Kültüdür. Ölmüş atalara saygı, onlar için kurban kesilmesi, ataerkil ailede baba egemenliğinin belirtisi sayılmaktadır. Kunların her yılın mayıs ayı ortalarında atalara kurban sunulduğu bilinmektedir. Eski Türklerde en büyük kurban, bozkırlı Türkün kutsal bir duyguyla benimsediği attır. Eski Türk bölgelerinde özellikle Altaylardaki kurganlarda birçok at iskeleti bulunmuştur.

Atalarla ilgili kalıntıların kutlu sayılması, mezarlara yapılan tecavüzlerin sert şekilde cezalandırılmasından da anlaşılmaktadır Batı tarihçilerine göre Attilanın ikinci Balkan seferinin nedenlerinden biri, Kun hükümdar ailesine ait mezarların Margus (Belgrat dolaylarında, Tuna kıyısındaki kent-kale) piskoposu tarafından açılarak soyulmasıdır. Kunların büyük bir hakaret saydıkları bu işe piskoposu sevk eden etken, eski Türklerin erkek ölüleri silah ve değerli eşyalarıyla; ölen başbuğları altın ve gümüş koşumlu atlarıyla; kadınları da süs eşyaları ve mücevherleriyle birlikte gömmeleriydi. Bunun nedeni, Türklerin, öbür dünyada ikinci bir hayatın varlığına ve ruhların sonsuza kadar yaşadıklarına inanmalarıydı.




Türkçede (Gök Türkçe, Uygurca) ruh için can anlamına gelen tin sözcüğü kullanılıyordu. Bu aynı zamanda soluk demekti. Ölüm, soluğun kesilmesi, ruhun bedenden ayrılıp uçması biçiminde düşünülüyordu. Bu yüzden de bazen öldü yerine uçtu denir, ruhları öbür dünyaya göç eden ataların, orada rahatsız edilmemeleri, iyi yaşamaları gerektiğine inanılırdı. Bu nedenle Eski Türklerde mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp, üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir. Ayrıca mezarın ya da mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş, sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir.

Eski Türklerde ruhların insan biçiminde düşünülmesi söz konusu olmadığı için, tapınmaya ilişkin putlara da rastlanmaz. Türkler gizli güçleri olduğuna inandıkları doğa olgularına kutsallık vermekle yetinmişlerdir. Doğada gizli güçlerin bulunması inancı, Orkun yazıtlarında yer-su (yarsub) terimiyle yansıtılmıştır.

Bu açıdan yer-su kutsal sözcüğüyle nitelendirilmiştir. Genellikle bu tür inançlarda maddi yaşam koşullarının, ekonomik ve toplumsal etkenlerin rol oynadığı kabul edilmektedir. Orkun yazıtlarında, Türklerin yararına çalışan manevi güçler anlamında kullanılan yer-su sözcüğüne oldukça sık rastlanır. Eski Türklerde kutsallık ıduk kavramıyla dile getirilmiş, özellikle Göktürklerde sular, dağlar ıduk sayılmıştır. Her boyun her obanın bir kutsal dağı olmuş, bu dağ ıduk olarak benimsenmiştir.




Gök Tanrıya sunulan bütün kurbanlar, adaklar ilgili dağa götürülerek orada törenle, şölenle gereği yapılmıştır. Orta Asya Türkleri arasında en yüce, en kutsal sayılan dağ Ötükendir. Ötüken yalnız dağ değil aynı zamanda bir ormandır. Türkler ona büyük saygı göstermiş, adaklar sunmuş, kurbanlar kesmişlerdir. Kurban, iyi ruhların sembolü ve yerinin gökyüzünde olduğuna inanılan Bay Ülgen için kesilmişse başı doğuya, kötü ruhların sembolü ve yeraltında olduğuna inanılan Erlik adına kesilmişse batıya çevrilir.

Dağların yanı sıra bazı tepeler, ormanlar, sular, ateş, gök gürültüsü, ay ve güneş de kutsal sayılmıştır:

Bizans elçisi Zemakhos Orta Asyada Batı Göktürk sınırına vardığında, Türklerin onu ve arkadaşlarını alevler üstünden atlatarak kötü ruhlardan arındırdıklarını belirtmiştir. Kunlar döneminde güneş, ay, yıldız kültleri (daha sonra 6. - 8. yy. larda Türk toplulukları arasında değerlerini yitirmişlerdir) de rol oynamıştır; Kun hükümdarı her sabah doğan güneşe, gece de dolunaya saygısını belirtirdi. Ayrıca Gök-Tanrının yanı sıra yer de büyük önem taşımıştır. Ancak, eski Türk belgelerinde geçen yer sözcüğüyle toprağın kastedilmediği, tanrısal gücün öğelerinden biri olarak yeri, tanın kültürüne bağlı topluluklardaki toprak tanrısı ile karıştırmamak gerektiği. Eski Türk dinine göre yer in de Tanrı tarafından yaratılmış olduğu araştırıcılar tarafından belirtilmektedir.




Orta Asya Türklerinin yaradılış efsanesine göre, tanrıların en yükseği, insanoğlunun atası olan Tengere Kayra Han (ya da Bay Ülgen), kişiyi, onun aracılığı ile de yeryüzünü, dağları, vadileri yaratmış; kişinin kendisine baş kaldırması üzerine, ona Erlik adını vererek ışık evreninden yeraltı atmış, yerden dokuz dallı bir ağaç büyüterek her dalında bir cins insan yaratmıştır.

Orkun yazıtlarında da, Türk evrendoğum inanışı hakkında: Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış cümlesine rastlanmaktadır. (Uze Kök Tengırü, asra yağız kılındıkta, ikin ara kişioğlu kılınmış). Bu cümleden bazı araştırmacılar, Kök Tengri deyimiyle bir tek yüce Tanrı nın değil, doğrudan mavi gök ün kastedildiğini; Kök Tengri deyimiyle Ulu Tanrı kastedilseydi, yaratanın da aynı zamanda yaratılmış olması gibi çelişkinin söz konusu olacağını belirtmektedirler.


Altaylar da dünyanın sonlu olduğu günün birinde yıkılacağı inancı vardır. Bu inanca göre, yeryüzü yaşamı sürekli değildir; günün birinde sona erecek ve insanlar, hayvanlar, bitkiler yok olacaktır. Bu sona doğru insan soyunda azalma başlayacak, suçlar çoğalacak, günahlar alıp yürüyecek, insanlarda tanrı korkusu kalkacaktır. İyilik simgesi Bay Ülgen le, kötülük simgesi Erlik arasında oluşacak büyük savaşın sonunda, Bay Ülgen dışında bütün savaşanlar ölecektir. Bay Ülgen bütün canlıların öldüğünü, yeryüzünde kendisinden başka kimse kalmadığını görünce kalkın ey ölüler diye bağıracak, bu çağrı üstüne bütün ölüler yattıkları yerden kalkacaktır. İnsanların yeniden dirilmesi anlamına gelen kalkancı çağ kalıcı çağ) budur.



Kunlar da gerçek bir dinle karşılaşılmakta, Gök Türkler de ise Gök Tanrı bütünüyle manevi bir güç durumuna gelmektedir.

Gök-Tanrı dininin Türkler e özgü bir inanç olduğu, ;Tanrı (Tengri) sözcüğünden anlaşılmaktadır: Bu sözcük belirli fonetik farklarla ( Başkurtça dışında ) bütün Türk lehçelerinde yer almasının yanı sıra, birçok Asya topluluğu dillerine giren ortak bir kültür öğesidir; Türkçe olan Tanrı sözcüğü en açık biçimde Çince yazılmış bir metinde Kun imparatoru Mete nin unvanları arasında geçmektedir.




Eline sağlık ❤️❤️😍🇹🇷
--------------------- TURK HACK TEAM TARİH KULÜBÜ ÜYESİ RootVATAN

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler