Kadir Mevlam Nasip Eyle Sılayı
Gurbet elde bir hal geldi başıma,
Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.
Koymaz felek koymaz gidem eşime,
Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.
Kağıdım yok yazam yare gönderem,
Yanık arzu halim kime bildirem,
Hançer alıp kendi kendim öldürem,
Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.
Huma kuşun yere düşüp ölmedi,
Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı,
Dönem gidem dedim nasip olmadı,
Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.
Sümmanı bu, bunu böyle buyurdu,
Ayrılık donunu alıp giydirdi,
Ayrılamam dedim,felek ayırdı,
Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.
Yer Beni Beni
Kalkın verin şu aşıkın sazını,
Nasihat eylerse tutun sözünü.
Ejderha misaki açmış ağzını,
Korkarım yutacak yer beni beni.
Şimdi menzilimiz yüceden yüce,
Çok mesarif edip girmeyin borca,
Varından ziyade bir altın harca,
Sarıp gül kefene koy beni beni.
Yaktı yüreğimi şu hasret abı,
Akıttım gözümden kan ile habı,
Avuçlayıp yerden alın turabı,
Savurun başıma vay beni beni.
Sümmani dünyadan uçmuş gidiyor,
Ecel şerbetinden içmiş gidiyor,
Cümle yarenlerim kalmış gidiyor,
Mahşerde görürsüz siz beni beni.
SEMAİ
Şu karşıki yüce dağlar
Acep bizim dağlar m'ola
Kara yaslı benim anam
Oğul der de ağlar m'ola
Kâbe'den gelir hacılar
Yürekte çoktur acılar
Evdeki çifte bacılar
Kardeş der de ağlar m'ola
Yol üstünde biten otlar
Her gelen bizi öğütler
Kavim, kardeş, koç yiğitler
Yolda der de ağlar m'ola
Nedir cürmüm nedir hatam
Nice gurbet elde yatam
Ak sakallı benim atam
Oğul der de ağlar m'ola
Sümmaniyem oldum talan
Nice gurbet elde kalam
Bir küçücük Şevki balam
Dadaş der de ağlar m'ola
Açtı
Derdi cananıma kıldım şikayet
Sevgilim bahtıma gör ne fal açtı
Tahammül etmeye kalmadı takat
Bu sevda serimde kıvl-ı kal açtı
Yüz tutmaya haki payi görünmez
Cemalin mürdeye mahı görünmez
Ben deryaya baktım rahı görünmez
Bazı sağ gösterir bazı sol açtı
Sümmani bu derde oldu müşterek
Kul ermez maksuda meğer everek
Bugün birgün yarın iki diyerek
Yar siyah zülfümde beyaz gül açtı
Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde
Ervah-ı ezelde levh-i kalemde
Şu benim bahtımı kara yazmışlar
Bilirim güldürmez devr-i alemde
Birgünümü yüz bin zara yazmışlar
Arif bilir aşk ehlinin halini
Kaldırır gönlünden kil ü kalini
Herkes dosta vermiş arzuhalini
Benimkini ürüzgara yazmışlar
Olaydı dünyada ikbalim yaver
El etsem sevdiğim acep kim ever
Bilmem tecelli mi yoksa ki kader
Beni bir vefasız yare yazmışlar
Döner mi kavlinden sıtk-ı sadıklar
Dost ile dost olur bağrı yanıklar
Aşk kaydına geçti bunca aşıklar
Sümmani'yi bir kenara yazmışlar
Varıp Gidem Bir Kamile Danışam
Varıp gidem bir kamile danışam
Belki benim şu derdimden bilen var
Bir güzelin ateşine yanmışam
Şu ah ile firkatine yanan var
Duman aldı koca dağın başını
