İPUCU

Türkiye Ülkemizden En Son Haberler...

Seçenekler

”Rus Arşivlerindeki Belgelerle, Günümüzde Ermeni Meselesinin içyüzü”

13-05-2009 09:33
#1
KEZA42 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
12/2008
Nereden:
cyberalem
Mesajlar:
1.438
Teşekkür (Etti):
38
Teşekkür (Aldı):
263
Konular:
654
Ticaret:
(0) %
İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği ”Rus Arşivlerindeki Belgelerle, Günümüzde Ermeni Meselesinin içyüzü” adlı konferansın konuşmacısı Dr. Mehmet Perinçek; ” Sözde Ermeni Soykırımı aslında emperyalist bir yalandan başka birşey değildir. Rus arşivleri bunun soykırım olmadığını ispatlayan yüzlerce belgeyle doludur” dedi.

İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği’nin ABF Katasalen’de düzenlediği”Rus Arşivlerindeki Belgelerle, Günümüzde Ermeni Meselesinin içyüzü” adlı konferans dinleyicileri memnun etti. Konferans sonra, dinleyiciler Rus arşivlerindeki belgeler karşısında hâlâ dünyanın bu konuda oluşan önyargılı tutumlarınında ısrar etmelerini anlamadıklarını dile getirdiler.

Konferansı kısa bir konuşmayla açan dernek başkanı Mustafa Sönmez, genelde insanların tek yönlü yalan yanlış bilgilendirme bombardımanına tutuldukları dünyamızda gerçekler karşısında bile önyargılı tutumlarını sürdüklerini vurguluyarak; ” Kendilerini doğru bilgilere kapattıklarını” söyledi. Sönmez devamla; ”Ermeni sorunu her geçen gün Asuri/Süryani soykırımcılarının örgütlü yaygarasıyla İsveç’te de hız kazanıyor. İsveç Parlamentosu her ne kadar hayır dese de, devletin resmi kuruluşu olan Levande Historia (Yaşayan Tarih Enstitüsü) peşin hükümle soykırımı kabul etmiş durumdadır. Bu İsveç için ikiyüzlülük durumudur. Dünyada işlenmemiş bir suç, işlenmiş gibi gösterilerek bir halk, bir ülke, bir devlet suçlanmaktadır. Özellikle de söz konusu Türkler olunca çok olağan(mış) gibi görülmektedir. Bunu bizim kabul etmemizin olanağı yoktur. I. Dünya Savaşı esnasında Osmanlılar yani Türkler hiçbir biçimde bir insanlık suçu olan ’soykırım’ suçunu işlememişlerdir.

Bu savaşta acılar yaşanmıştır. Bu yaşanan acıların altında emperyalistlerin çıkarlarına hizmet ettiğinin bile farkında olmayan, kafalarına bağımsız bir Ermenistan kurdurulacağı empoze edilen ’Ermeni Örgütleri ve Çeteleri’ndenkaynaklanmıştır. İşte bize ’Rus Arşivlerindeki Belgeler’ bunu kanıtlıyor. Ermeni liderlerinin ve Rus Generallerinin yazdıkları raporlar bu yaşanan acıların gerçeğini gözler önüne seriyor. Fakat hâlâ yanlış bilgiyle doldurulmuş kafalar bunu anlamamak için direniyor. Hepimizin bildiği gibi her 24 Nisan’larda deyim yerindeyse; hop oturup, hop kalkıyoruz. Acaba ABD Başkanları olağan konuşmalarında ’soykırım’ sözcüğünü kullanacaklar mı, kullanmayacaklar mı? Bu yılda sayın Hüseyin Barack Obama, Ermenice’de ’soykırım’ anlamına gelen ’Büyük Felaket’ sözcüğünü kullanarak 1,5 milyon Ermeninin ölümünden söz etti. Bizim liderlerimiz bir oh çektiler… Başbakan dengeli bir açıklama derken, Cumhurbaşkanı, ölen müslümanlardan da söz etse iyi olurdu türünden, birşeyler söyledi. Bu, biz ’soykırımı’ kabul ediyoruz anlamına gelebilecek bir davranış biçimidir. Halbuki derhal Vaşington Büyükelçiliğimizin geri çağrılması gerekiyordu.

İsveç’te yaşayan Türkler olarak bilinçli bir toplum oluşturamazsak, gelecek kuşaklar bundan zarar göreceklerdir. Bu tür ülkemizi direk ilgilendiren konularda kişiselliklerin arka planlara itilmesi ve birlik beraberlik sergilenmesi kaçınılmazdır.” dedi.

DR. MEHMET PERİNÇEK


İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi bölümü araştırma görevlisi Dr. Mehmet Perinçek Rus Arşivlerinde yapatığı çalışmalarından yola çıkarak Sözde Ermeni Soykırımının aslında Emperyalist bir yalandan başka birşey olmadığını dile getirdiği konferansta, olayın hem hukuki hem de tarihsel boyutunu ele alarak ve günümüzdeki siyasal durumunu da değerlendirerek, görüşlerini açıkladı. Rus arşiv kaynaklarındaki belgelerin fotokopilerini göstererek, bu konularda Rus komutanlar ve Ermeni liderlerince yazılan raporlardan bölümler okudu.
Olayın hukuksal boyutunda soykırım sözcüğünün içerdiği anlamları ve Birleşmiş Milletlerin 9 Aralık1948 tarihinde kabul ettiği ve 12 Ocak 1951 yılında yürürlüğe giren, ”Soykırım Suçun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme”sinin 2’nci maddesinde yola çıkarak Sözde Ermeni Soykırım iddialarının hem tarihin geriye işletilemeyeceği hem de Ermeni iddialarına ne kadar uyduğu konusunu ele alarak maddeler halinde açıklamalar yaptı. Dr. Mehmet Perinçek hukuksal boyutu konusunda;
1. Osmanlı imparatorluğu’nun toprakları üzerinde önce otonomi, sonra bağımsız devlet kurmak için siyasi ve silahlı faaliyetlerde bulunduklarından, siyasi grup niteliğindedir. Bu nedenle Sözleşme tarafından korunan dört grup arasına girmemektedir. 2. Osmanlılarda Nazilerin Yahudilere karşı duyduğu antisemitizme benzer bir anti-Ermenizm yoktur.



3. Osmanlı hükümetinde Sözleşme’de aranan Ermenileri yok etme kastı bulunmamaktadır.

4. Katolik ve Protestan Ermenilerle, İstanbul, Aydın (İzmir dahil) ve Kütahya Ermenilerinin tehcire tabi tutulmaması, diğer bölgelerdeki Grogoryan Ermenilerin Rusların dindaşı olarak Rus ordularının ilerleme hattı üzerinde bulunmaları dolaysıyla tehcir edildiğini göstermekle, olayın askeri nedenlerini teyit etmektedir. 5. Nihayet göç ettirilenlere karşı göç ettirenlerde bir acıma duygusu, istenmeyen olaylara karşı pişmanlık ve saldırganlara karşı kızgınlık doğmuştur. Adi suç kategorisinde giren soygun ve öldürme sanıkları savaş sonundan önce yargılanmış ve çoğu idam edilmişlerdir.” diyerek geniş açıklamalarda bulundu.




Tarihsel Boyutu Perinçek, meselenin tarihsel boyutu üzerinde daha detaylı durarak; ”1915 – 1923 yılları arasında yaşanan olayların en önemli tanıklarının Türk ve Ermeni tarafları yanında, Çarlık Rusyası ve Sovyet Rusya olduğunu görürüz. Bu nedenle Rusya devlet arşivleri, Ermeni meselesinde gerçeklerin saptanmasında önemli rol oynayacak belgelere sahiptir” dedi. Rus arşivlerinin hangi açılardan bakılrsa bakılsın, birinci derecede önem taşıdığını belirtti. Çarlık Rusyası’nın yıkılanadek Ermeni meselesinde birinci derecede taraf konumda olduğunu ve bu nedenle çok şeyin kayıt altına ayrıntılı bir biçimde alındığının altını çizerek; ” Alman generallerinin, İngiliz subaaylarının, Amerikan misyonerlerinin gözlemlerini, emperyalist emellerini bir kenara bıraktığımızda dahi, ’kişiselliği’ aşamazken, Rusya her iki dönemde de olaylara devlet olarak tanıklık etmektedir. Bunlara bir de Ermeni ve diğer Kafkasardı cumhuriyetlerinin kaynaklarını eklediğiniz zaman, Rus devlet arşivlerinin Ermeni meselesinde en önemli belgeleri barındırdığını söylememiz abartı olmayacaktır.

Rus arşivlerinde, Çarlık Rusyası’nın, Sovyet devletinin, Taşnak ve Sovyet Ermenistanı’nın en üst düzeydeki yetkilileri tarafından imzalanmış çok gizli raporlar ve yazışmalar bulunmaktadır. Bu belgeler, Ermeni soykırımı iddiasında bulunanların itiraflarını içermekte, Ermeni meselesini Türkiye’ye karşı kullanan güçlerin saptamalarını ortaya koymaktadır. Ayrıca Çarlık Rusyası ve Sovyet Rusya gibi üçüncü bir gücün saptamalarını yansıtması nedeniyle de, uluslararası alanda etkili ve geçerli kanıt değeri taşımaktadır. Özellikle raporlar ve iç yazışmalar, devlet yetkililerinin gerçeği belirlemeye yönelik samimi değerlendirmelerini içermektedir” biçiminde detaylı açıklamalar yaptı.


Perinçek, gerek Çarlık Rusyası’ndaki gerekse Sovyet Rusya arşivlerindeki belgelerin çok şeye ışık tuttuğunu ve aydınlattığı dile getirirken, Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin yaşam koşullarının 1878 Berlin Konferansı’na kadar çok iyi olduğuna dikkat çekti. Devamla; ”Çarlık arşivlerindeki belgeler, bağnaz milliyetçi Ermeni tarihçilerinin Ermenilerin Osmanlı’daki yaşam koşullarıyla ilgili tezlerini açıkça çürütmektedir. Bu belgelere göre Ermeniler, mperyalist devletlerşn müdahalesine, özellikle Berlin Konferansı’na (1878) kadar, Türkiye’de çok iyi şartlarda yaşamışlar, özellikle Osmanlı Devleti tarafından desteklenmiş ve korunmuşlardır. Çarlık yetkililerinin yazışmaları göstermektedir ki, Osmanlı Ermenilerinin yaşam koşulları, Rusya Ermenilerine oranla daha iyidir. Bu yüzden Ermeniler, Çarlık Rusyası’ndan kaçarak Osmanlı’ya sığınmışlardır. Osmanlı hakim sınıfları açısından sömürüde milli ayrım asla söz konusu olmamıştır. Hatta köylüleri, birçok yerde Müslümanlara oranla daha varlıklıdır. Erneniler, ticaret ve zanaatta önemli konumlarda bulunmaktadır. Türkler, Kürtler ve Ermeniler, tam bir uyum içinde yaşamışlardır.” dedi. Çarlık Rusyası arşivlerinde Ermeni meselesini yedi madde başlığı altında açarak inceledi:
  • <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Osmanlı Devleti’nde Ermenilerin yaşam koşulları <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Ermeni milliyetçiliğinin doğuşu ve özellikleri <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Ermeni meselesinin gelişiminde Batı Avrupa’nın rolü <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Birinci Dünya Savaşı’nda Ermenilere biçilen görevler <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Osmanlı Ermeni kitlelerinin emperyalist planların peşinden sürüklenmesi <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Ermeni gönüllü birliklerinin katliam ve yağma politikası
  • Çarlık Rusyası’nın ’Ermenisiz Ermenistan’ projesi
Sovyet arşivlerinde ise:
  • <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Ermeni meselesi, emperyalist meseledir <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Taşnak Ermenistanı’nın oynadığı rol ve etnik temizlik politikası <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">Türk-Sovyet ittifakı ve Taşnak Ermenistanı’nın ortadan kaldırılması <LI class=MsoNormal style="MARGIN: 0pt">İkinci dünya Savaşı’nda Taşnakların Nazi güdümlü politikası
  • Müslüman nüfusun Ermenilerden kat kat fazla olması
Güncel siyasal Boyut Bugün Sözde Ermeni Soykırımı’nda Türkiye’yi suçlu ilan etme politikalarının ABD kaynaklı olduğu söyleyerek; ”2000 yılı Ekim ayında ABD Temsilciler Meclisi genel Kurulu gündemine gelen ’Ermeni Soykırımı’na ilişkin ABD Kayıtlarının Teyidi Kararı’, ABD eyeletlerinde ve Nato ülkeleri parlamentolarında kabul edilen Ermeni Soykırımı kanunu ve kararlarına örnek oluşturmuştur.

Batı yönetimleri ve kamuoyu tarafından son zamanlarda dünya gündemine yerleştirilen sözde soykırım iddialarının, diğer tehditlerden bağımsız olmadığı açıktır. Özellikle ABD’nin ’Büyük *********’ projesinden, kukla devletin Kuzeye, yani Türkiye’ye doğru genişletilmesinde, bölücü terörün yoğun olarak devreye sokulacağı herkes hesaba katmaktadır. O koşulların hazırlık olarak, Türk Ordusu soykırım suçlamalarıyla şimdiden etkisiz hale getirilmek istenmektedir. Bir ’Talat Paşa’ ürküntüsü yaratılmasına özel önem verilmektedir. Türk komutanlarının vatanın bütünlüğü savunma iradeleri, ’soykırım’ suçlaması üzerinden yürütülen psikolojik savaşla zayıflatılmak isteniyor. Dolaysıyla sorunun, bir Ermenistan ve ermeni sorunu olmadığı açıktır. 1915 yılınd psikolojik savaş amacıyla imal edilen bir malzeme, stratejik amaçlar için ısıtılıp tekrar piyasaya sürülmüştür.

Sonuç olarak, Ermeni soykırım iddiaları, kavramın hukuki içeriğine hiçbir şekilde uymamakla birlikte mesele tarihsel açıdan değerlendirildiğinde bir katliamdan veya tek taraflı bir kırımdan da söz etmek mümkün değildir. Gerçekten de iddiaların bugün tarihsel gerçekleri ortaya çıkarmak amacından çok uzak platformlarda ele alındığı görülmektedir. Mesele, siyasi arenada bir enstrüman haline gelmiştir. Dolaysıyla iddialara cevap oluştururken hukuki ve tarihsel boyutlarının yanında Türk dış politikasında bu konuda siyasal bir iradenin de ortaya konması mutlak surette gerekmektedir” irdeledi.

Konferans soru ve cevap bölümünden sonra katılımcılara teşekkür edilerek, sonuçlandırıldı.


Ermeni Devlet Bakanı B.A Boryan'ın gözüyle Türk Ermeni görüşmelerini anlatan kitap

Ermeni çetelerinin resimleri
Kullanıcı İmzası
Bayrak Şereftir Şerefsiz Nerden Bilsin!!!


Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı