Ergenekon’da demiri kanla eritip Türklüğü dirilten yiğitleri unuttunuz mu? Çin seddi eteklerinde 39 yiğidiyle Çin sarayını kuşatan Kürşad Ata'yı bilirmisiniz? Ya da Kültiğin Kitabelerinde karanlığa ışık tutarcasına ''Ey Türk titre ve kendine dön!'' diyen Bilge Kağan’ı? 24 boyuyla dünya'ya Türk’ü söyleten Oguz Ata'yı? 1071'de Malazgirt yaylasında Bizansı koyun sürüsü gibi önüne katan Alparslanı? Yetiştirdiği Alperenlerle Anadoluyu Türk diyarı yapan Hoca Ahmet Yesevi’yi...''Ya ben İstanbulu alırım ya İstanbul beni'' diyen Fatih’i? ''Ya istiklal ya ölüm''diyen, esir yaşamaktansa ölümü tercih eden Atatürkü?...''Her biriniz bir Türk bayrağısınız'' diyen Alparslan Türkeş'i?, ve daha nicelerini? Türklük pınarından akıp geçen nice Türk büyüklerini….unuttunuz mu?
Onların yetiştirdiği bir nesil vardır, bilirmisiniz? Tarihin her döneminde ''birileri'' Türklüğü yaşatmıştır, karşılık beklemeden, sevgiyle, hoşgörüyle,…yeri gelmiş Bizans'ın surlarına üç hilal bayrağını çakan Uluabatlı Hasan’ın şehit olmadan önceki son nefesinde çıkan saadet'de, yeri gelmiştir Kürşad'ın esarette baş kaldırdığı haykırışında hep bu nesil'in sesi vardı..Türk'ün sesi..
Kimi zaman susturulmak istendi bu ses, çünki bu sesi susturmak demek, Bozkurtu kafese koymak, meydanı çakallara ve köpeklere yar etmek demekti...Ama unutukları birşey vardı, Bozkurtlar kafes'de tutulmaktansa bağımsızlık için savaşarak ölümü tercih ederlerdi….nitekim Asya bozkırlarında tercih edilen bu ölüm, Anadolu topraklarında da tercih edilmiştir ve Çanakkale'de 253 bin yiğit toprağa düşmüştür. Çogusu isimsiz bir mezar olarak kalmışlardır. Ancak dünya tarihinde en çok şehit veren millet'in torunları şehit atalarını ne unuttu, ne de unutturdu. Damarlarımızdaki akan kan da hep onlar vardı, ''Çırpınırdı Karadeniz'' derler düşman'a göstermeden gözümüzden dökülen kanlı yaşlarda yine onlar var, ve hep olacaktır!
Onların yetiştirdiği bir nesil vardır, bilirmisiniz? Tarihin her döneminde ''birileri'' Türklüğü yaşatmıştır, karşılık beklemeden, sevgiyle, hoşgörüyle,…yeri gelmiş Bizans'ın surlarına üç hilal bayrağını çakan Uluabatlı Hasan’ın şehit olmadan önceki son nefesinde çıkan saadet'de, yeri gelmiştir Kürşad'ın esarette baş kaldırdığı haykırışında hep bu nesil'in sesi vardı..Türk'ün sesi..
Kimi zaman susturulmak istendi bu ses, çünki bu sesi susturmak demek, Bozkurtu kafese koymak, meydanı çakallara ve köpeklere yar etmek demekti...Ama unutukları birşey vardı, Bozkurtlar kafes'de tutulmaktansa bağımsızlık için savaşarak ölümü tercih ederlerdi….nitekim Asya bozkırlarında tercih edilen bu ölüm, Anadolu topraklarında da tercih edilmiştir ve Çanakkale'de 253 bin yiğit toprağa düşmüştür. Çogusu isimsiz bir mezar olarak kalmışlardır. Ancak dünya tarihinde en çok şehit veren millet'in torunları şehit atalarını ne unuttu, ne de unutturdu. Damarlarımızdaki akan kan da hep onlar vardı, ''Çırpınırdı Karadeniz'' derler düşman'a göstermeden gözümüzden dökülen kanlı yaşlarda yine onlar var, ve hep olacaktır!