Deyin nasıl silem gözüm yaşını
Gönül kalesinin mermer taşını
Hicran kalemiyle yarıp delen var
Derya kenarında ufacık taşlar
Nedir bu feleğin ettiği işler
Deryada balıklar havada kuşlar
Belki benim şu derdimden bilen var
Der Sümmani yarab gönlüm hoş eyle
Ya bana sabır ver bağrım taş eyle
Ya bir çift kanat ver beni kuş eyle
Tez yetişem dost bağında talan var
Baka Baka
Dertsiz iken dert ehlinden dert aldım
Aşkın ocağına köz baka baka
On birinde ben ustamdan vird aldım
Guş verdim kamile göz baka baka
Laleyi sümbülü giyinmiş dağlar
Gitti şita geldi müzeyyen çağlar
Uyandı ağaçlar bezendi bağlar
Bizlere gelmiyor yaz baka baka
Kan ağlar dideler nem ile geçti
Arzusun bulanlar dem ile geçti
Şu bizim tecelli gam ile geçti
Tutmadı gönlümüz söz baka baka
Canan der ki maksut ili görünmez
Perişan bağrımın gülü görünmez
Yar der ki Sümmani kulu görünmez
Usandım canımdan öz baka baka
Eyle
Gözden ırak düşen gönül güzeli
Unutma bizleri sadakat eyle
Değil gurbet elde ezel ezeli
Severiz biz seni adalet eyle
Vefasızlık etme yakışmaz sana
Güzelce hizmet et yola erkana
Hasret ü firkatin kar etti cana
Üç beş kelam söyle mürüvvet eyle
Aşkın yine verdi gam efkarıma
Firkatin dağ gibi çöktü serime
Bir şifa görmedim can ciğerime
Gel sen derman eyle kemalet eyle
Nizam ehli ol ki bulasın rağbet
Fakir Sümmaniye hoş eyle hizmet
Vefanın emridir düşküne hürmet
Gel güzel gel etme mürüvvet eyle
Var Mı
Bu dünya bir ayarsız at
Ona binip süren var mı
Hiç kimseye vermez murat
Muradına eren var mı
Dünya gösterir zevkini
Gün be gün aldatır seni
Bir gün yüklerler kervanı
Yazık diye soran var mı
Sümmaniyem edem karar
Hüdam bana verdi ikrar
Gün be gün eyledim zarar
Yine derler karın var mı
Uyanır Mı
Kınamayın bizi hakkı sevenler
Yağmur yağmayınca sel uyanır mı
Gönül boş değildir aşka düşeli
Rüzgar esmeyince dal uyanır mı
Ni'deyim dostlarım vefasız yârı
Mevlam her kuluna vermez bu kârı
Günbegün artmakta bülbülün zârı
Goncasız gülşende gül uyanır mı
Gönül goncasını gelip derdiler
Rakiplerim muradına erdiler
Sümmaniyi can evinden vurdular
Böyle yaman aşka dil dayanır mı
Usandım
Çoktan beri terk-i vatan olmuşum
Diyarı gurbette candan usandım
El kahrı çekmekten ömrüm hiç oldu
Aktı çeşmim yaşı nemden usandım
Deli gönül ister dağları aşa
Dünyada ne kaldı gelmemiş başa
Benim gam yükümü yüklesem taşa
Taş da dile gelir senden usandım
Canım kurban olsun mert oğlu merde
Bunca emeklerim hiç oldu nerde
Sümmani göç eyle durma bu yerde
Ay yıl hafta değil günden usandım
Kime Sual Edem Kimden Öğrenem
Kime sual edem kimden öğrenem
Göstere cananın yol kapısını
Cananım var iken ben kime gidem
Canandır gösteren mal kapısını
Bir dilber sevmişim göze görünmez
Bahçıvansız bağın gülü derilmez
Yağma yoktur sır şehrine girilmez
Girmek ister isen bul kapısını
Divaneler kendi kendin öğerler
Nihayet huzurda boyun eğerler
Şüphe yoktur gelir kapın döğerler
Eğer döğmüş isen el kapısını
Sümmânî'yi kayır girdiği rahtan
Asla ayrılmadı hicrandan âhtan
Her ne ister isen iste Allah'tan
Derde deva umma kul kapısını
Aşkın Harareti Şiddet Narını
Aşkın harareti şiddet narını
Kerem gibi yananlara sor bilir
Abdallar terk etmiş yalan dünyayı
Behlül gibi divaneye sor bilir
Baykuş viranede asla gülemez
O dünyaya geri giden gelemez
Lokman Hekim gelse çare bulamaz
Sen bu derdi Süleyman'a sor bilir
Sümmaniyem akıl başta serseri
Ben deli değildim sen ettin deli
Evliyalar enbiyalar serveri
Yeri göğü Yaradan'a sor bilir
Hastalandım Her Tarafım Sızılar
Hastalandım her tarafım sızılar
Gel benim yanıma gel gör hele gör
Madem sağlığımda gelip görmedin
Cenazem kılınır gel gör hele gör
Mezarıma gelip bir an ağlama
Ölmüş diye karaları bağlama
Yüreğim taş odunu dağlama
Sen de gel yanıma gel gör hele gör
Sümmani'yem bak cesedim görüldü
O dünyada sorgu sual soruldu
Sanma bir daha da geri dönüldü
Ahirette beni gel göre hele gör
Öyle Kuru Dava İle İrfanlık Olmaz
Öyle kuru dava ile irfanlık olmaz
Huzur-i arife irfana karşı
Candan geçmeyince canan bulunmaz
Bezirgan et beni erkana karşı
Bülbül gül denizde gülün mapus et
Uzatma harama elin mapus et
Alim huzurunda dilin mapus et
Katra dalga vurmaz ummana karşı
Sümmani ezelden neye bahsin var
Ya neye meftunsun ne hevesin var
Mevlayı seversen elde nesin var
Eli boş edilmez canana karşı
TEK TEK
Uyandım gafletten oldum perişan
Bir nur doğdu alem oldu ürüşan
Selam verdi bana hob dervişan
Lisanları bir hoş sadası tek tek
Aldılar abdesti uyandım hapdan
Dediler aslınız hakü türabdan
Okuttular üç harfi yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek.
Okudum harfini zihnim bulandı
Yaralarım göz göz oldu sulandı
Baktım çar köşede kadeh dolandı
Nuş ettim pirlerin badesin tek tek
İçtim badesini gördüm rengini
Tam on sekiz saat sürdüm cengini
Yar yüzünde saydım on beş bengini
Hal, halin altında noktasın tek tek
Baksana dillere bak bu sohbete
Yetemedim bu dünyada hikmete
Mecnunu da atmışlardı gurbete
Kalmış gurbet elde hep böle tek tek
Dizemedim gözüm ben bu elfazı
Yüreğimi yaktı kafirin kızı
Kara gördüm artık kış ile yazı
Felek attı bize sillesin tek tek
Dediler Sümmani gel çekme elem
Adını çürütür derdile verem
Senin için dünyada kavuşmak haram
Böyle yazmış kalem Hudasın tek tek.
********
Döner mi kavlinden sıtkı sadıklar
Dost ile dost olur bağrı yanıklar
Aşk kaydına geçti bunca aşıklar
Sümmani'yi derkenara yazmışlar.
****
Ta ezelden beri bir güzele meftunum
Dostlar bu aşk etti pek bizar beni
Yitirdim Leylamı ben bir Mecnunum
Yıllar var terketmez ah-ü zar beni.
Bana derler alevin yok közün yok
Bu dünyada itibarın sözün yok
Yokladım kendimi bir kem özüm yok
Yare şekva kılmış rüzigâr beni
Sümmani'yem kendi kendim okladım
Şadlık taksiminde ismim sakladım
Yarin fikir defterini yokladım
Yazmış bundan böyle ihtiyar beni.
FAYDA NE
Bir menzile başa kadar varmazsan
Sen o yola kervan olsan fayda ne
Bir dilberin sînesine konmazsan
Hayal ile mihman olsan fayda ne
Bir yazı ki kara olur kalemde
Sözü hor görünür her bir kelamda
Bir güzel ki seni sevmez âlemde
Ya sen ona hayran olsan fayda ne
Çekme şu dünyanın endişesini
Temiz eyle kalbin her köşesini
Kem söz ile kırma gam şişesini
Kırıp sonra pişman olsan fayda ne?
Arabi, Farisi dilin olmazsa
Bülbüle münasip gülün olmazsa
Asla bir meslekte elin olmazsa
Dava ile sultan olsan fayda ne?
Deli gönül her isyandan beridir
Bir âh çekse dağı, taşı eritir
Her bir güzel bir yağidin yâridir
Elin güzeline baksan fayda ne?
Sefil Sümmani gel Hakk'ı zikreyle
Verdiği nimete daim şükreyle
Yaman iş tâ ezelden fikreyle
Başa geçip pişman olsan fayda ne?
FANİ DÜNYA
Bahar gelir yine karşı dağlara
Mor menekşe lale bitmek içindir
Bülbül figan eder iner dağlara
Bir gül goncasile yatmak içindir.
Ezelden bu dünya fanidir fani
Bu gün vardık yahu, ya yarın hani?
Hak bize çok verdi aklı izani
Aşka daima hizmet etmek içindir.
Hey ağalar gönül asla tek olmaz
Konar, göçen hiç kimseye yük olmaz
Can emanet, bir kimseye mülk olmaz
Bu dünyaya gelen, gitmek içindir
KAPISINI
Kimlere sorayım nasıl edeyim
Canana ulaşan yol kapını
O afet var iken kime gideyim
Canandır gösteren yol kapısını
Fazilet, kemalet maksude yoldur
Halkeden haliktir halk olan kuldur
Muhabbet aşkile gönlünü doldur
Kapa kemlik denen sol kapısını
Aşıka muhabbet fazla görünmez
Bağçivansız bağın gülü derilmez
Gönül bahçesine kolay girilmez
Girmek ister isen bul kapısını
Aşıklar maşuka boyun eğerler
Ahdine sadakat gösterir erler
Bir gün olur gelir kapun döğer
Döğmüş isen eğer el kapısını.
Sümmani bihaber değil bu rahtan
Asla kurtulmadı hicrandan ahdan
Her ne ister isen iste Allah'tan
Yanılıp da çalma kulun kapısını.
OLMAZ
Tövbekar ol, gönül tariktan çıkma
Namertten şefaat şifadar olmaz
Eylik eyle sakın, bir gönül yıkma
Görüşme kötüyle, onda ar olmaz.
Dinleme dünyanın kil-ü kalini
Gözetle kamilin bir kemalim
Düşürme üstüne el vebalini
Zira böyle kişi bahtiyar olmaz.
Namertler içinden hicret et durma
Yapacağın hayrı kimseye sorma
Kişi zadelikle kendini kurma
Mezartaşı ile iftihar olmaz.
Sümmani ah edip sararıp solma
Gelen tanrıdandır kimseden bilme
Sevilen bir yere çok gidüp gelme
Kesilir muhabbet itibar olmaz.
AĞLARIM
Benim yazım bilmem ak mı karamı
Hiç bir tabib sağlıdamaz yaramı
Yüksek yüksek dağlar almış aramı
Kavuşmamız oldu muhal ağlarım
Kanadım yok uça uça varayım
Dağlara taşlara bir bir sorayım
Mümkün değil artık yüzün göreyim
Yardıma geldikçe bu hal ağlarım
Derdim gamım kederlerim tükenmez
Acılaştı bu hayatın, meyvesi yenilmez
Gönlüm evi yıkılmıştır şenlenmez
Hayatımı sarmış melal ağlarım.
TA'N EYLER
Üç beş hurufattan hisse kapanlar
Her yahşiyi, her yamanı ta'neyler
Bir iki ilaçla deva yapanlar
Eflatun'u ve Lokman'ı ta'neyler
Sağa sola meydan vurup laf eden
Heva ü hevese ömrün sarfeden
Gündüz bile gölgesinden havfeden
Rüstem gibi pehlivanı ta'neyler
İbare okuyup mana seçmeyen
Aşkın şarabından katre içmeyen
Kendi nefsine sözü geçmeyen
Adalette Süleyman'ı ta'neyler,
Sümmani'nin şiirlerinde, yol gösterici ahlaki öğütlerde mevcuttur: Bunların çoğu, bu gün bir "Atasözü" gibi halk arasında söylenmektedir. Örneğin:
" Sevilen biryere çok gidip gelme
Kesilir muhabbet itibar olmaz."
" Dünyada eskiye itibar olsa
Her sabah nur doğar bitpazarına"
" Bir kişinin olsa neslinde bozuk
Ne kadar iyi olsa zulümkar olur"
" Refik olursan hızana
işin uğramaz düzene
Tohum ekersen hozana
Harmanda mahsun olursun,"
" Yiğitin koynunda harçlık olmazsa
Aslı bülül olsa dili lal olur."
Sümmani'nin bir kaç tane de "Destanı" vardır. Bunlardan birisi 1309 yılında, Tortum'da vuku bulan bir heyelan neticesinde dağın kayması ve kopmaşı ile "Hınzorik" Köyü'nün batması veya ortadan kaybolmasıdır. Rivayete göre "Tortum Şelalesi" bu heyelan neticesinde meydana gelmiştir.
Sümmani bu destanında şöyle diyor:
Kasayı Tortumda oldu vukuat
Gören gözler düştü ah-ü figana
Bin üçyüz dokuzda ettik rivayet
Bu destan edip saldık her yana.
Bu gama müşterek ölüler sağlar
Görenler ah eder yürekten ağlar.
Sarsıldı dereler, söküldü dağlar,
Her taraf boğuldu toza dumana.
"Hınzorik" in gam efkarı bilindi,
İşitenin bağrı gönlü delindi.
"Hınzorik" kütükten ismin silindi,
Sanarsın aslından olmuş virane
Budur son alamet bozuldu devran
Biçare Sümmani eylesin seyran
Tahammül yok yaza buna bir destan
Bir eser bıraka cümle cihana.
http://www.ceyhanecza.com.tr/erzurumyayla/sahsiyet/tarihi/summani.htm
HACI BABA
Madeni âli abadır
Erkânı Hacı Baba'nın
Elçisi bâdı sabâdır
Mihmanı Hacı Baba'nın
Bütün mü'minler gülüdür
Feyzi ile Beğtülüdür
Er bağının bülbülüdür
Gülşeni Hacı Baba'nın
Hazret-i Rüfaî'dir
Nazargâh-ı mir'atı
Bize şifadır sıfatı
Her yanı Hacı Baba'nın
Cümle uşşakın gülüdür
Tûri Sina sümbülüdür
Kapında zaif kuludur
Sümmani, Hacı Baba'nın
GÖRÜNDÜ
Eller bülbül olmuş yârın bağına
Bize ol gülşenden çıkmak göründü
Bir türlü ermedim dost otağına
Dembedem bedene yıkmak göründü
Dünyada görmedim bir sadık demi
Bahr-i Ceyhun olmuş dü çeşmim nemi
Bunca yıl besledim bu bedenimi
Artık bundan böyle bıkmak görÜndü
Sümmani sadık ol dönme bu işten
Ezel nuş eyledin cam-ı elest'ten
Canana bir kuştur uçtu kafesten
Bize peşi sıra bakmak göründü
AĞLARIM
Bir vakit beraber gezdiğim dilber
Şimdi ayrıldı da ondan ağlarım
Severdim ben onu ezel-be-ezel
Yaktı beni nar-ı hicran ağlarım
Her köşeden gül kokusu duyardım
Her görüşte başka lezzet alırdım
Gâh o bana gâh ben ona uyardım
Şimdi onlar oldu yalan ağlarım
Tatlı tatlı konuşurduk gülerdik
Gönül bahçesinden güller dererdik
Baş başa verir de gönül eğlerdik
Şimdi başkalandı devran ağlarım
Ela gözden kara kaştan ayrıldım
Hem ahbaptan hem yoldaştan ayrıldım
Ahu gözlü nazlı dosttan ayrıldım
Onun için durmam hemen ağlarım
Dolaştırdık bahçelerde bağlarda
Sümmani o günler kaldı hep orda
Seneler bağrımı gelir dağlar da
Onun için zâr ü giryan ağlarım
KOŞMALARINDAN SEÇMELER *
Ezel bahar gelse ulu dağlara
Aheste aheste karı incitir
Çok da çok aldanma nefsin fendine
Galip gelir bir gün arı incitir
Bu derdin elinden çıkam dağlara
El ulaşmaz inem tıfıl çağlara
Gel inanma çiçeği çok bağlara
Nasib olmaz ise barı incitir
Tam ihlassız muhabbete dem olma
Abdal olup şerafete bent olma
Her hayırsız ticarete bent olma
Zarar gelir bir gün karı incitir
Her sail göremez dosdoğru rahı
Fehm ü idrak etmez şerefli mahı
Kendi tecellisi kendi talihi
Sümman gibi günahkarı incitir
****
Kamil kelamına bend olan insan
Guş verir her zemen kulak devirir
Her hub-i güzelden diler bir nişan
Zannetme lezzet-i dudak devirir
Havaymış dünyanın zevk-i zinneti
Yoktur asla bu dünyanın rahatı
Bunca saltanatta bulan devleti
Yine bir baldırı çıplak devirir
Sümmani ola emelin temeli
Kişiye mal olan kendi ameli
Kul beştir, değil tamamdan hali .
İnsanı bir avuç toprak devirir
***
Ey ağalar size tarif edeyim
Sim ü zer sahibi gonca gül olur
Sözü iki olmaz insan içinde
Söylediği lisan hemen balolur
Mevlam fırsat verme asla bedbaha
Hiç aman vermez ki çıkam sabaha
Yiğidin borçlusu gelse kabağa
Aslı koçak olsa rengi kül olur
Sümmani her daim Hak'tan dilese
İnip aşkın deryasım boylasa
Yiğidin koynunda harçlık olmasa
Aslı bülbül olsa dili lal olur
***
Bugün ben bir şehre vardım
Mekanı ona hu diyer
Kurulmuş çarşı pazarı
Dükkânı ana hu diyer
Hakk'a doğru dost dilleri
Renginde dikeni, gülleri
Tevhid okur bülbülleri
Gülşanı ana hu diyer
O şehrin nedendir rahı
Nedendir şemsi ve mah-ı
Mezbut anın tahtagâhı
Sultanı ona hu diyer
O şehirde nedir âlem
Oradadır daru'l-İslam
Orada nutk eder kelam
Lisanı ona hu diyer
O şehir kimin nazarı
Bilir babına güzanrı
Doğrudur çarşı pazarı
Herbanı ona hu diyer
Orda Kırım alış verişe
Harc olunmaz zer, gümüşe
Orda biter her yemişe
Fidanı ona hu diyer
O şehrin kıymeti varı
Orya komazlar agyarı
Etrafı burcu hisarı
Eyvanı ona hu diyer
O şehre kondur hünkârı
Meşhur ettikçe Muhtarı
Sümmani ona hu diyer
* Narmanlı Âşık Sümmani Hayatı Ve Eserleri, Abdülkadir ERKAL, iST., 1998
MÜSTEZATLAR
-1-
Ola mı abdi ola da olmaya efkar
Var iken Hünkar
Elbette gülolan yerde şeyda çeker zar
Gülde biten har
Her kimin ki derununda kadimdir derdi
Mevla'dır verdi
Derde daim olanların giışi haberdar
Etmemiş inkar
Bir gönül ki dost iledir dil çeker ahı
Lutfeder şahı
Dil erişir dilaraya olsa tövbekar
Dost eder nazar
Bir kula ki yar olsa lutf-u İlahi
Tutar dergahı
Dergahında mahrum koymaz Hazreti Muhtar
Damadı Haydar
Rahmeten-lil alemin'dir habibim Ahmet
Biz zayıf ümmet
Sen onun ismin e affet cürmümüz Settar
Ey ismi Gaffar
Sümmani'yem geçti günüm elde tutar yok
Sende kerem çok
Sen fazlınla affetmezsen netsin günahkar
Gideceği yâr
-2-
Aşığa aşkın ateşi gör ne yaradır
Derede çaredir
Aşkı olmayan beyvane bey biçaredir
Amma avaredir
Her kimde ki la görünür ilm-i ibare
Feyzi idare
Halledemez kelamını yüzü karadır
Fikri mudaradır
Yağma etsen aşık bağını yadan olmaz
Fikrine salmaz
Çünkü anın iştiyakı ahi parider
Meyli zaredir
Her kim ki sahiptir yahu kendi özüne
Gitmez izine
Elbette o giışların arzusu zaredir
Sanma ki haredir
Yüzleri dost özleri düşmana aldanma
Ne derse kanma
Çünkü anın fi'ili bozuk deli dubaradır
Cismi maredir
Yar için can feda edip sakın usanma
Gayriye yanma
Gayriye gönül verisen yar nicedir
Mülkün oradır
Kaza-i Narman bize dünyalık mekan
Tenhaya diken
Bunca küddet geçirdiğim Samikaledir
Kal'a ibaredir
SebavetÜn Hüseyin'dir mahlasım Sümman
Pederim Hasan
Tevellüdüm seksen yedi andan sonradır
Meslek şuaradır
GAZELLERİNDEN SEÇMELER
-1-
Atar bu sinemde daim ahı mah-ı Muharremde
Bağlanır sürür bendinin rahı mah-ı Muharremde
Çekerler hun yakarlar can ederler ehl-i der olan
Bu gamda gam kişi olurlar ervahı mah-ı Muharremde
Lerze tutar zemin sema düşer dadıyle feryada
Her huban şehit ettiler şahı mah-ı Muharremde
Layık mıdır bu hakaret şüccet ali izzete
Bu feyzin şahı izzet dergahı mah-ı Muharremde
Kabe ehl-i bütün vardı kılalar deşti Kerbela
Açıldı rızay-ı feyzin müta i mah-ı Muharremde
Dokundu ehl-i haceden şahın sinesine teber
Çün oldu böyle bir ferman İlahi mah-ı Muharremde
Yazıda kahr-ı hak etsin huzur-u dar-ı ukbada
Yeterdi zulmile arşa ahı mah-ı Muharremde
Niçe kasd etti zalimler o ceddi palti hünkara
Ya nice kılmasın Sümman vahı ah-ı Muharremde
-2-
İbtida halk oldu bir nur nerde mesken eyledi
Alemlerden sebabında ne seyran eyledi
Anın hükümet sebabında damladı bir katre ter
Ol terde çen güher bahr-i umman eyledi
Yedi kat gök yedi zemin yedi can üstündedir
Yedisine kudret-i Hak yedi mesken eyledi
Haşmetine nar yazandır lutufuna bağ-ı canan
Canan içre yazan Mevla hur-i gılman eyledi
Der Sümmani aslı nere bend-i bağda şeceri
Bâkide haram oldu Hak niçin fanide kan eyledi
-3-
Bad-ı saba sevdiğim dildare söyle derdimi
Dehani bal lebleri sükkare söyle derdimi
Öyle bir derde düşmüşüm gayrıdan ilacı la
Şüphesiz odur derdime çare söyle derdimi
O benim şah-ı ekberim ben onun gulamıyım
Hazreti nur-u Ali ebrare söyle derdimi
İştiyakım derd-i ahım arzumun meftunuyum
Şehriyar-i şah-ı dil hünkare söyle derdimi
Sümmani sevdiğin mahbub duhan-ı kimyasıdır
Ol mürüvvet madeni Muhtare söyle derdimi
-4-
Çar anasırdan halketti ta ezel Hak Ademi
Cennetten sürgün ettiler hake bastı kademi
Çıktı Sarendip Dağı'nda ah u figan eyledi
Affetti Mevla günahın murat aldı encamı
İsmail sahrada doğdu çünkü Hacer anneden
Ayağını yere vurup izhar etti zemzemi
Camesep ki cuş eyledi Şahmaran şerbetinden
Cümle çiçek sada verip anda yaptı merhemi
Çün Yunus'u yuttu semek kaldı umman içinde
Gece gündüz rica etti dedi «Gönder çaremi»
Geçirmeyip boş vaktini borcunu eda eyledi
Getirmedi lisanına asla dünya kelamı
Yakub'a hasretlik verdi Yusuf u Kenan için
Cihanı suça. gark etti Nuh'a yüzdürdü gemi
Der Sümmani muhabbetten hasıl oldu Muhammed
Anın için var eyledi on sekiz bin alemi
-5-
Ta ezel bülbül eyledim hare gönül ben seni
Her vechine müştak ettim nare gönül ben seni
Sen çektin ten iklimini her vakit ziyan için
Her müddet davet eylerim kare gönül ben seni
Göründü dil-i ruba etti aklım serseri
Hesabsız meth eylemişim yare gönül ben seni
Nerde bir çiçek görürsen ona feryad edersen
Korkarım ağır veririm kıra gönül ben seni
Ben sözümden rücu' etsem yar bana minnet eder
Sır ile suale kıldım şi're gönül ben seni
İşte ben el çektim böyle leb gül-i ranalardan
Var ise cehd eyle halim zura gönül ben seni
Sümmani sadık yarana nutk-ı nasihat eder
Nihayet suale ettim pire gönül ben seni
-6-
Yareliyem yareme yok dermanım senden gayri
Bülbülün görünmez bir gül gülşenim senden gayri
Dembedem feryad eylerim eürmümün ahvaline
Layık mı düşe cana figanım senden gayri
Reddeyleme arzu halim icra et efkarımı
Ya kime ifade edeyim sultanım senden gayri
Faydanız halk-ı cihana vasfetsem esrarımı
Bilirim yoktur cihanda ihsanım senden gayri
Seni cümlesinden lezin halkı eyledi lem yezel
Yoktur bu gönül şehrinde mihmanım senden gayri
Sümmani'yim bir ah ile bir reca bir canım var
Başka yoktur can içinde cananım senden gayri
-7-
Bir muamma söyledem ki mevlid-i fermanda var
Müstezel maksuda yeter sahib-i güranda var
Bazıda var bazıda yok tasdik et hilaf değil
Zahire söylenir amma mevcud-ı pünhanda var
Kah zeminde kah semada gezmesi mümkün değil
Nice iki dili bilir yeni dü lisanda var
Hermes-i seyrane değil gayret-i himmet için
İsmi vardır cismindedir şekli her mekanda var
İsmini bilir herkes cismini görmüş değil
Sümmani halık derseler hakkına ezel handa var
-8-
Canı canan yaktı ezel cana verdi yareler
Gayrıda himmeti ladır yarendendir çareler
Yaktı hicran ateşine teni rahında eğer
Kılar hasret kılıcını canda artar nareler
Canı canan yetirir araya girse aşka
Yarar işe yaran eder gösterir dildareler
Şan şecaat geçer yalan yadigar kılar ihlası
Senin sengine yazılır tarihi izhareler
Derdini ağlayanıara aşkı savrulur gider
Kişinin derdi lâ ise yar hanesin kareler
Sem-i gayret ile Sümman sırrını serde gizle
Sır dediğin ne eserdir tab eder seyyareler