Atatürk'ün Son Günlerinde ne oldu?
7 Kasımı 8 Kasıma bağlayan gece: "Gece yarısı etrafındakileri tanımıyor.Saat 02.10'da uyanıyor.Bay Rıdvan'ı çağırıyor, uyuyamadığından şikayet ediyor: "Hayret Monşer" diyor. Bir sigara daha istiyor, içiyor.Daha bu bitmeden ikinci bir sigara daha istiyor.Onun da yarısını içiyor.
Evvela: "Beni gezdir" diyor, sonra: "Beni sağ tarafıma yatır" diyor. "Ört ört..." diye emrediyor.Rıdvan çıkmak istiyor: "Nereye gidiyorsun? Off... beni kaldır belki bir şey olur" diyor.Yatırılıyor, uykuya dalıyor. 06.00'da uyanıyor.Süt veriliyor.
07.40'ta "Rıdvan" diye çağırıyor.Bir şey ister gibi bir jest yapıyor.Lakin ne istediğini ifade edemiyor.Nihayet çay istiyor.
Hasan Rıza Soyak (genel sekreteri): "Saat 18.35'te telefonla fenalaştığını bildirdiler.Telaşla hususi daireye koştum.Odaya girdiğim zaman Atatürk yatağın ortasına oturmuş, iki elini yanlarına dayamış mütemadiyen öğürüyor ve: "Allah kahretsin" diye söyleniyordu.Ara sırada hizmetçilerin tuttukları tasa koyu kahverengi pıhtılaşmış kan çıkarıyordu. "Nöbetçi doktor Abravaya ile o sırada yetişen Prof. Neşet Ömer İrdelp kendisine yine bir taraftan bazı ilaçlar enjekte etmeye, bir taraftan da buz parçaları yutturmaya başladılar.Bir aralık sağında bulunan tuvalet üzerindeki saate baktı; herhalde iyi göremiyordu ki bana sordu: "Saat kaç?" "07.00 efendim"
Aynı suali bir iki defa daha tekrar etti, aynı cevabı verdim.Biraz sükunet bulunca yatağa yatırdık.Başucuna sokuldum: "Biraz rahat ettiniz, değil mi efendim" diye sordum. "Evet" dedi.Arkamdan Neşet Ömer İrdelp yanaşıp rica etti: "Dilinizi çıkarır mısınız efendim?" Dilini ancak yarısına kadar çıkardı.Dr. İrdelp tekrar seslendi: "Lütfen biraz daha uzatınız." Nafile artık söyleneni anlamıyordu.Dilini uzatacağı yerde tamamen içeri çekti.Başını biraz sağa çevirerek Dr. İrdelp'e dikkatle baktı ve: "Aleykümselam" dedi.
Son sözü bu oldu.
8 Kasım salı akşamı saat 19:00'da Atatürk son sözünü söyledi ve ikinci ağır komaya girdi.
Bu komadan artık bir daha çıkamayacaktı.
Rahat uyu Atam...


