http://www.turkhackteam.net/web-server-guvenligi/870733-ddos-nedir.html 1. ci konum arkadaşlar.
Ve Buda devamı olarak başlıyoruz SYN Flood Saldırıların'da Kalmıştık. Buyrun Başlıyalım :yaho1
SYN Flood saldırıları :
SYN Flood saldırılarının temelinde TCP (Transmission Control Protocol)ün yapısı yatmaktadır. TCPde bir bağlantının kurulabilmesi için öncelikle 3-way handshake (3 yollu el sıkışma) sağlanmalıdır. 3 yollu el sıkışma temel olarak aşağıdaki şekilde gösterildidiği gibi gerçekleşir;
1. İstemci, sunucuya belli bir hedef port için X sıra numarasıyla bir SYN (Synchronize) paketi gönderir.
Hedef sistem, eğer bu porttan hizmet veriyorsa ve gerekli güvenlik izinleri varsa, bu SYN paketine karşılık X+1 sıra numarasıyla bir ACK (Acknowledgment) paketi ve Z sıra numarasıyla bir SYN paketi gönderir.
İstemci, gelen Z sıra numaralı SYN paketine karşılık gelen bir Z+1 sıra numaralı bir ACK paketi gönderir ve böylece 3-yollu el sıkışma sağlanmış olur.
SYN Flood saldırılarının temelinde TCPnin bu yapısı yatar demiştik. Burada saldırganlar, hedef sisteme çok sayıda SYN paketi gönderir. Bu paketleri alan kurban sistem ise, bu kaynaklar için kendi tarafında bir bağlantı noktası ayırır. Gelen her istek için bağlantı tablosunda bir yer ayrılmasına karşın asla 3-yollu el sıkışmalar tamamlanmaz ve belli bir yerden sonra bu bağlantı tablosu şişer. Kurban yeni bağlantı alamaz ve böylece hizmet veremez duruma gelir.
Aşağıda bu işlemin basit bir uygulamasını kendi laboratuar ortamında gerçekleştirdik.
Elimizde fazla sayıda bilgisayar olmadığından, hping3ü kullanarak source-spoof, yani sahte kaynak adresli, çok miktarda istek gönderiyoruz;
Aynı anda paket analizi yaptığımızda, kendi bilgisayarımızdan fakat farklı kaynak adresli çok sayıda isteğin hedef makineye yönlendiğini görüyoruz;
Son olarak hedef bilgisayarımızın oturum tablosuna baktığımızda, bu istekler için bir bağlantı noktasının ayrıldığını görüyoruz;
Belli bir noktadan sonra kurban sistemimiz yeni gelen isteklere cevap veremez hale geliyor.
Bu saldırı türünden korunmak için hedef sistemimiz; SYN Cookie, SYN Proxy gibi özellikleri olan güvenlik cihazlarının arkasına alınmalıdır. Bu güvenlik cihazları, gelen istekleri doğrudan hedef sisteme göndermeyip bağlantıyı kendisi karşılamakta, eğer bağlantı gerçek bir bağlantı değilse hemen session (oturum) tablosundan düşürüp kaynakların boşa harcanmasını engellemektedir.
GET Flood saldırıları :
Bu saldırı, OSI katmanlarından Uygulama Katmanı (Application Layer) seviyesinde yapılan bir saldırıdır. HTTP (Hyper-Text Transfer Protocol)ündeki metodlardan GET metodu ile gerçekleştirilir. 3-yollu el sıkışmanın tamamlanmasından sonra, HTTP GET isteği gönderilen sunucu, eğer çağırılan web bileşeni kendisinde mevcut ise ilgili web bileşenini döner.
GET Flood saldırıları HTTP protokolünü kullandığı için, saldırgan kişi ip adresini değiştirerek bu saldırıyı gerçekleştiremez. SYN Flood saldırısındaki sahte kaynak ipnin aksine, burada saldırgan taraf istekte bulunduktan sonra cevabı da yine kendisi alır. Bu nedenle GET Flood saldırılarının tek kaynaktan yapılması pratikte uygulanabilir değildir. Çok sayıda zombi bilgisayarın, yüksek miktarda yapacağı GET isteğiyle gerçekleştirilen bu saldırıda, web sunucu bu istekleri karşılayamaz duruma gelir ve gerçek istemciler tarafından (legitimate traffic) ulaşılamaz duruma gelir.
