Harici sabit diskleri tanıyamıyor.
- USB ile ilgili aletleri tanıyabilse de; USB aygıt üreticilerinin çoğu, Linux'da aygıtlarının çalışacağına dair bir garanti vermiyor. Bu durumda, aygıt ya da işletim sistemi zarar görürse, bundan siz sorumlusunuz.
- Yükleyebileceğiniz program sayısı Windows programları kadar fazla değil. "Wine" adlı program ile Windows programlarını çalıştırabilirsiniz, ancak sınırlı sayıda... Çünkü Wine, sadece EXE, DLL ve OCX dosyalarını okuyabiliyor. CD ile ilgili bir programı, CD sürücünüzü göremediği için Wine ile çalıştıramayabilirsiniz.
- Açık kaynak kodlu bir işletim sistemi. "Bunun neresi eksi?" derseniz, size vereceğim cevap şu olur: Linux tabanlı işletim sistemleri, açık kaynak kodlu olması nedeniyle kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerine nazaran daha fazla güvenlik riski taşımaktadır. Yani, bilgisayar ve makine dilinden anlayan profesyonel bir hacker, kaynak kodlarından yararlanarak "root" sistemini değiştirip kolaylıkla sistemi anında çöktüren bir virüs yapabilir. Ancak, Linux işletim sistemi çok az kullanılan bir işletim sistemi olduğu için, kimse virüs yapmakla uğraşmıyor ve şimdilik bu bir "eksi" değil.
- Özelleştirme seçenekleri çok fazla: Bu, gelişmiş bir bilgisayar kullanıcısı için "eksi" değil, hatta yukarıda belirttiğim gibi "artı". Ancak ev kullanıcıları, ayarları değiştirmeye çalışırken hata yapıp sisteme zarar verebilirler.
- Linux için bazı donanım sürücülerini bulmak çok zor. Bazı aygıtlar otomatik olarak tanınsa da, bazı aygıtların sürücülerine yüklemek gerekiyor. Bazı üreticiler, "Aygıtlarımızı kullanan Linux kullanıcısı yoktur ya da yok denecek kadar azdır." düşüncesiyle donanımlarını internet sitelerinde yayınlamıyorlar ve uzun bir araştırma yaparak donanım sürücüsü CD'si edinmeniz gerekebiliyor. Bunun dışında bazı donanım sürücüleri de parayla satılıyor olabilir. Ben bir internet sitesinde sırf donanım sürücülerini bulamadığından dolayı Linux'u silip Windows kurduğunu söyleyen bir kişinin yazısını okudum.
- Print Screen tuşu her zaman çalışmıyor: Bir menü açık hâldeyken veya bir düğme basılı hâldeyken Print Screen tuşuna basmak hiçbir işe yaramıyor.
- İçinde kullanıcıyla alay etme amaçlı bir program var: KNazar... Bu programı ilk defa gören kişi, biraz "laubali" bir antivirüs programı sanıyor. Çünkü programın "Hakkında" bölümünde "
KNazar Pardus Linux'un çok önemli bir parçasıdır." yazıyor. Ancak, programın sistem çekmecesine (bildirim alanı) bir nazar boncuğu simgesi yerleştirmek ve açılışı yavaşlatmaktan başka bir görevi yok!
- Bazı kişiler tarafından "Türk malı" şeklinde tanıtılmasına rağmen içindeki programların yaklaşık %90'ı yabancı malı. Buradan Türk programcılığına önem verilmediği sonucunu çıkarmak yanlış olmaz.
- Kopyalama ve yapıştırma özelliği kısıtlı. Bir programdan bir yazı, dosya veya başka bir öğe kopyaladıktan sonra; yapıştırmayı programı kapatmadan yapmak zorundasınız. Çünkü bir programı kapattığınızda, o programdan kopyaladığınız herşey siliniyor.
Klipper adlı pano programı bu sorunu çözmeye yetmiyor, çünkü belleğe sadece yazıları alabiliyor; resim, dosya ve diğer öğeler için sorunun çözümü yok.
- Yukarıda Pardus'un avantajı olarak disk birleştiricisi programa gerek olmadığını söylemiştim. Bunu internette okudum ve ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ancak NTFS dosya sistemi için bunun tam tersi geçerli. Pardus eriştiği NTFS dosya sistemindeki tüm dosyaları adeta parçalıyor. Birkaç hafta Pardus kullandıktan sonra Windows XP'yi açtım. Defraggler'ı (bir disk birleştiricisi program) açtım ve "Yerel Disk (D'nin %80 oranında parçalandığını gördüm!
- Pardus'ta bir "çeviri rezaleti" var. Programları biz yazamıyoruz, bari çevirisini doğru yapsaydık! Yardım dosyalarının çoğu İngilizce. Bazı programlar ise yarı İngilizce yarı Türkçe... Şunu belirtmem gerekiyor ki, Amerikan malı Windows bile, biz Türklerin geliştirdiği Pardus'tan daha Türkçe Başka Ne Diyim Birader Açıkçası XP'den Başka İşletim Sistemi Tanımam...