İPUCU

Türkiye Ülkemizden En Son Haberler...

Seçenekler

'Deniz Feneri paralarıyla Kanal 7 finanse edildi'

CaLLouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
01/2009
Mesajlar:
3.027
Konular:
1076
Teşekkür (Etti):
191
Teşekkür (Aldı):
1190
Ticaret:
(0) %
13-05-2009 01:39
#1
Wink
'Deniz Feneri paralarıyla Kanal 7 finanse edildi'
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Almanya'daki Deniz Feneri soruşturmasının belgelerine göre 10 yılda toplanan paranın 900 milyon euro olduğunu söyledi. Konuyu 'organize bir olay' diye niteleyen Baykal, 'Deniz Feneri paralarıyla Kanal 7 finanse edildi' iddiasında bulundu!

Baykal, partisinin TBMM grubundaki konuşmasında, Deniz Feneri davası, Ergenekon soruşturması ve Anayasa değişikliği çalışmalarına yer verdi.

DENİZ FENERİ
Deniz Baykal, Almanya'daki Deniz Feneri olayının mali boyutuna ilişkin yeni bir tablonun ortaya çıktığını,soruşturma belgelerine göre 10 yılda toplanan paranın 900 milyon euro olduğunu söyledi.


Kanal 7 iddiayı yalanladı ( yorum ıcın tıkLayın arkadasLar )

Baykal, Alman soruşturma makamlarından alındığını ifade ettiği belgeleri kürsüden göstererek, Deniz Feneri olayına ilişkin yeni iddialarda bulundu.

Deniz Feneri olayının üzerine gidilmesi konusunda yeni kabineden beklentileri olanların, "Büyük hayal kırıklığına sürüklendiklerini" belirten Baykal, "Bir bakanımız çıktı dedi ki 'Almanya'daki Deniz Feneri olayına karışanlar birkaç edepsizdir.' Bu davayı gözden kaçırmak için çeşitli yaklaşımların denendiğini biliyoruz. Gün oldu bakanlar, 'Bana ne' dediler,görmezlikten geldiler, geçiştirmeye çalıştılar ama şimdi geldiğimiz noktada, olayı birkaç kendini bilmezin yaptığı konu haline dönüştürme çabasına girildiğinigörüyoruz. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu öyle birkaç terbiye zafiyeti içindekiinsanın uygulaması değildir. Bu, onu çok aşan sistematik düzenlemedir. Hatta,onlara, öyle bir suçlama yapmaya bakanın hiç hakkı yoktur. Çünkü onlar, kendiçıkarları için değil, parçası oldukları sistemin çıkarları için belki dekendilerini feda etmişlerdir. Yolsuzluk paraları, yolsuzluğu yapmış kişilerinkendi özel çıkarları için değil, Ankara'daki başka bazı hesaplar, çıkarlar içinharcanmıştır. Bunun böyle olduğu çok açık bir biçimde ortadadır" dedi.

"Ciddi bir olay"
Baykal, konuyu, "Birkaç kişinin tesadüfi uygulaması değil, organize bir olay" diye niteleyerek, "Böyle bir şeyi tek başına onların yapması nasıl mümkün olabilir? Arkalarında kimse olmadan bunu ***ürmeleri nasıl mümkün olabilir?" diye sordu.

"Bu, büyük bir şebeke" diyen Baykal, şebekenin Ankara, Türkiye, Almanya ayakları olduğunu iddia etti.

Baykal, "Almanya'da bu işi yapan insanlar, topladıkları parayı kuryelerle buraya gönderiyorlar. O paralar, televizyonkuruluşu için harcanıyor. Yani bütün bunlar, 'birkaç edepsizin işi...' Yok, Sayın Bakan, yok... Burada olayın ciddiyetini önce sizin anlamanız lazımdır. Bu, ciddi bir olaydır. Bunun nereye kadar uzandığı, arkası önü çok iyi bir şekilde aydınlığa kavuşturulmalıdır" dedi.

"Yeni bir aşamaya gelindi"
Deniz Feneri olayında yeni bir aşamaya gelindiğini, Almanya'nın konuyu tekrar ele almaya başladığını, ciddi yeni bir soruşturmanın başladığını ifade eden Baykal, Türkiye'den 16 kişi hakkında ek bilgi, 12 şirketin hesaplarının da bildirilmesinin istendiğini kaydetti.

Baykal, buna rağmen, Türkiye'de hala hiçbir şey yapılmadığını, 16 kişinin ifadesinin alınmadığını, işyerlerine gidilmediğini, kasaların açılmadığını, bağlantılarının sorgulanmadığını belirtti.

CHP lideri, "Arkadaşımız Ali Kılıç, Almanya'ya gitti. Almanya'da yürütülmekte olanbu yeni soruşturmanın belgelerini aldık. Konuyu dikkatle izliyoruz. Bu belgelere dayalı olarak birkaç noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.Almanya'da yapılan bu yolsuzluk olayının çapıyla ilgili yeni tablo ortaya çıkmıştır. Eldeki soruşturma belgeleri bize ifade etmektedir ki, 10 yılda toplanan para, 900 milyon eurodur. İkinci önemli bir nokta, Yimpaş, Kombassan, Kanal 7 ve Deniz Feneri iç içe gözükmektedir. Yani, birkaç edepsizin, yaramazın,huysuzun, iyi aile terbiyesi almamış kişinin olayı olmanın ötesinde bir tablovar. Bağış makbuzları aynı imzaları taşımaktadır" dedi.

Baykal sözlerine, "Almanya'daki Deniz Feneri ile Türkiye'deki Deniz Feneri birlikte çalıştı. Bunun belgeleri var, Alman soruşturma makamlarının elinde... Yimpaş dosyası, Mannheim kentinden alınarak, Deniz Feneri dosyasıyla birleştirilmiştir. Belgeler çok açık kanıtlıyor ki Deniz Feneri paralarıyla Kanal 7 finanse edilmiştir. Bu artık siyasi bir iddia olmanın ötesine geçmiş, Alman soruşturma makamlarının tespit ettikleri bir gerçek haline dönüşmüştür. Paralar, kişiler kullanılarak Türkiye'ye getirilmiştir. Hangi kişilerin kullanıldığı da kamuoyu tarafından bilinmektedir" diye devam etti.

ERGENEKON
CHP Genel Başkanı Baykal, AK Parti'nin, "Hukuk dışındaki iç devlet yapılanmasını bertaraf etmeye değil, bu yöndeki kendi hukuk dışı yapılanmasını oluşturmaya çalıştığını" öne sürdü.

CHP grubunda geçen hafta yaptığı "Başbakan, bu davanın altından çekilsin" açıklamasını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olumlu karşılamasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Baykal, Erdoğan'ın, "Ben davanın altında da üstünde de değilim" dediğini söyledi.

Baykal, "Bunu, hiç olmazsa, Başbakan'ın altında gözükmekten kaçınma ihtiyacını hissetmeye başlaması olarak, memnuniyetle karşılıyorum. Daha önce (Bu davanın savcısıyım) derken, (Davanın savcısı değilim) demiştir. Başbakan, savcılıktan da istifa etti, altında olmaktan da çekildi" diye konuştu.

Türkiye'nin, on yıllar boyunca önemli, kronik sorunlar yaşadığını ifade eden Baykal, sorunlar karşısında, ülkenin yararları doğrultusunda görevlerin yerine getirildiğini, hayatın; sorunları taşımak olduğunu kaydetti.

Baykal, Kıbrıs'ta sorunların bulunduğunu, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki sorunların Türkiye'ye yansıdığını, Güneydoğu Anadolu'da terör sorunu yaşandığını anımsatarak, "Türkiye, bu sorunlarla karşı karşıyayken günün birinde, devletin en sorumlu noktalarındaki insanlar çıkıp size, büyük bir heyecan ve coşkuyla, 'tamam, tarihi bir fırsat yakaladık, bu işleri çözüyorum' mesajını, bu kadar rahatlıkla veriyorlarsa, bir dakika ne oluyor diye sormamız gerekir" dedi.

KÜRT SORUNU
"Birden bire tarihi fırsatlar..."
Türkiye'nin, son zamanlarda, birden bire tarihi fırsatlar yakaladığına yönelik resmi açıklamalar dinlediklerini kaydeden Baykal, "Hani, hükümet değişince petrol bulunur ya, yeni hükümete moral vermek üzere, muazzam petrol yatakları çıktığı müjdesi verilir. Kıbrıs'ta, Kafkasya'ya, terörü ortadan kaldırmak için tarihi fırsat... Bu müjdeleri aldık" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül'ün de Kürt sorunuyla ilgili tarihi fırsattan söz ettiğini belirten Baykal, "Bu tarihi fırsat nedir? PKK, terörü bir mücadele yöntemi olmaktan çıkardı mı? Silah elde, terör tehdidi devam ediyor. Türkiye'ye sıcak mesaj vermek, şirinlik sergilemek üzere yapılan bir mülakatta dahi, vazgeçildiğine dair bir işaret yok. Hedefin ne olduğu konusunda ise bildiğimiz, Öcalan'ın 1999'da yakalandığında söylediği söylem" ifadelerini kullandı.

"Bu mücadelede, Türkiye'yi etnik temelde ayrıştırmaya çalışacak ara çözümler, zaman zaman önümüze gelir, gelecekte de gelecektir" diyen Deniz Baykal, bu ara çözümlerin Türkiye'yi ayrıştırmaya yönelik olduğunu kaydetti.

Baykal, "İhtiyaç; etnik temeli bir kenara bırakarak, herkesin kimliğini özgürce yaşayacağı, anadilini özgürce öğreneceği, konuşacağı, yayın yapacağı, kimliğiyle iftihar edeceği ama tüm ülkeyle bütünleşmekten mutluluk duyacağı yönde çözümler. Önümüzde iki yol var; birisi, kimliklere saygı, ülkeyle bütünlük içinde olmamızı öngören çözümler, diğer yandan ayrışmaya yönelik ara çözümler. Bu konuda ciddi karar almamız lazım. Nereye hizmet edeceğiz? Birileri çok bilinçli olarak, etnik temelde ayrıştırmanın ara modellerini, çözüm diye, geçici dönemler için önerme yaklaşımı içindedir. Bu yaklaşım kimseye yararlı değildir" dedi.

"Etekleriniz zil çalabiliyor mu?"
CHP Lideri Baykal, terörün, hiçbir şekilde siyasi mücadele yöntemi olarak görülemeyeceğine dikkati çekerek, terörle mücadele yöntemi olarak, af yönteminin kullanılmasını "Şaşkınlık" diye nitelendirdi.

Baykal, affın, terörün gündemden düştüğü, geçmiş acıları unutmaya hazır oldukları, teröre başvurulmayacağı konusunda güven verici gözlemin yapıldığı ortamda, toplumsal barış ve kardeşlik projesi olduğunu belirtti.

"Silahı şimdilik susturalım, sen af çıkar, sonra bakarız" yaklaşımına girmenin, yanlış olduğunu ifade eden Baykal, "Tarihi fırsatın dayanağı ne? Terör net bir şekilde bitiyor mu, bunun güvencesi var mı?" sorularını yöneltti.

Baykal, bunun güvencesinin, söylem bazında dahi alınamadığını dile getirerek, Kandil'den gelen mesajda da olmadığını kaydetti.

Baykal, Türkiye'den ne istendiğini sorarak, "Canım hiç bir şey istenmiyor" denildiğini ifade etti. Baykal, "İstenen karşısında siz sevinç içinde misiniz, etekleriniz zil çalabiliyor mu? Müjde diye, tarihi fırsat diye bize mi söylüyorsunuz" dedi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
Baykal, Anayasa değişikliği çalışmalarını değerlendirirken, Hükümetten açıklamalar geldiğini, ancak "Şöyle bir Anayasa istiyoruz" denilerek, resmi bir açıklamanın yapılmadığını, sızdırılan projelerin olduğunu belirtti.

Baykal, "Neyi, nasıl değiştireceğiz önemli değil ama Anayasa değişikliği yapalım" anlayışının, Türkiye'ye dayatılmak istendiğini öne sürdü.

Anayasa çalışmaları arasında Parlamento ve Cumhurbaşkanının görev süresinin uzatılmasının yer aldığının anlaşıldığını belirten Baykal, bir Anayasa ve bir Cumhurbaşkanlığı düzenlemesinin bulunduğunu, orada da Cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıl olduğunu anımsattı.

Baykal, "Parlamentonun süresinin 5 yıl olabileceğine dair hiçbir hukuki cambazlık, kimseyi ikna edemez. Meclisin görev süresi 4, cumhurbaşkanın 5 yıldır. 71,5 milyon vatandaşımızın kaçı, Meclisin süresi 4 değil, 5 yıl, Cumhurbaşkanın görev süresi 5 değil, 7 yıl olsun diyor? Böyle bir talep, ihtiyaç, baskı, çözüm mü var? AKP'nin şahsi ihtiyacı, kendi çıkarına yönelik bekleyişi. Bu doğrultuda değişiklik yanlış olur" diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkının verilmesinin gündeme getirildiğini ifade eden Baykal, parlamentonun, iktidarın, yargıyla hesaplaşma projesine alet olamayacağını vurguladı. Baykal, "İşin bir garabeti de şu; iktidar partisinin çoğunluğu, kısa bir süre öne Anayasa Mahkemesi tarafından laiklik ilkesine karşı eylemlerin odağı olarak mahkum edilmiş bir çoğunluk. Şaka gibi bir şey. Bu çoğunluk, Türkiye'ye Anayasa hazırlayacak, Anayasa Mahkemesini, yargıyı düzenleyecek" dedi.

TÜRKİYE - AB
Baykal, konuşmasında, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin AB'ne üyeliğine ilişkin yaptıkları açıklamalara ve hükümetin bu açıklamalara yaklaşımına da dikkat çekti.

Sarkozy ve Merkel'in, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda olumsuz düşüncelere sahip olduğunun bilindiğini, bu düşüncelerini de "ihtiyaç ortaya çıktığında gereken zeminlerde ifade ettiklerini" vurgulayan Baykal, ancak iki gün önce yapılan açıklamaların Türkiye'yi çok ciddi şekilde rahatsız etmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ve AB arasında tam üyelik müzakereleri resmen sürdürülürken yapılan bu açıklamaları kaba, sert ve olumsuz olarak nitelendiren Baykal, bu açıklamalara hükümetin herhangi bir tepki vermemesini ise şaşırtıcı bulduğunu ifade etti.

Türkiye'nin üyelik yönünde sorumluluklarını yerine getirme çabaları sürerken Merkel ve Sarkozy'nın olumsuz açıklamalarda bulunmasının doğal karşılanamayacağını belirten Baykal, "Bu Türkiye'ye karşı bir saygısızlık ifadesidir, çok kırıcı bir yaklaşımdır. Ama bunun yanı sıra Avrupa Birliği'nin taahhütleri, Türkiye ile yapılmış anlaşmaların gerekleri, Türkiye'ye verilmiş sözler karşısında tam bir umursamazlık, tam bir çelişki ve tutarsızlık örneğidir" dedi.

Baykal, "Bu kadar kaba, yürümekte olan bir müzakereye karşı bu kadar net tavırlar takınılmasına göz yumulması, bunun doğal karşılanması, Türkiye'de hükümetin herhangi bir tedirginlik,rahatsızlık içerisine girmemesi bu üsluba yönelik bir davetiye çıkarmak anlamına gelir. Bu değerlendirmelerini çok kırıcı bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bir vatandaş olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yürütülmekte olan resmi müzakere sürecinin içinde bu kadar kaba, bu kadar umursamaz, bu kadar hasmane bir değerlendirmenin yapılmasını içime sindiremiyorum" diye konuştu.

Türkiye'nin dış politikada olumsuz bir gidiş içinde olduğunu ve giderek etkisizleştiğini savunan Baykal, "bunun temelinde hükümetin çekingen, ürkek,teslimiyetçi tavrının yattığını" öne sürdü.

EKONOMİ
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarın sıradan, suçlayıcı ve sorumluluğu karşısındakine aktarmaya yönelik polemiklerle Türkiye'nin ciddi sorunları karşısında tavır takınmaya çalıştığını iddia ederek, bu tavrın her alanda olduğu gibi ekonomide de kendini hissettirdiğini söyledi.

"Anlaşılıyor ki Başbakan'ın ekonomiye yönelik yaklaşımı karşısındakileri suçlayarak sorumluluğundan sıyrılma anlayışıdır, siyasal bir anlayışıdır" diyen Baykal, bunun yeni bir örneğinin Başbakan'ın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne (TOBB) yönelik suçlamaları olduğunu söyledi.

Başbakan'ın, "finans sektörünü, üzerine düşeni yapmamakla, TOBB'u da buna gereken tepkiyi göstermemekle" suçladığını ileri süren Baykal, ekonomik sıkıntıların nedenlerinin tartışılması bakımından bunun ilgi çekici bir nokta olduğunu bildirdi.

Ekonominin her alanında bir gerileme ve küçülme yaşanmasına karşın bankacılık sektöründe büyüme göstermesinin üzerinde durulması gereken bir konu olduğuna işaret eden Baykal, bunun altındaki nedenin hükümetin yüksek oranda borçlanması olduğunu iddia etti.

Baykal, şunları kaydetti:

"Bunun altında Türkiye'de iktidarın, hükümetin son dönemde çok büyük bütçe açıkları vererek, çok büyük kamu açıkları vererek bu açıkları bu borçları borçlanarak karşılama zorunda kalması olayı yatıyor. Bankalar ihtiyacı olan reelsektöre, işadamlarına, KOBİ'lere, sanayiye finansman sağlamıyor. Kime finansman sağlıyor? Hükümete finansman sağlıyor. Hükümet borç istiyor, hükümet krediistiyor. Hem de kolay kredi, risksiz kredi, 'acaba öder mi ödemez mi' diye bir soruya ihtiyaç bırakmayan bir kredi."

Baykal, Hazine'nin piyasaya ciddi bir borç talebi ile çıktığını, bankaların da bu borcu verdiğini ve kar ettiğini ifade ederek, "Sonra da Başbakan 'bankalara sıkıştırın, işadamlarına kredi versin' diye bastırıyor. İşadamlarına kredi mi bırakıyorsun? Türkiye'deki kredi imkanının tamamına yakınını devlet tüketmek durumunda. Devlet piyasadan borç almak üzere büyük bir taleple ortaya çıkıyor" diye konuştu.

Hükümetin yanlış bütçe planlaması nedeniyle ortaya çıkan açığın bankalardan karşılandığını ileri süren Baykal, bunun, "bankaların kaynaklarını kuruttuğunu" söyledi.

CHP'nin Grup toplantısına pop müzik sanatçısı Çelik de katıldı. Çelik, Baykal ile tokalaştı ardından, Baykal'ın konuşmasını dinledi.
Konu CaLLouS tarafından (13-05-2009 01:42 Saat 01:42 ) değiştirilmiştir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı