İPUCU

Türkiye Ülkemizden En Son Haberler...

Seçenekler

Açılım Paketi açılıyor

13-11-2009 15:10
#1
Üyelik tarihi:
08/2009
Nereden:
Anadolunun Bağrından :)
Mesajlar:
3.241
Teşekkür (Etti):
72
Teşekkür (Aldı):
457
Konular:
1644
Ticaret:
(0) %
AHMET TÜRK TBMM'DE KONUŞTU"Hiç kimsenin bayrakla, sınırlarla bir sorunu yoktur. Ülkenin ortak dili Türkçe'dir olmaya da devam eder"


Meclis Genel Kurulu, bugün tarihi günlerinden birini daha yaşıyor. Hazırlık çalışmaları 3 aydır süren “demokratik açılım” Genel Görüşmesi TBMM'de yapılıyor. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Genel Kurul'a hitap etti:

"Son derece önemli bir dönemden geçiyoruz. İsmi konulmasa da Kürt sorununu mecliste tartışma olanağı bulmayı önemli buluyoruz.
Hiç şüphesiz ki bugün Cumhuriyet tarihinin en önemli, en sancılı, en büyük acılar yaratan sorununu konuşuyoruz. DTP olarak soruna nasıl baktığımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.
Kürt sorunun çözümsüz bir hal alması devletin hatalarıyla doğrudan bağlantıldır. Elbette uluslararası güç dengesi de hafife alınamaz.

Bugün Kürt sorunu olarak tanımladığımız sorunun bu uluslararası gelimelerden bağımsız ele alınması mümkün değildir. Türkiye'nin kendi içinde ve iç dinamikleriyle çözmesi gereken bir sorundur fakat sorunu dış dünyadan yalıtarak ele alma durumuna düşmemiz gerekir.
Biz göre farklılıkların inkarı ve demokrasi yoksuluğu ülkeyi uluslarnarası sistemin istismarına açık hale getirecektir. Kürt sorunu ve savaş gerçeğiyle ilgili sürekli yanlışlar yaptık. Bu çatışma döneminde bölgede yaşanan insanhakları ihnlallellerinin unutulmaması için özel gayretler gösterildi. Yaşanan falil mechuller, işkenceler, köy yakmalar ve boşlatmalar, haksız gözaltılar sıkı yönetim ve olağanüstü hal diye gizlenmeye çalışıldı. Milltevekilimiz gözlerimizin önünde kontrgelilla taragfından öldürüldü, işadamaları infaz edildi, bu cinayetleri işleyenler ellerini kollarını sallayarak dolaştı. Bugün geldiğimiz aşamada görüyoruz ki bugün bu konuda kısmen başarılı olunmuştur. Bölgede yaşayanlar bunun hem canlı tanğı hem de mağdurladırlar. Türkiye içinde nanılmaz birn algı farklılığı yaratılmıştır. Bu da Kürt sorunuyla ilgili gerçeklerin kamuoyuna açıklanmamasından kaynaklanmaktadır.
Geçmiş dönemlerde de hükümetler bazı hataların yapıldığını kabul ettiler. Ama bunlar gündeme getirilmedi. Hataların kaynağına inemediler.
Türkler'in Anadolu'ya ilk geldiği günden beri ittifak içinde oldukları Kürtler'e akıl almaz baskılar uygulandı. Devlet Şeyh Sait ve Dersim isyanlarını doğru okuyamadı. Tek etnik kimliğe dayalı ulus yharatma çabası acılara yol açtı. O dönemde yaşananların üstü örtüldüğü yetmezmiş gibi bugün bile aynı anlayışın temsilcileri çıkıp bu yöntemleri yeniden uygulamaktan söz etme cesaretini gösteriyorlar. O dönemin sorumlu siyasilerini nasıl etkisiz hale getirdilerse bugün de aynı şeyi yapıyorlar. Şunu söyleyim ki; Bir daha hiç kimsenin toplumumuza böyle acıları yaşatmaya gücü yetmeyecektir. Katliamcılar bunun hesabını halkımıza verecektir.
O dönemde sorunların üzerine şiddetle gidildi. Eğer bu yanlışlar yapılmasaydı bugün 40 bin kişinin kaybından söz etmeyecektik. Havaya uçup giden paralardan bahsetmeyecektik. PKK, devletin yaptığı hatalar sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak sorunun nedenleri hiçbir zaman temel olarak ele alınammaıştır. Kimi çevreler ise aslında Kürtlerin hiçbir sorununun olmadığını, dış devletlerin kışkırtmalarını öne çıkarmıştır.
Eğer eşit yurttaş olduğumuzu, hiçbir sorunumuzun olmadığını iddia ediyorsanız biraz empati yapın. Birileri çıkıp yeryüzünde Türkçe diye bir dil değil dese. Ve tek kelime Kürtçe bilmeyen ******nuza zorla Kürtçe öğretmeye kalksa buna isyan etmez misiniz? Biz hiç değilse onurumuzu korumak için bu politikalara karşı çıkıyoruz.
Kürtlerin de bir tarihi, sanatı, kültürü, dili vardır. Kültürlerin bir arada yaşaması bir erdem göstergesidir. Görkemli uygarlıklar bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Bu mesele bir Kürt-Türk meselesi değildir. Asimilasyon politikalarına karşı bir tavırdır. Bu kimliğin olduğunu vurgulamanın neresi milliyetçiliktir?
Bölge halkı gördüğü zulmü şikayet edecek bir tek savcı, bir kaymakam, bir vali bile bulamadı. Çünkü hepsi ya bir çarkın zorunlu parçasıydı, ya da korkudan susmak zorunda kaldılar. Bu kirli politikaların devlet içinde devletçikjler oluşturduğunu birileriniz yeni farkediyor. Ama biz bunu 20 yıldır yaşıyoruz. Susurluk, Şemdinli, Ergenekon ortaya çıkmadan önce biz bunlartın namlularını ensemizde hissederek politika yapıyorduk.
Bölge halkının barış sevinci anlaşılamamış, ısrarla şov olarak yansıtılmıştır. Bölge halkının barışa gösterdiği coşku birilerini ürkütebilir. Fakat barış işte böyle bir şeydir. Elle tutulur, gözle görülür bir şey.
Bu ülke dört bir yanda neredeyse hergün aynı acıyı yaşadı. Cenazelerin gitmediği neredeyse köy bile kalmadı. Her türlü ırkçı tahriklere rağmen halkların bir arada ve barış içinde yaşama arzusunu koruyor olması büyük kazanımdır. Biz bu inkarcı polşitikalardan dolayı halkı suçlamıyoruz. Bunları uygulayan halk değildir. Devleti ele geçirmeyi başaran İttihatçı ekip ve onun ardılı olan zihniyettir.
1940-1980 yılları arasında bölgede bırakın silahllı hareketleri, doğru dürüst bir siyasi hareket bile yokken bölgeye yapılan yatırım Türkiye ortalamasının kat kat altındaydı. Bu yüzden oraya yatrıım yapılamamsının nedeni oradaki şddet olayları değildir. Demokrasi ekonomisiz, ekonomi de demokrasisiz olmaz. Bu nedenle demokratikleşme sürecinin en önemli ayaklarından biri bölgeler arasındaki gelir dengesizliğinin ortadan kaldırılmasıdır.
Bu ülkede demokrasi ihtiyacı olan sadece Kürtler de değildir. Ülkenin bütün vatandaşları demokrasi yoksunluğunun mağdurlarıdır. Demokratik açılım demokrasiyi yükseltmeyi öngörmelidir. Bu vesileyle siyasi irade var olan realiteden hareket ederek yalnızca Kürtlerin değil ülkedeki bütün etnik unsurların varlıklarını garanti altına almalıdır. Bu ülkeyi bölünmeye filan ***ürmez. Aksine kimliklerin bastırılması bölünme ortamı yaratır.
Artık içi boş kardeşlik söylemleri de ırkçı politikalar da halkımız tarafından onay görmüyor. Sorumlu ortak siyasi aklı orataya çıkarmak zorundayız.
Bugün geldiğimiz noktada malesef eski gelenekten dolayı çok fazla ilerleme sağlanamıyor. Devletin zihniyet yapısında değişiklik yapmadan sorun çözülemez.
Kendi aramızda kendimize uygun bir modelle birlik içinde çözmek dışında bir seçenek yoktur. Birbirimize güvenmek dışında bir yol da yoktur. Kimse gelip bizim sorunlarımızı çözemek, çözülsün de istemez. Kendi demokrasinin güçlendirmeyen bir toplum esaretten kurtulamaz.
Etnisite dayal tekci dayatmaların Türkiye'yi küçük düşürüp küresel güçlerin kucağına ittiğini kabul etmek durumundayız.
Hiç kimsenin bayrakla, sınırlarla bir sorunu yoktur. Ülkenin ortak dili Türkçe'dir olmaya da devam eder.

Türkiye'nin demokrasi dışında başka bir çıkış yolu kalmamıştır. Bugünden sonra yapmamız gereken şey demokrasi etrfında birlişerek tüm sorunlarımızı çözmek olmalıdır. Bu görev herşeyden önce meclistedir.

Ak Parti'nin açılım süreci bizim çözüm anlayışımızdan uzaktır. Kürt sorunu dış politikadan bağımsız ele alınması mümkün olmayan bir konudur. Bu sorunu çözerken halkı mı esas alıcaz yoksa yurtdışını mı dikkate alacağız. Bu sürece başından beri katkı sunmaya gayret ettik. Hükümetin bizi ısrarla sürecin dışına itme gayretlerine rağmen gayret ettik. Sorunun artık orduya havale edilmemesini istiyoruz. Bu süreci destekledik ancak hükümetin askeri operasyonlardaki ısrarı ve sorunu güvenlik sorunu olarak algılaması süreci ilerletememiştir. Bazıları da ordudan medet ummak dışında bir arayış içinde olmamıştır.

Bu acıların sürmesini isteyenlere karşı demokrasi mücadelesini sürdüreceğiz. TBMM bu sorunu çözecek ortak siyasi akılla demokratik temsiliyet gücünü ortaya koymalıdır. Kurulacak bir komisyon gerçekleri açığa çıkartabilmelidir. Hangi hataların yapıldığını ortaya çakırmaladır. Biliyoruz ki geçmişle yüzleşme noktasında cesur olmadan Cumhuriyet'i demokratik bir hale getiremeyiz. Kamuoyunun önünde açık bir süreç işletilmelidir. Kamuoyunun tüm gerçekleri bilmeye hakkı vardır. Böylesi bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkacak demokratik çözüm önerileri bize güç verir. Türkiye'nin demokratikleşmesi Ortadoğu'da demokratikleşmesini de sağlayacaktır.

Türkiye'nin demokratikleşmesi demek Ortadoğu'nun demokratikleşmesi demektir. Biz ortadaki tavra rağmen olumsuz değiliz. Ortada bu kadar acılar varken ben meseleyi askeri operasyonlarla çözerim diyen bir politikacı çözümsüzlüğe hizmet eder.

Biz barış için koltuklarımızdan değil canımızdan vazgeçmeye hazırız. Barış mücadelemize sürdürdük, devam edeceğiz. Haklılığımız sayesinde başaracağımızdan da eminiz. Hükümeti de muhalefeti de bu tarihi dönemde kandırma, aldatma politikalarını bırakmaya çağırıyoruz. Gelin çocuklarımıza barış ve içinde yaşanacak bir gelecek armağan edelim. Bizler bugün varız, yarın yokuz ama halklarımız hep var olacak. Gelin hep beraber sorumluluk alalım, sorunları çözelim ki gelecek kuşaklar bizi minnetle ansınlar.
Kullanıcı İmzası
..............................................Kok Türk.............



.......................Alparslan Türkeş...................................THT BOZKURTLAR


.................................................. ..........................
Rehber Kuran Hedef Turan




Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı