Matematikte tüm karmaşık işlemler ve denklemler, temel aksiyomlar ve ilkelerle tanımlanır. Bu aksiyomlar, matematiğin mutlak tutarlılık ve birliğini sağlar. Benzer şekilde, tevhid inancı da evrendeki tüm varlık ve olayların, Allah’ın birliğine ve mutlak kudretine dayandığını ifade eder.
Tevhid, bir fonksiyonun veya sistemin tek bir parametre (Allah’ın iradesi ve kudreti) tarafından yönetildiğini anlamaktır. Evrende gördüğümüz sayısız olay (örneğin; hareket, enerji akışı, yaşam) bir fonksiyon gibi, Allah’ın takdirine ve iradesine bağlıdır. Matematikte nasıl ki bir fonksiyonun tüm çıktıları, tek bir girdi setine (bağımsız değişkenlere) göre belirlenirse, tevhid de Allah’ın iradesinin tüm yaratılışın belirleyici ve nihai sebebi olduğunu kabul eder.
Şirk ise, matematiksel olarak şöyle bir yanılgıdır: Sanki bir fonksiyonun çıktıları, birden fazla ve bağımsız parametre tarafından yönetiliyormuş gibi zannetmek. Oysa ki bir fonksiyonun çıktısı, belirli girdilerle doğrudan ilişkilidir ve başka bağımsız girdiler (başka ilahlar veya güçler gibi) yoktur. Şirk, Allah’ın kudretine eş bir başka “değişken” veya “parametre” uydurarak, sistemi bozmaya çalışan bir anlayıştır.
Örneğin;
Bir fonksiyon:
y = f(x)
Burada x (bağımsız değişken), Allah’ın iradesidir (meşîet). y ise evrendeki tüm sonuçlar (yaratılış, olaylar, fizik kanunları). Tüm çıktılar tek bir Mutlak Parametre’ye bağlıdır.
Örnek: "Güneş ve ay [bir hesaba göre] hareket eder." (Rahman 55/5) → Hareketin kaynağı tek bir "x" (Allah’ın kudreti).
Şirk anlayışı ise:
y = f(x, z)
Bu formül, z gibi uydurulmuş bir değişken (putlar, tabiat, şans, bağımsız sebepler) ekleyerek sistemi bozar. Oysa z aslında x’in bir alt fonksiyonudur:
Oysa Allah’ın birliğini bilen bir insan, sistemdeki tüm değişimin yalnızca Allah’ın dilemesiyle olduğunu bilir ve başka “bağımsız değişken” aramaz. Ayrıca, matematikte limit ve sonsuzluk kavramları vardır. Sonsuz büyüklükler ve limitler, sonlu değerlerle karşılaştırılamaz. Allah’ın kudreti de sonsuz ve sınırsızdır; sonlu varlıklar (insanlar, güçler, varlıklar) ise sınırlıdır. Matematikte sonsuzluk, sonlu sayılardan tamamen farklı bir kavramsal düzeydedir. Bu da Allah’ın mutlak ve benzersizliğini kavramak için iyi bir analoji sağlar. Sonsuzluğun sınırlı kümelere dahil edilememesi gibi, Allah’ın kudreti de hiçbir varlığın sınırlarıyla ölçülemez. Doğal sayılar kümesi (ℕ) sonsuzdur, ama "tüm sayıların kümesi" (ℝ) karşısında ölçülemez derecede küçüktür. Allah’ın kudreti (ℝ), sonlu varlıkların (ℕ) "sonsuz" vehmine kapılmasını boşa çıkarır.
Bir başka örnek de vektörler ve doğrultular üzerinden verilebilir.
Tevhid:
Evrendeki tüm kuvvet vektörleri (F⃗), tek bir orijin noktasına (O) bağlıdır:
F=k×r
(k: Allah’ın kudreti, r: O’na olan yönelim).
Kur’anî karşılık: "Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır." (Bakara 2/115)
Şirk:
Yanlış bir koordinat sistemi kurup O’ gibi sahte bir merkez icat etmektir. Bu sistem tutarsızdır:
F=a+b
(a ve b birbirine dik varsayılan bağımsız güçler). Oysa a ve b bile O’nun izdüşümleridir.
Tevhid, tüm kuvvetlerin ve yönlerin tek bir referans noktası (Allah’ın mutlak kudreti) etrafında düzenlendiğini bilmektir. Şirk ise, sanki başka bir “referans sistemi” veya başka bir orijin noktası varmış gibi, Allah’tan bağımsız bir güç vehmetmektir. Kur’an’ın “La ilahe illallah” vurgusu, tüm bu yanlış “bağımsız değişkenleri” (bağımsız güç vehimleri) ortadan kaldırır ve her şeyin nihai kaynağının Allah olduğunu ilan eder. Allah’ın kudreti ve birliği, evrendeki tüm sistemlerin tek “bağımsız değişkeni”dir. Allah’tan başka “bağımsız değişken” veya “girdi” düşünmek, şirk anlayışını temsil eder. Allah’ın kudreti, sonsuz bir büyüklük gibidir; hiçbir “sonlu varlık” O’na
ortak koşulamaz.
Tevhid, bir fonksiyonun veya sistemin tek bir parametre (Allah’ın iradesi ve kudreti) tarafından yönetildiğini anlamaktır. Evrende gördüğümüz sayısız olay (örneğin; hareket, enerji akışı, yaşam) bir fonksiyon gibi, Allah’ın takdirine ve iradesine bağlıdır. Matematikte nasıl ki bir fonksiyonun tüm çıktıları, tek bir girdi setine (bağımsız değişkenlere) göre belirlenirse, tevhid de Allah’ın iradesinin tüm yaratılışın belirleyici ve nihai sebebi olduğunu kabul eder.
Şirk ise, matematiksel olarak şöyle bir yanılgıdır: Sanki bir fonksiyonun çıktıları, birden fazla ve bağımsız parametre tarafından yönetiliyormuş gibi zannetmek. Oysa ki bir fonksiyonun çıktısı, belirli girdilerle doğrudan ilişkilidir ve başka bağımsız girdiler (başka ilahlar veya güçler gibi) yoktur. Şirk, Allah’ın kudretine eş bir başka “değişken” veya “parametre” uydurarak, sistemi bozmaya çalışan bir anlayıştır.
Örneğin;
Bir fonksiyon:
y = f(x)
Burada x (bağımsız değişken), Allah’ın iradesidir (meşîet). y ise evrendeki tüm sonuçlar (yaratılış, olaylar, fizik kanunları). Tüm çıktılar tek bir Mutlak Parametre’ye bağlıdır.
Örnek: "Güneş ve ay [bir hesaba göre] hareket eder." (Rahman 55/5) → Hareketin kaynağı tek bir "x" (Allah’ın kudreti).
Şirk anlayışı ise:
y = f(x, z)
Bu formül, z gibi uydurulmuş bir değişken (putlar, tabiat, şans, bağımsız sebepler) ekleyerek sistemi bozar. Oysa z aslında x’in bir alt fonksiyonudur:
Oysa Allah’ın birliğini bilen bir insan, sistemdeki tüm değişimin yalnızca Allah’ın dilemesiyle olduğunu bilir ve başka “bağımsız değişken” aramaz. Ayrıca, matematikte limit ve sonsuzluk kavramları vardır. Sonsuz büyüklükler ve limitler, sonlu değerlerle karşılaştırılamaz. Allah’ın kudreti de sonsuz ve sınırsızdır; sonlu varlıklar (insanlar, güçler, varlıklar) ise sınırlıdır. Matematikte sonsuzluk, sonlu sayılardan tamamen farklı bir kavramsal düzeydedir. Bu da Allah’ın mutlak ve benzersizliğini kavramak için iyi bir analoji sağlar. Sonsuzluğun sınırlı kümelere dahil edilememesi gibi, Allah’ın kudreti de hiçbir varlığın sınırlarıyla ölçülemez. Doğal sayılar kümesi (ℕ) sonsuzdur, ama "tüm sayıların kümesi" (ℝ) karşısında ölçülemez derecede küçüktür. Allah’ın kudreti (ℝ), sonlu varlıkların (ℕ) "sonsuz" vehmine kapılmasını boşa çıkarır.
Bir başka örnek de vektörler ve doğrultular üzerinden verilebilir.
Tevhid:
Evrendeki tüm kuvvet vektörleri (F⃗), tek bir orijin noktasına (O) bağlıdır:
F=k×r
(k: Allah’ın kudreti, r: O’na olan yönelim).
Kur’anî karşılık: "Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır." (Bakara 2/115)
Şirk:
Yanlış bir koordinat sistemi kurup O’ gibi sahte bir merkez icat etmektir. Bu sistem tutarsızdır:
F=a+b
(a ve b birbirine dik varsayılan bağımsız güçler). Oysa a ve b bile O’nun izdüşümleridir.
Tevhid, tüm kuvvetlerin ve yönlerin tek bir referans noktası (Allah’ın mutlak kudreti) etrafında düzenlendiğini bilmektir. Şirk ise, sanki başka bir “referans sistemi” veya başka bir orijin noktası varmış gibi, Allah’tan bağımsız bir güç vehmetmektir. Kur’an’ın “La ilahe illallah” vurgusu, tüm bu yanlış “bağımsız değişkenleri” (bağımsız güç vehimleri) ortadan kaldırır ve her şeyin nihai kaynağının Allah olduğunu ilan eder. Allah’ın kudreti ve birliği, evrendeki tüm sistemlerin tek “bağımsız değişkeni”dir. Allah’tan başka “bağımsız değişken” veya “girdi” düşünmek, şirk anlayışını temsil eder. Allah’ın kudreti, sonsuz bir büyüklük gibidir; hiçbir “sonlu varlık” O’na
ortak koşulamaz.