Bu saldırıyı önlemek için sunucunun cevap vermesini engellemek, güvenlik cihazlarında sunucuya doğru olan trafiği kesmek gibi yöntemler geçersiz yaklaşımlar olacaktır. Burada zaten hedeflenen şey sunucunun erişilemez olmasını sağlamaktır. Yapılması gereken şey, atak paternini (saldırı modeli, imzası) tespit etmeye çalışmak ve bunu web sunucuya gelmeden IPS ya da özel DDoS cihazları ile engellemektir. Bu ne yazık ki her zaman mümkün olmayabilmektedir. Bu tip durumlarda, sayfayı başka bir yere taşıyıp, gelen istekleri yeni yere yönlendirmek çözüm olabilmektedir. Eğer isteği yapanlar sistemler gelen yönlendirme mesajı (redirect) algılayamıyorsa bu trafik web sunucuya kadar ulaşmayacak, sadece redirect mesajını algılayıp yeni konuma ulaşabilen istemciler web sunucusuna erişmiş olacaktır.
ICMP Flood saldırıları :
Bu saldırı, ICMP (Internet Control Message Protocol) protokolünü hedef almaktadır. ICMP, genel olarak sistemler arası iletişim ve hata ayıklama amacıyla kullanılan bir protokoldür. Hepimizin siyah ekran, cmd diye tabir ettiği komut satırı açarak yapabildiğimiz ve bunu yaptığımız için kendimizi bilgisayar uzmanı olarak gördüğümüz ping komutu bu protokol üzerinde çalışmaktadır.
İstemci sistemin, hedef sisteme gönderdiği gönderdiği ICMP Echo Request (TYPE 8) paketine karşılık hedef sistem ICMP Echo Reply (TYPE 0) paketi gönderir. Böylece biz, hedef sistemin ulaşılabilir olduğundan emin oluruz. Burada hemen belirtelim, cevap gelmemiş olması sistemin ayakta olmadığını göstermez.
Aşağıda, Google adresine yapılan ping istek ve cevaplarının trafik analizi görünmektedir.
Yapılan istek;
Bu yapıdan faydalanılarak, saldırgan makineler çok sayıda ICMP Echo Request (type 8) paketi gönderir. Kurban sistem, gelen tüm bu isteklere cevap vermek için çaba harcar ve sistem yorulmaya başlar. Sistem kaynakları bunlara cevap veremez hale gelir ve sistem erişilemez duruma düşer.
Aşağıdaki örneğimizde aynı bilgisayar üzerine kurulu 2 sanal makineden birini hedef ve birini de saldırgan olarak kullanıyoruz. Burada 10.0.0.230 ipili saldırgan makineden kendi normal olarak 1 msnin altında bir sürede cevap alıyorken saldırı başladığı andan itibaren bu süre uzuyor ve sonrasında sistem cevap veremez hale geliyor.
Saldırgan makine sadece birkaç saniyede 158647 paket gönderiyor.
Hedef makinenin cevap verme süreleri;
Hemen belirtmeden geçemeyeceğim; konumuz DDoS, yani dağıtık servis engelleme saldırıları fakat biz tek makineden saldırı yapıyoruz laboratuar ortamında. Fakat gerçek DDoSu karşılamak için fark ettiğiniz üzere rand-source parametresini kullanıyoruz. Bu da, farklı ve tabi ki sahte kaynak adreslerinden saldırı yapmamıza imkan tanıyor. Zaten bu sebepledir ki saldırgan makinemize bu cevaplar gelmiyor.
UDP Flood :
UDP (User Datagram Protocol), TCP gibi OSI katmanlarından 4. Katmandır. TCPden en temel farkı connectionless bir protokol olmasıdır. Yani verinin ulaşıp ulaşmadığını garanti etmez. Diğer taraftan, bu özelliği aslında daha hızlı bir protokol olmasını sağlamaktadır. 3 yolu el sıkışma olmaması ve trafiğin karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmemesinden dolayı daha hızlı çalışır. Eş zamanlılığın önemli olduğu uygulamalarda (video/ses yayınları gibi) bu protokol tercih edilir. Aynı zamanda internetin en temel protokollerinden DNS (Domain Name System) de bu protokolü kullanır. DNS, internet üzerinde ya da yerel ağlardaki sistemlerin adlandırma yönetimi yapan protokoldür. Günlük hayatımızda bir alan adının, IP adresine dönüşümünü yaptığını söyleyebiliriz basitçe.
Aşağıda, Google için yaptığımız bir A kaydı sorgusunun trafik analizini görebilirsiniz.
Cevap;
Burada örnek olarak DNSi vermemizin sebebi, UDP Flood saldırıların daha çok DNS sunucuları hedef almasıdır.
UDP Flood saldırıları, hedef sisteme çok sayıda UDP paketi gönderilmesi şeklinde olur. Burada hedef sistem, paket gönderen sistemlerin gerçek sistem olup olmadığını bilmediği için, gelen her isteğe cevap vermeye çalışır. Bir noktadan sonra sistem cevap veremez duruma gelir. Belirttiğimiz gibi daha çok DNS sunucuları hedef alan bu saldırıda, DNS sunucu cevap veremez hale getirilir. DNS sunucunun cevap verememesi demek, henüz DNS önbelleğine ilgili alan adını ve ip adresini almamış bir istemcinin, ulaşmak istediği sisteme ulaşamaması anlamına gelecektir.
Slowloris :
Bu saldırı türü de yine web sunucu çalışan sistemlere yönelik yapılan bir saldırıdır. Saldırgan makinenin, çok az hat kullanarak hedef makinin cevap veremez hale gelmesine imkan tanımaktadır. Burada saldırgan makine hedef sisteme çok fazla bağlantı kurar. Kurduğu bağlantılar üzerinden paketleri çok seyrek bir şekilde gönderir ve böylece bağlantının kopması engellenir. Kapanmayan ve boşa çıkmayan bu bağlantılar nedeniyle hedef sunucu yorulur ve cevap veremez hale gelir.
LAND Attack :
Bu saldırılarda, saldırgan sistemler gönderdikleri paketlerin içeriğinde kaynak ip adresini hedef ip ile aynı yaparlar. Yani hedef makine sanki kendisine paket gönderiyor durumuna düşer. Böylece hem dışarıdan paket almış, hem de kaynak adres de kendisi olduğundan kendisine cevap dönmüştür. Böylece birim zamanda hedef sisteme gelen paket sayısı 2 katına çıkar. Bu şekilde saldırının şiddeti artar. Zamanımızda işletim sistemlerinde ip spoof (sahte ip) koruması olduğundan bu saldırının uygulanabilirliği azalmış durumdadır.
Smurf Attack :
Saldırgan sistem, belli bir ağın broadcast (ağ yayın adresi) adresine ping istekleri gönderir. Gönderdiği paketin içerisinde ise kaynak adresini kurban sistemi olarak tanımlar. Böylece, ağda bulunan tüm makineler isteğin kurban makineden geldiğini düşünerek bu makineye cevap dönerler ve hedef sistem erişilemez hale gelir.
Bunu sadece broadcast adresi ile değil, rastgele hedeflere göndereceğimiz (değiştirilmiş, sahte kaynak ile) paketlerin kurban makineye dönmesi şeklinde de uygulayabiliriz. Böylece kendimizi gizleyerek, sanki tüm internetten bu hedef sisteme doğru bir saldırı yapılmasını sağlarız.
Nasıl korunurum?
DDoS, gerçekten de başa çıkılması zor bir saldırı türüdür. Çünkü saldırı çok çeşitli kaynaktan gelmekte ve yukarıda da değindiğimiz gibi atak patterni, yani saldırının deseni/imzası her zaman tespit edilememektedir. Yine de bu saldırılara karşı alınabilecek önlemler yok da değildir. DDoSu önlemeye yardımcı olacak tekniklere bir göz atalım;
Rate Limit: Rate limit, adından da anlaşılacağı gibi, bir hedef veya kaynak için, belli zamandaki trafik miktarının sınırlanması anlamına gelmektedir. Rate limit, uygulanabiliyorsa dinamik olarak uygulanabilir. Böylece normal zamandaki trafik öğrenilerek, bu trafiğe uygun bir değer sınır olarak kabul edilir. Bu değerin üstündeki trafik göz ardı edilir, yani düşürülür. Dinamik olarak belirlenemeyen durumlarda trafik gözle incelenir ve uygun bir statik değer atanır.
IP Engelleme : Bu genelde pek mümkün olmasa da nadiren uygulanabilir bir yöntemdir. Burada, kaynak ip adresleri ya da ip aralıkları tespit edilebilirse, bu adresler için yazılacak bir güvenlik duvarı kuralı ile trafik engellenebilir. Bu kara liste oluşturma yöntemidir. Eğer sistemimizin erişmesi gereken kaynakları belli bir aralıkta toplayabiliyor ya da tek tek IP adreslerini biliyorsak, bunlar için bir beyaz liste oluşturup, geriye kalan tüm trafiğin engellenmesini sağlayabiliriz.
SYN Proxy : SYN Proxy, tam olarak günlük hayatta sıkça duyduğumuz web Proxy mantığına benzer bir mantıkla çalışır. SYN Proxy cihazımız, gerçek sunucumuz ile internet arasında durur. 3 yollu el sıkışmanın son ACK paketi gelmeden trafiğin web sunucusuna gitmesine izin vermez. Böylece yazımızın ilk kısımlarında bahsettiğimiz şekilde tamamlanmayan el sıkışmalar oluşmaz ve hedef sistemin kaynakları tüketilmemiş olur. Bu önlem, adından da anlaşılacağı gibi SYN Flood saldırılarına karşı uygulanabilir bir yöntemdir.
Atak paterni ile engelleme : Yapılan saldırı analiz edilip trafiğin içerisinde belli bir imza tespit edilebilirse, bu imza, hedef sistemin önünde bulunan bir IPS cihazı üzerinde tanımlanarak engellenebilir. IPS (Intrusion Prevention System) sistemleri genel olarak imza tabanlı olduğundan, yazılabilecek bir imzayı içeren trafik engellenebilir.
Son olarak şunu söylememiz gerekir ki, her ne kadar bu önlemler belirli bir şiddete kadar olan saldırıyı engelleyebilse de, saldırının şiddeti bazen karşı konulmaz seviyelere çıkabilir. Bu durumda ne yazık ki saldırı bitene kadar servis verilemez hale gelinebilir.
1 Teşekkürü Çok Görmeyin.
SYN Flood saldırıları :
SYN Flood saldırılarının temelinde TCP (Transmission Control Protocol)ün yapısı yatmaktadır. TCPde bir bağlantının kurulabilmesi için öncelikle 3-way handshake (3 yollu el sıkışma) sağlanmalıdır. 3 yollu el sıkışma temel olarak aşağıdaki şekilde gösterildidiği gibi gerçekleşir;
1. İstemci, sunucuya belli bir hedef port için X sıra numarasıyla bir SYN (Synchronize) paketi gönderir.
Hedef sistem, eğer bu porttan hizmet veriyorsa ve gerekli güvenlik izinleri varsa, bu SYN paketine karşılık X+1 sıra numarasıyla bir ACK (Acknowledgment) paketi ve Z sıra numarasıyla bir SYN paketi gönderir.
İstemci, gelen Z sıra numaralı SYN paketine karşılık gelen bir Z+1 sıra numaralı bir ACK paketi gönderir ve böylece 3-yollu el sıkışma sağlanmış olur.
SYN Flood saldırılarının temelinde TCPnin bu yapısı yatar demiştik. Burada saldırganlar, hedef sisteme çok sayıda SYN paketi gönderir. Bu paketleri alan kurban sistem ise, bu kaynaklar için kendi tarafında bir bağlantı noktası ayırır. Gelen her istek için bağlantı tablosunda bir yer ayrılmasına karşın asla 3-yollu el sıkışmalar tamamlanmaz ve belli bir yerden sonra bu bağlantı tablosu şişer. Kurban yeni bağlantı alamaz ve böylece hizmet veremez duruma gelir.
Aşağıda bu işlemin basit bir uygulamasını kendi laboratuar ortamında gerçekleştirdik.
Elimizde fazla sayıda bilgisayar olmadığından, hping3ü kullanarak source-spoof, yani sahte kaynak adresli, çok miktarda istek gönderiyoruz;
Aynı anda paket analizi yaptığımızda, kendi bilgisayarımızdan fakat farklı kaynak adresli çok sayıda isteğin hedef makineye yönlendiğini görüyoruz;
Son olarak hedef bilgisayarımızın oturum tablosuna baktığımızda, bu istekler için bir bağlantı noktasının ayrıldığını görüyoruz;
Belli bir noktadan sonra kurban sistemimiz yeni gelen isteklere cevap veremez hale geliyor.
Bu saldırı türünden korunmak için hedef sistemimiz; SYN Cookie, SYN Proxy gibi özellikleri olan güvenlik cihazlarının arkasına alınmalıdır. Bu güvenlik cihazları, gelen istekleri doğrudan hedef sisteme göndermeyip bağlantıyı kendisi karşılamakta, eğer bağlantı gerçek bir bağlantı değilse hemen session (oturum) tablosundan düşürüp kaynakların boşa harcanmasını engellemektedir.
GET Flood saldırıları :
Bu saldırı, OSI katmanlarından Uygulama Katmanı (Application Layer) seviyesinde yapılan bir saldırıdır. HTTP (Hyper-Text Transfer Protocol)ündeki metodlardan GET metodu ile gerçekleştirilir. 3-yollu el sıkışmanın tamamlanmasından sonra, HTTP GET isteği gönderilen sunucu, eğer çağırılan web bileşeni kendisinde mevcut ise ilgili web bileşenini döner.
GET Flood saldırıları HTTP protokolünü kullandığı için, saldırgan kişi ip adresini değiştirerek bu saldırıyı gerçekleştiremez. SYN Flood saldırısındaki sahte kaynak ipnin aksine, burada saldırgan taraf istekte bulunduktan sonra cevabı da yine kendisi alır. Bu nedenle GET Flood saldırılarının tek kaynaktan yapılması pratikte uygulanabilir değildir. Çok sayıda zombi bilgisayarın, yüksek miktarda yapacağı GET isteğiyle gerçekleştirilen bu saldırıda, web sunucu bu istekleri karşılayamaz duruma gelir ve gerçek istemciler tarafından (legitimate traffic) ulaşılamaz duruma gelir.
Bu saldırıyı önlemek için sunucunun cevap vermesini engellemek, güvenlik cihazlarında sunucuya doğru olan trafiği kesmek gibi yöntemler geçersiz yaklaşımlar olacaktır. Burada zaten hedeflenen şey sunucunun erişilemez olmasını sağlamaktır. Yapılması gereken şey, atak paternini (saldırı modeli, imzası) tespit etmeye çalışmak ve bunu web sunucuya gelmeden IPS ya da özel DDoS cihazları ile engellemektir. Bu ne yazık ki her zaman mümkün olmayabilmektedir. Bu tip durumlarda, sayfayı başka bir yere taşıyıp, gelen istekleri yeni yere yönlendirmek çözüm olabilmektedir. Eğer isteği yapanlar sistemler gelen yönlendirme mesajı (redirect) algılayamıyorsa bu trafik web sunucuya kadar ulaşmayacak, sadece redirect mesajını algılayıp yeni konuma ulaşabilen istemciler web sunucusuna erişmiş olacaktır.
ICMP Flood saldırıları :
Bu saldırı, ICMP (Internet Control Message Protocol) protokolünü hedef almaktadır. ICMP, genel olarak sistemler arası iletişim ve hata ayıklama amacıyla kullanılan bir protokoldür. Hepimizin siyah ekran, cmd diye tabir ettiği komut satırı açarak yapabildiğimiz ve bunu yaptığımız için kendimizi bilgisayar uzmanı olarak gördüğümüz ping komutu bu protokol üzerinde çalışmaktadır.
İstemci sistemin, hedef sisteme gönderdiği gönderdiği ICMP Echo Request (TYPE 8) paketine karşılık hedef sistem ICMP Echo Reply (TYPE 0) paketi gönderir. Böylece biz, hedef sistemin ulaşılabilir olduğundan emin oluruz. Burada hemen belirtelim, cevap gelmemiş olması sistemin ayakta olmadığını göstermez.
Aşağıda, Google adresine yapılan ping istek ve cevaplarının trafik analizi görünmektedir.
