- BİR TEŞEKKÜRÜ ÇOK GÖRMEYİN ARKADAŞLAR
Türk Nogaylar
600 bin Nogay Türkiye'ye göç etmiştir. Büyük bir kısmı zamanın Konya vilayetine göç etmiştir. İlk zamanlar Osmanlı fermanına uygun olarak yerleşik köylere 30'ar haneyi geçmeyecek şekilde iskan edilip yerleşik düzene geçmeleri için iki haneye bir öküz ve hane başına bir kile buğday tohumluk devlet tarafından verileceği sözü verilmişse de zamanın zor şartları nedeniyle çoğunlukla bu gerçekleşmemiştir. Yerleşik halk ile uyumsuzluklar ve nedeniyle zamanla Nogaylar nüfus olarak güçlü oldukları köylere göç etmiştir. İlk iskanda Nogay yerleşimi olan birçok köyde Nogay kalmamış veya az sayıda kalan Nogaylar da zamanla kültürünü kaybetmiştir. O zamanlarda Cihanbeyli Kazasına bağlı köyler, günümüzde Ankara'nın Şereflikoçhisar ve Konya'nın sonradan ilçe olan Kulu ilçesine bağlanmıştır. Ilgın ilçesinde de bir mahalle oluşturmuşlardır. İlçenin Behlül Bey, Şıh Cârullah ve Câmiatik mahallelerinden ayrılarak kurulan ve sonradan Ayvat Dede adıyla adlandırılan mahallede oturmaktadırlar.
Kendilerine özgü gelenek ve göreneklerini hâlen devam ettirmekte, aralarında kaybolmaya yüz tutmuş Nogay diliyle konuşmaktadırlar.
Nogaylar, Anadolu topraklarına İLK olarak 1500-1600 yılları arasında gelmişlerdir. Bu Nogaylardan İlbeki/İlbegli (Ilbeqiyli/Илбекли) Batı Kazakistan ve Hazar Üstü yöresinden aşağı inerek, bugünkü Kuzey Azerbaycan'da, Bektili Türkmenlerine katılmışlardır. Bu Türkmen aşireti bugün Doğu Anadolu ve Güney Doğu'nun büyük bir bölümünü oluşturur. Bektili Türkmenleri ile birlikte, Yavuz Sultan Selim döneminde Güneydoğu'ya gelirler. Fakat Osmanlı İmparatorluğu ve bölge valilerinin Îskân Politikası (Türkmen aşiretlerini bölge halklarının yerlerine yerleştirme politikası) onları bugünkü Kilis tarafına atar. Burada Türkmen Döğer ve Barak boyları vardır. Her ne kadar diğer Türkmenlerle savaşmasalar da, daha güneydeki Suriyeli Araplar dikkatlerini çeker ve Nogaylar Arap boylarını yağmalamaya başlar. Araplar onları Antep valiliğine dinsiz ve sapık olduklarını söyleyerek şikayet ederler. Osmanlı ile birkaç kez çatışırlar fakat onlara diş geçiremeyince en sonunda Fırat Nehri çevresine yetişirler. Bugün Antepte Birecik'in doğusunda ve Fırat kenarındaki köylerin Uly Nokai boyundan İlbeki oymağı Nogaylarından oldukları bilinmektedir. Antep Nogayları fenotipi ise genelde bellidir. Nogaylar Kıpçak ve Moğol boylarının karışmasından doğan ve Nogay Han'ın etrafında toplanmış il ve uruklardan oluştukları için genelde iki tip fentoip vardır. Kısa boylu, çekik; renkli gözlü kumral, esmer veya koyu sarışın Kıpçak tipli Uly Nokai'lar ile esmer, siyah saçlı ve daha iri yapılı, Kazak tipli Qara Nokai'lar.[1]
Romanya'dan göç etmiş çok az bir kısmı gümüş ve bakır işlemeciliği; el sanatı ürünleri; takı ve süs eşyası, boncuk, yüzük, kolye, bilezik yapımı ile uğraşırlar. Misafirperverdirler, aman dileyip hanelerine baş vuranları baştacı edip ölümüne korumaktadırlar. Günümüzde bu mesleklerin bir kısmını artık icra etmemektedirler. Hamurlu yemeklerden sonra et suyu olan Sorpa (çorba) içmeleri geleneksel özelliklerindendir.
Konya Tuzlukçu-Erdoğdu Köyü, Konya-Adana-Ankara yol ayrımı olan Kulu Makası bölgesinde. Bunlar Şeker, Doğankaya, Akin, Kırkkuyu, Boğazören, Seyitahmetli, Ahiboz, Mandıra ve Gaziantep'in doğusundaki, Fırat yakınlarında bulunan Tılmusa köyleridir.
Günümüzde Eskişehir'de Alpu Aktepe (Rıfkıye) Köyü ve Işıkören (Aziziye; daha sonra Arap Kuyusu) köyü Nogay köyleridir. Yelice (Esence) Köyü'nde de bir miktar Nogay yaşamaktadır. [kaynak belirtilmeli]Hamidiye Köyü de Nogay olan Zincir ve Taraktaş aileleri tarafından kurulmuştur. [kaynak belirtilmeli] Bu köyleri kuran Nogaylar 93 Harbi sonrasında Romanya'nın Konstanta (Köstence) İli, Medgidia (Mecidiye) İlçesine bağlı Poarta Alba (Alakapı),Nazarcea (Nazarşa), Aşağı Bülbül ve Yukarı Bülbül köylerinden alınarak 1893 yılında Bursa Vilayeti'ne bağlı Eskişehir Kazası Alpu Nahiyesi'ne iskân edilmişlerdir. Afyon Yenibelkavak'ta da bir miktar Nogay bulunmaktadır. Geleneksel yemek ve adetlerini korumaktadırlar.
Eskişehir bölgesine göç edip, Nogay adetlerini uygulayıp anadillerini konuşmaktadırlar. Genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta olup, gelir düzeyi ile eğitim düzeyleri yüksektir. Köylerde emekli sayısı epey fazladır. Bölgedeki diğer Nogay olmayan komşu köylerde tarımı biz tatarlardan öğrendik diye bir deyim kullanırlar. Genelde Nogaylar teknik ve düzenli tarım yaparlar.
Meşhur yemeklerimizden olmazsa olmazı Çibörek, Tabakbörek, Sarburma, Göbete, Kaşıkbörek, Üykenbörek, Kalakay, Bavursak, Tavalokumu, Omaş Çorbası, Sorpa ve daha birçok yemek çeşitleri vardır. Yemeklerde genellikle et olur.
Bu köylerde yaşayan Nogaylar da ulusal kimliklerini korumuşlar, adetlerinden ayrılmamışlardır. Yaşanan ekonomik zorluklardan dolayı bir kısmı köylerinden bağlarını koparmadan göç etmişler. Büyükşehirlere, ilçelere ve 60'lı yıllardan itibaren Avrupa'nın çeşitli yerlerine yerleşmişlerdir. Köylerinde tarım ve hayvancılıkla geçinen yöre halkı, köylerinin dışında günümüz koşullarına göre meslek edinmişlerdir. Bunun dışında Karaman'da da az miktarda Nogay aileleri mevcuttur.
Nogaylar'a özgü olan dillerini muhafaza etmeye çalışmışlar ve günümüzde de bu dili kullanmaya devam etmektedirler. Geleneksel yemekleri kazanbörek, şırbörek (çiğbörek), koyankulak (tavşan kulağı), inkal, tavabörektir ve tamamı hamurdan yapılmaktadır. Ekmek olarak da kendilerine has kalakay, tavaöptek, şöyünöptek adlarında ve tandırda pişen çeşitli şekillerde ekmekleri tüketmektedirler. Yağda kızartılan bavursak adında ekmekleri de vardır. İçeceklerinin en önemlisi ise Ayakşay'dır. Halk arasında Tatar Çayı veya Nogay Çayı olarak bilinir.
Son düzenleme:
