Tarihte bugün bundan tam 94 yıl önce 5 Ağustos 1921de Büyük Kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Ordusunun Başkumandanlığına seçildi.
İkinci İnönü Savaşı sonrasında Türk ordusu, bazı eksiklerin giderilmesine rağmen istenilen güce henüz ulaşamamıştı. Emperyalist Devletlerin desteklediği Yunan ordusu hem asker sayısı hem silah hem de ikmal yönünden üstün bir durumdaydı. 10 Temmuz 1921de başlayan Yunan saldırısı sonucunda, 13 Temmuzda Afyon, 17 Temmuzda Kütahya, 19 Temmuzda Eskişehir Yunanlıların eline geçti.
Türk ordusunun 21 Temmuzda yapmış olduğu taarruz başarılı olamayınca, Mustafa Kemal Paşanın emriyle Türk ordusu, hem güvenliğini sağlamak hem de savaşa hazırlanabilmek için Sakarya Irmağının doğusuna çekildi. Bunu bir yenilgi olarak görmek yanlıştır. Buna stratejik geri çekilme demek daha doğru olacaktır. Çünkü Mustafa Kemal Paşa cephedeki yetersizliği ve komuta sorunlarını görmüş hem ordunun gereksiz yere erimesi hem de güç toplayıp karşı taarruza geçmek amacıyla geri çekilmiştir.
Yunanlıların ilerlemesi ve Türk ordusunun Sakaryanın doğusuna çekilmesi halk arasında ve Mecliste karamsarlığa neden oldu. Artık savaşın kazanılamayacağı söylentileri yayılmaya başladı. Mecliste, Millet nereye gidiyor?, Ordu ne yapıyor? sözleriyle sert tartışmalar yaşandı. Bazı milletvekilleri, Mustafa Kemal Paşanın ordunun başına geçmesi gerektiğini ifade etmeye başladılar. Bu kişiler, iki grupta toplanıyordu. Bunların bir kısmı Mustafa Kemal Paşaya güveniyor ve bu sıkıntılı savaşın ancak Çanakkale Kahramanı, namağlup komutan Mustafa Kemal Paşa tarafından zaferle sonuçlanacağına inanıyorlardı. Diğer bir kısmı da Mustafa Kemal Paşanın emperyalistlerin desteklediği savaşta başarısız olma ihtimalini ve bu başarısızlığın sonuçlarını Mustafa Kemal Paşaya yükleyerek onu yok etmeyi planlıyordu. Kısacası gerekirse Türk ordusu yenilsin, Türk Milleti esarete girsin ama Mustafa Kemalde silinsin gitsin diyen bir gruptu bu gurup.
MUSTAFA KEMALMustafa Kemal Paşa, ordunun başına geçmek için TBMMnin bütün yetkilerinin üç ay için kendisine devredilmesini istedi. Burada bir parantez açmakta fayda vardır ki: Bütün yetkiler cümlesini açmak gerekirse askeri alanlarda tüm yetkiler kastedilmiştir. Mustafa Kemalin bu yetkileri istemesindeki amacı, o günün koşullarında çabuk karar almak ve alınan kararı anında uygulayabilmekti.
TBMM, 5 Ağustos 1921de Mustafa Kemal Paşayı Türk Orduları Başkomutanı olarak atadı. Böylece Mustafa Kemal Paşa 3 ay süreliğine Meclisin tüm yetkilerine sahip oldu.
Başkomutan seçilen Mustafa Kemal Paşa, orduyu güçlendirmek için tüm halkı fedakârlığa çağırdı. Bu amaçla 7-8 Ağustos 1921de Tekâlif-i Millîye Emirlerini (Milli Emirler, Yükümlülükler) çıkardı.
Saygılarımla
İkinci İnönü Savaşı sonrasında Türk ordusu, bazı eksiklerin giderilmesine rağmen istenilen güce henüz ulaşamamıştı. Emperyalist Devletlerin desteklediği Yunan ordusu hem asker sayısı hem silah hem de ikmal yönünden üstün bir durumdaydı. 10 Temmuz 1921de başlayan Yunan saldırısı sonucunda, 13 Temmuzda Afyon, 17 Temmuzda Kütahya, 19 Temmuzda Eskişehir Yunanlıların eline geçti.
Türk ordusunun 21 Temmuzda yapmış olduğu taarruz başarılı olamayınca, Mustafa Kemal Paşanın emriyle Türk ordusu, hem güvenliğini sağlamak hem de savaşa hazırlanabilmek için Sakarya Irmağının doğusuna çekildi. Bunu bir yenilgi olarak görmek yanlıştır. Buna stratejik geri çekilme demek daha doğru olacaktır. Çünkü Mustafa Kemal Paşa cephedeki yetersizliği ve komuta sorunlarını görmüş hem ordunun gereksiz yere erimesi hem de güç toplayıp karşı taarruza geçmek amacıyla geri çekilmiştir.
Yunanlıların ilerlemesi ve Türk ordusunun Sakaryanın doğusuna çekilmesi halk arasında ve Mecliste karamsarlığa neden oldu. Artık savaşın kazanılamayacağı söylentileri yayılmaya başladı. Mecliste, Millet nereye gidiyor?, Ordu ne yapıyor? sözleriyle sert tartışmalar yaşandı. Bazı milletvekilleri, Mustafa Kemal Paşanın ordunun başına geçmesi gerektiğini ifade etmeye başladılar. Bu kişiler, iki grupta toplanıyordu. Bunların bir kısmı Mustafa Kemal Paşaya güveniyor ve bu sıkıntılı savaşın ancak Çanakkale Kahramanı, namağlup komutan Mustafa Kemal Paşa tarafından zaferle sonuçlanacağına inanıyorlardı. Diğer bir kısmı da Mustafa Kemal Paşanın emperyalistlerin desteklediği savaşta başarısız olma ihtimalini ve bu başarısızlığın sonuçlarını Mustafa Kemal Paşaya yükleyerek onu yok etmeyi planlıyordu. Kısacası gerekirse Türk ordusu yenilsin, Türk Milleti esarete girsin ama Mustafa Kemalde silinsin gitsin diyen bir gruptu bu gurup.
MUSTAFA KEMALMustafa Kemal Paşa, ordunun başına geçmek için TBMMnin bütün yetkilerinin üç ay için kendisine devredilmesini istedi. Burada bir parantez açmakta fayda vardır ki: Bütün yetkiler cümlesini açmak gerekirse askeri alanlarda tüm yetkiler kastedilmiştir. Mustafa Kemalin bu yetkileri istemesindeki amacı, o günün koşullarında çabuk karar almak ve alınan kararı anında uygulayabilmekti.
TBMM, 5 Ağustos 1921de Mustafa Kemal Paşayı Türk Orduları Başkomutanı olarak atadı. Böylece Mustafa Kemal Paşa 3 ay süreliğine Meclisin tüm yetkilerine sahip oldu.
Başkomutan seçilen Mustafa Kemal Paşa, orduyu güçlendirmek için tüm halkı fedakârlığa çağırdı. Bu amaçla 7-8 Ağustos 1921de Tekâlif-i Millîye Emirlerini (Milli Emirler, Yükümlülükler) çıkardı.
Saygılarımla