Yapılan istek;
Bu yapıdan faydalanılarak, saldırgan makineler çok sayıda ICMP Echo Request (type 8) paketi gönderir. Kurban sistem, gelen tüm bu isteklere cevap vermek için çaba harcar ve sistem yorulmaya başlar. Sistem kaynakları bunlara cevap veremez hale gelir ve sistem erişilemez duruma düşer.
Aşağıdaki örneğimizde aynı bilgisayar üzerine kurulu 2 sanal makineden birini hedef ve birini de saldırgan olarak kullanıyoruz. Burada 10.0.0.230 ipili saldırgan makineden kendi normal olarak 1 msnin altında bir sürede cevap alıyorken saldırı başladığı andan itibaren bu süre uzuyor ve sonrasında sistem cevap veremez hale geliyor.
Saldırgan makine sadece birkaç saniyede 158647 paket gönderiyor.
Hedef makinenin cevap verme süreleri;
Hemen belirtmeden geçemeyeceğim; konumuz DDoS, yani dağıtık servis engelleme saldırıları fakat biz tek makineden saldırı yapıyoruz laboratuar ortamında. Fakat gerçek DDoSu karşılamak için fark ettiğiniz üzere rand-source parametresini kullanıyoruz. Bu da, farklı ve tabi ki sahte kaynak adreslerinden saldırı yapmamıza imkan tanıyor. Zaten bu sebepledir ki saldırgan makinemize bu cevaplar gelmiyor.
UDP Flood :
UDP (User Datagram Protocol), TCP gibi OSI katmanlarından 4. Katmandır. TCPden en temel farkı connectionless bir protokol olmasıdır. Yani verinin ulaşıp ulaşmadığını garanti etmez. Diğer taraftan, bu özelliği aslında daha hızlı bir protokol olmasını sağlamaktadır. 3 yolu el sıkışma olmaması ve trafiğin karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmemesinden dolayı daha hızlı çalışır. Eş zamanlılığın önemli olduğu uygulamalarda (video/ses yayınları gibi) bu protokol tercih edilir. Aynı zamanda internetin en temel protokollerinden DNS (Domain Name System) de bu protokolü kullanır. DNS, internet üzerinde ya da yerel ağlardaki sistemlerin adlandırma yönetimi yapan protokoldür. Günlük hayatımızda bir alan adının, IP adresine dönüşümünü yaptığını söyleyebiliriz basitçe.
Aşağıda, Google için yaptığımız bir A kaydı sorgusunun trafik analizini görebilirsiniz.
Cevap;
Burada örnek olarak DNSi vermemizin sebebi, UDP Flood saldırıların daha çok DNS sunucuları hedef almasıdır.
UDP Flood saldırıları, hedef sisteme çok sayıda UDP paketi gönderilmesi şeklinde olur. Burada hedef sistem, paket gönderen sistemlerin gerçek sistem olup olmadığını bilmediği için, gelen her isteğe cevap vermeye çalışır. Bir noktadan sonra sistem cevap veremez duruma gelir. Belirttiğimiz gibi daha çok DNS sunucuları hedef alan bu saldırıda, DNS sunucu cevap veremez hale getirilir. DNS sunucunun cevap verememesi demek, henüz DNS önbelleğine ilgili alan adını ve ip adresini almamış bir istemcinin, ulaşmak istediği sisteme ulaşamaması anlamına gelecektir.
Slowloris :
Bu saldırı türü de yine web sunucu çalışan sistemlere yönelik yapılan bir saldırıdır. Saldırgan makinenin, çok az hat kullanarak hedef makinin cevap veremez hale gelmesine imkan tanımaktadır. Burada saldırgan makine hedef sisteme çok fazla bağlantı kurar. Kurduğu bağlantılar üzerinden paketleri çok seyrek bir şekilde gönderir ve böylece bağlantının kopması engellenir. Kapanmayan ve boşa çıkmayan bu bağlantılar nedeniyle hedef sunucu yorulur ve cevap veremez hale gelir.
LAND Attack :
Bu saldırılarda, saldırgan sistemler gönderdikleri paketlerin içeriğinde kaynak ip adresini hedef ip ile aynı yaparlar. Yani hedef makine sanki kendisine paket gönderiyor durumuna düşer. Böylece hem dışarıdan paket almış, hem de kaynak adres de kendisi olduğundan kendisine cevap dönmüştür. Böylece birim zamanda hedef sisteme gelen paket sayısı 2 katına çıkar. Bu şekilde saldırının şiddeti artar. Zamanımızda işletim sistemlerinde ip spoof (sahte ip) koruması olduğundan bu saldırının uygulanabilirliği azalmış durumdadır.
Smurf Attack :
Saldırgan sistem, belli bir ağın broadcast (ağ yayın adresi) adresine ping istekleri gönderir. Gönderdiği paketin içerisinde ise kaynak adresini kurban sistemi olarak tanımlar. Böylece, ağda bulunan tüm makineler isteğin kurban makineden geldiğini düşünerek bu makineye cevap dönerler ve hedef sistem erişilemez hale gelir.
Bunu sadece broadcast adresi ile değil, rastgele hedeflere göndereceğimiz (değiştirilmiş, sahte kaynak ile) paketlerin kurban makineye dönmesi şeklinde de uygulayabiliriz. Böylece kendimizi gizleyerek, sanki tüm internetten bu hedef sisteme doğru bir saldırı yapılmasını sağlarız.
Nasıl korunurum?
DDoS, gerçekten de başa çıkılması zor bir saldırı türüdür. Çünkü saldırı çok çeşitli kaynaktan gelmekte ve yukarıda da değindiğimiz gibi atak patterni, yani saldırının deseni/imzası her zaman tespit edilememektedir. Yine de bu saldırılara karşı alınabilecek önlemler yok da değildir. DDoSu önlemeye yardımcı olacak tekniklere bir göz atalım;
Rate Limit: Rate limit, adından da anlaşılacağı gibi, bir hedef veya kaynak için, belli zamandaki trafik miktarının sınırlanması anlamına gelmektedir. Rate limit, uygulanabiliyorsa dinamik olarak uygulanabilir. Böylece normal zamandaki trafik öğrenilerek, bu trafiğe uygun bir değer sınır olarak kabul edilir. Bu değerin üstündeki trafik göz ardı edilir, yani düşürülür. Dinamik olarak belirlenemeyen durumlarda trafik gözle incelenir ve uygun bir statik değer atanır.
IP Engelleme : Bu genelde pek mümkün olmasa da nadiren uygulanabilir bir yöntemdir. Burada, kaynak ip adresleri ya da ip aralıkları tespit edilebilirse, bu adresler için yazılacak bir güvenlik duvarı kuralı ile trafik engellenebilir. Bu kara liste oluşturma yöntemidir. Eğer sistemimizin erişmesi gereken kaynakları belli bir aralıkta toplayabiliyor ya da tek tek IP adreslerini biliyorsak, bunlar için bir beyaz liste oluşturup, geriye kalan tüm trafiğin engellenmesini sağlayabiliriz.
SYN Proxy : SYN Proxy, tam olarak günlük hayatta sıkça duyduğumuz web Proxy mantığına benzer bir mantıkla çalışır. SYN Proxy cihazımız, gerçek sunucumuz ile internet arasında durur. 3 yollu el sıkışmanın son ACK paketi gelmeden trafiğin web sunucusuna gitmesine izin vermez. Böylece yazımızın ilk kısımlarında bahsettiğimiz şekilde tamamlanmayan el sıkışmalar oluşmaz ve hedef sistemin kaynakları tüketilmemiş olur. Bu önlem, adından da anlaşılacağı gibi SYN Flood saldırılarına karşı uygulanabilir bir yöntemdir.
Atak paterni ile engelleme : Yapılan saldırı analiz edilip trafiğin içerisinde belli bir imza tespit edilebilirse, bu imza, hedef sistemin önünde bulunan bir IPS cihazı üzerinde tanımlanarak engellenebilir. IPS (Intrusion Prevention System) sistemleri genel olarak imza tabanlı olduğundan, yazılabilecek bir imzayı içeren trafik engellenebilir.
Son olarak şunu söylememiz gerekir ki, her ne kadar bu önlemler belirli bir şiddete kadar olan saldırıyı engelleyebilse de, saldırının şiddeti bazen karşı konulmaz seviyelere çıkabilir. Bu durumda ne yazık ki saldırı bitene kadar servis verilemez hale gelinebilir.
1 Teşekkürü Çok Görmeyin.

