Şehid, Allah yolunda canını feda eden bir müslümana denir. Çoğulu: Şühedadır.
Böyle bir kimseye şehid denilmesi; ya cennete gireceğine şehadet olduğu veya vefatı anında bir takım rahmet melekleri hazır bulunduğu veya kendisi Allah Tealanın manevi huzurunda, hazır olarak rızıklandırılacağından dolayıdır.
Şehid kelimesi, şahide eş anlamlı olup hazır olma manasını ifade eder.
Şehidliğin önemi hakkında Kuran-ı Kerimde bir çok ayetler ve peygamberimizden pek çok hadisler vardır:
Allah Tealanın: (Bakara: 154)
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanma. Bilakis onlar diri olup Rableri indinde rızıklanmaktadırlar.
Onlar Allahın kendilerine ihsan ettiği nimetten dolayı mutludurlar.
Onlar, Allahın rahmet ve ihsanına kavuştuklarından dolayı mutludurlar.
Onlar, Allahın rahmet ve ihsanına kavuştuklarından dolayı sevinç içindedirler. Ve Allah müminlerin mükafatını zayi etmez. (Al-i İmran: 169-170-171)
Enes ibni Malik Peygamberimizden şöyle bir rivayet nakletmiştir:
Hiç kimse cennete girdikten sonra tekrar dünyaya dönmek istemez. Fakat şehid müstesna. O on kere dünyaya dönüp tekrar ölmeyi arzu eder. (Buhari-Müslim)
Ebu katadeden: Peygamberimiz aramızda iken buyurdu: Amellerin faziletlisi Allaha iman ve Onun yolunda cihaddır. Adamın birisi:
Eğer Allah yolunda cihad ederek öldürülürsem bütün günahların affolunur mu? Dedi.
Efendimiz:
Evet, sabrederek, düşmanı bekleyerek, ondan kaçmayarak öldürülürsen affolunur, dedi. Sonra efendimiz:
Ne demiştin? Dedi.
Adam:
Eğer Allah yolunda öldürülürsem bütün günahlarım affolunur mu? Dedi.
Efendimiz:
Evet. Bekleyerek, sabrederek, kaçmayarak, Allah yolunda öldürülürsen, borç müstesna diğer günahların affolunur. Bunu şimdi bana Cebrail söyledi. (Müslim)
Sehl İbn-i Haniften Peygamberimiz: Kim sıdk ile Allahtan şehadet temenni ederse, -ister yatağında ölsün- Allah onu şehidler rütbesine ulaştırır. (Müslim)
Ebu Hureyreden: Peygamberimiz Ashaba sordular:
Siz kime şehid dersiniz?
Allah yolunda öldürülenlere deriz.
O zaman ümmetimin şehidleri çok az olur. Allah yolunda öldürülen, Allah yolunda ölen taun (veba) dan ölen, karın şişliğinden ölen şehiddir. (Müslim)
Şehidliğin Hükümleri
Şehidler ve bunlara ait hükümleri Hanefi mezhebine göre üç bölümde ele almak mümkündür:
1- Dünya ve ahiret şehidi (Şehid-i hükmi veya Kamil Şehid);
2- Ahiret Şehidi (Şehid-i Hakiki)
3- Dünya Şehidi (şehid-i hükmi)
Dünya ve ahiret şehidi:
Bu kamil şehidliğin tahakkuku için altı şart vardır:
Bunlar akıl; büluğ; İslam; hades-i ekber (cünüplük, hayız ve nifas)dan temiz olmak; katl savaş dışında vuku bulmuş nefsini, ırz, namus ve malını müdafaa ederken kısas vacip olacak şekilde ve haksız olarak hemen öldürülmüş olmak.
Bu bölüme vatanını, malını, nefsini, Müslümanları veya zimmet ehlini (Müslümanların himayesinde bulunan gayr-i Müslimleri) müdafaa ederken öldürülen kimseler girer.
Bu nevi şehidlerin hükmü; yıkanmadan namazı kılınır, kanı ve elbiseleri ile defnedilir. Ancak kanından başka bir necaset isabet ederse yıkanır. Şehidin üzerinde kefene elverişli olmayan kürk, palto, ayakkabı, başörtüsü gibi şeyler üzerinden alınır. Zırhları ve silahları da çıkarılır üzerinden kalan elbise sünnet olan kefen miktarından fazla ise azaltılır, eksik ise münasip bir ilave ile sünnet miktarına çıkarılır.
Diğer üç mezhepte ise bu nevi şehid yıkanmadığı gibi namazı da kılınmadan elbiseleriyle defnedilir. Hatta bu mezheplere göre bu şehidlerin üzerine namaz kılınması haramdır.
Ahiret şehidi:
Yukarıda kamil şehide saydığımız şartlardan herhangi birini taşımayan ve vefatı yalnız ahiret hükmü itibari ile şehadet sayılan herhangi bir müslümandır.
Hata ile öldürülüp varislerine diyet adıyla bir mal verilmesi lazım gelen bir Müslüman, gayr-ı Müslimlerle veya yol kesicilerle harp ederken yaralanıp peşinden hemen ölmeyen (mürtes) kimseyle, cünüp, hayızlı veya nifaslı iken öldürülen kimseler de bu hükmün içine girerler. Bu kimseler dünya hükümlerine göre şehid sayılmayıp diğer ölüler gibi yıkanıp kefenlenerek namazı kılındıktan sonra defnedilirler.
Suda boğulan, ateşte yanan, bina altında kalan, veba, taun, ishal,sıtma ve zatülcenp hastalıklarından biriyle veya akrep sokmasıyla ölen, nifas halinde, gurbet ilinde, ilim yolunda ve Cuma gecesinde vefat eden bir Müslüman da bu nevi şehid hükmüne tabidir.
Bunlara hadiste belirtildiği gibi ahirette şehid ecri ve sevabı varsa da şehid muamelesi yapılmayıp yıkanır, kefenlenir ve namazı kılınarak defnedilir.
Dünya şehidi:
Bu münafık bir kişidir ki savaşta Müslümanların safında yer alıp düşman tarafından öldürülen herhangi bir kimsedir. Bu da hükmi bir şehiddir. Buna da dünya hükümleri itibariyle şehid denilir ki zahiri haline göre şehid muamelesi yapılarak yıkanmadan, namazı kılınır ve elbisesiyle beraber defnedilir.
Böyle bir kimseye şehid denilmesi; ya cennete gireceğine şehadet olduğu veya vefatı anında bir takım rahmet melekleri hazır bulunduğu veya kendisi Allah Tealanın manevi huzurunda, hazır olarak rızıklandırılacağından dolayıdır.
Şehid kelimesi, şahide eş anlamlı olup hazır olma manasını ifade eder.
Şehidliğin önemi hakkında Kuran-ı Kerimde bir çok ayetler ve peygamberimizden pek çok hadisler vardır:
Allah Tealanın: (Bakara: 154)
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanma. Bilakis onlar diri olup Rableri indinde rızıklanmaktadırlar.
Onlar Allahın kendilerine ihsan ettiği nimetten dolayı mutludurlar.
Onlar, Allahın rahmet ve ihsanına kavuştuklarından dolayı mutludurlar.
Onlar, Allahın rahmet ve ihsanına kavuştuklarından dolayı sevinç içindedirler. Ve Allah müminlerin mükafatını zayi etmez. (Al-i İmran: 169-170-171)
Enes ibni Malik Peygamberimizden şöyle bir rivayet nakletmiştir:
Hiç kimse cennete girdikten sonra tekrar dünyaya dönmek istemez. Fakat şehid müstesna. O on kere dünyaya dönüp tekrar ölmeyi arzu eder. (Buhari-Müslim)
Ebu katadeden: Peygamberimiz aramızda iken buyurdu: Amellerin faziletlisi Allaha iman ve Onun yolunda cihaddır. Adamın birisi:
Eğer Allah yolunda cihad ederek öldürülürsem bütün günahların affolunur mu? Dedi.
Efendimiz:
Evet, sabrederek, düşmanı bekleyerek, ondan kaçmayarak öldürülürsen affolunur, dedi. Sonra efendimiz:
Ne demiştin? Dedi.
Adam:
Eğer Allah yolunda öldürülürsem bütün günahlarım affolunur mu? Dedi.
Efendimiz:
Evet. Bekleyerek, sabrederek, kaçmayarak, Allah yolunda öldürülürsen, borç müstesna diğer günahların affolunur. Bunu şimdi bana Cebrail söyledi. (Müslim)
Sehl İbn-i Haniften Peygamberimiz: Kim sıdk ile Allahtan şehadet temenni ederse, -ister yatağında ölsün- Allah onu şehidler rütbesine ulaştırır. (Müslim)
Ebu Hureyreden: Peygamberimiz Ashaba sordular:
Siz kime şehid dersiniz?
Allah yolunda öldürülenlere deriz.
O zaman ümmetimin şehidleri çok az olur. Allah yolunda öldürülen, Allah yolunda ölen taun (veba) dan ölen, karın şişliğinden ölen şehiddir. (Müslim)
Şehidliğin Hükümleri
Şehidler ve bunlara ait hükümleri Hanefi mezhebine göre üç bölümde ele almak mümkündür:
1- Dünya ve ahiret şehidi (Şehid-i hükmi veya Kamil Şehid);
2- Ahiret Şehidi (Şehid-i Hakiki)
3- Dünya Şehidi (şehid-i hükmi)
Dünya ve ahiret şehidi:
Bu kamil şehidliğin tahakkuku için altı şart vardır:
Bunlar akıl; büluğ; İslam; hades-i ekber (cünüplük, hayız ve nifas)dan temiz olmak; katl savaş dışında vuku bulmuş nefsini, ırz, namus ve malını müdafaa ederken kısas vacip olacak şekilde ve haksız olarak hemen öldürülmüş olmak.
Bu bölüme vatanını, malını, nefsini, Müslümanları veya zimmet ehlini (Müslümanların himayesinde bulunan gayr-i Müslimleri) müdafaa ederken öldürülen kimseler girer.
Bu nevi şehidlerin hükmü; yıkanmadan namazı kılınır, kanı ve elbiseleri ile defnedilir. Ancak kanından başka bir necaset isabet ederse yıkanır. Şehidin üzerinde kefene elverişli olmayan kürk, palto, ayakkabı, başörtüsü gibi şeyler üzerinden alınır. Zırhları ve silahları da çıkarılır üzerinden kalan elbise sünnet olan kefen miktarından fazla ise azaltılır, eksik ise münasip bir ilave ile sünnet miktarına çıkarılır.
Diğer üç mezhepte ise bu nevi şehid yıkanmadığı gibi namazı da kılınmadan elbiseleriyle defnedilir. Hatta bu mezheplere göre bu şehidlerin üzerine namaz kılınması haramdır.
Ahiret şehidi:
Yukarıda kamil şehide saydığımız şartlardan herhangi birini taşımayan ve vefatı yalnız ahiret hükmü itibari ile şehadet sayılan herhangi bir müslümandır.
Hata ile öldürülüp varislerine diyet adıyla bir mal verilmesi lazım gelen bir Müslüman, gayr-ı Müslimlerle veya yol kesicilerle harp ederken yaralanıp peşinden hemen ölmeyen (mürtes) kimseyle, cünüp, hayızlı veya nifaslı iken öldürülen kimseler de bu hükmün içine girerler. Bu kimseler dünya hükümlerine göre şehid sayılmayıp diğer ölüler gibi yıkanıp kefenlenerek namazı kılındıktan sonra defnedilirler.
Suda boğulan, ateşte yanan, bina altında kalan, veba, taun, ishal,sıtma ve zatülcenp hastalıklarından biriyle veya akrep sokmasıyla ölen, nifas halinde, gurbet ilinde, ilim yolunda ve Cuma gecesinde vefat eden bir Müslüman da bu nevi şehid hükmüne tabidir.
Bunlara hadiste belirtildiği gibi ahirette şehid ecri ve sevabı varsa da şehid muamelesi yapılmayıp yıkanır, kefenlenir ve namazı kılınarak defnedilir.
Dünya şehidi:
Bu münafık bir kişidir ki savaşta Müslümanların safında yer alıp düşman tarafından öldürülen herhangi bir kimsedir. Bu da hükmi bir şehiddir. Buna da dünya hükümleri itibariyle şehid denilir ki zahiri haline göre şehid muamelesi yapılarak yıkanmadan, namazı kılınır ve elbisesiyle beraber defnedilir.

