Grafik tasarımda hatırlanan işler genellikle kusursuz olanlar değildir.
Aksine, çoğu zaman küçük bir rahatsızlık barındırırlar.
Ama bu rahatsızlık bir hata değildir;
bilinçli bir tercihtir.
Hatırlanan tasarımlar mutlaka bir şeyden vazgeçer. Daha dengeli görünmekten, daha güvenli durmaktan ya da herkes tarafından beğenilme ihtimalinden…
Bu vazgeçiş, tasarımın karakter kazanmasını sağlar. Çünkü profesyonel seviyede tasarım, her şeyi doğru yapma çabası değildir.
Her şeyi doğru yapmaya çalıştığınızda hiçbir şey öne çıkmaz.
Hatırlanan tasarımlarda genellikle ortak bir durum görülür:
Bir öğe bilinçli olarak öne alınmıştır.
Bu bazen bir boşluktur, bazen orantısız gibi görünen bir tipografi, bazen de alışılmışın biraz dışında bir vurgu.
Bu tercih, başka bir şeyin feda edilmesini gerektirir. Belki denge bozulur, belki simetri kırılır, belki tasarım “rahat” olmaktan çıkar.
Ama tam da bu noktada tasarım kimlik kazanır. Çünkü her şeyin eşit olduğu bir tasarımda, hiçbir şey karakter taşımaz.
Hatırlanmayan işler genellikle şu hedefle yapılır: “Kimse rahatsız olmasın.”
Hatırlanan işler ise şunu göze alır:
“Birileri rahatsız olabilir.”
Bu rahatsızlık kötü bir his olmak zorunda değildir. Bazen sadece durdurur, Baktırır. Bir saniye fazla düşündürür.
İşte o bir saniye, tasarımın hatırlanmasını sağlar.
Bu seviyede tasarımcı artık şunu bilir:
Herkese uyan bir iş, kimseye ait hissettirmez.
Bu yüzden hatırlanan tasarımlar savunma ihtiyacı duymaz. Bir şeyi neden öyle yaptığını uzun uzun anlatmaz. Çünkü kararlar nettir.
Bir şey öne alınmıştır. Bir şey geri itilmiştir. Ve bu kararlar, tasarımın duruşunu oluşturur.
Hatırlanan tasarımlar cesur olduğu için değil, net olduğu için hatırlanır.
Aksine, çoğu zaman küçük bir rahatsızlık barındırırlar.
Ama bu rahatsızlık bir hata değildir;
bilinçli bir tercihtir.
Hatırlanan tasarımlar mutlaka bir şeyden vazgeçer. Daha dengeli görünmekten, daha güvenli durmaktan ya da herkes tarafından beğenilme ihtimalinden…
Bu vazgeçiş, tasarımın karakter kazanmasını sağlar. Çünkü profesyonel seviyede tasarım, her şeyi doğru yapma çabası değildir.
Her şeyi doğru yapmaya çalıştığınızda hiçbir şey öne çıkmaz.
Hatırlanan tasarımlarda genellikle ortak bir durum görülür:
Bir öğe bilinçli olarak öne alınmıştır.
Bu bazen bir boşluktur, bazen orantısız gibi görünen bir tipografi, bazen de alışılmışın biraz dışında bir vurgu.
Bu tercih, başka bir şeyin feda edilmesini gerektirir. Belki denge bozulur, belki simetri kırılır, belki tasarım “rahat” olmaktan çıkar.
Ama tam da bu noktada tasarım kimlik kazanır. Çünkü her şeyin eşit olduğu bir tasarımda, hiçbir şey karakter taşımaz.
Hatırlanmayan işler genellikle şu hedefle yapılır: “Kimse rahatsız olmasın.”
Hatırlanan işler ise şunu göze alır:
“Birileri rahatsız olabilir.”
Bu rahatsızlık kötü bir his olmak zorunda değildir. Bazen sadece durdurur, Baktırır. Bir saniye fazla düşündürür.
İşte o bir saniye, tasarımın hatırlanmasını sağlar.
Bu seviyede tasarımcı artık şunu bilir:
Herkese uyan bir iş, kimseye ait hissettirmez.
Bu yüzden hatırlanan tasarımlar savunma ihtiyacı duymaz. Bir şeyi neden öyle yaptığını uzun uzun anlatmaz. Çünkü kararlar nettir.
Bir şey öne alınmıştır. Bir şey geri itilmiştir. Ve bu kararlar, tasarımın duruşunu oluşturur.
Hatırlanan tasarımlar cesur olduğu için değil, net olduğu için hatırlanır.
