Selam THT ailesi. Bugün sizlere ademi merkeziyetçiliği benimseyen ve yeni blok zinciri teknolojisinin mutlak bir biçimde gelişmesine kapı aralayan uzun bir serinin başlangıcını yazacağım. Bu konuyu Ethereum'un altına açmaya karar verdim çünkü ilerleyen konularda ERC-20, ERC-721 gibi ethereum ana ağında nasıl ürünler yazarız, koruruz, geliştiririz ve bu ürünleri nasıl pazarlarız bunu türkçe olarak sunacağım. Aynı zamanda burada bölümü olmayan TON ve Solana ağı içinde bu eğitimleri vereceğim.
Öncelikle her şeyin başı olan internet evrelerinden bahsedelim. İnsanlar süregelen bu zaman zarfında interneti sürekli geliştirmiş ve belli evrelerin içerisine koymuştur. Bunlar Web1 "okuma", Web2 "okuma-yazma" ve Web3 "okuma-yazma-sahiplenme (sahip olma)" evreleridir. Bizler şuanda Web1 dediğimiz o dönemleri atlatmış olduk ve her birimize okuma ve yazma ayrıcalığı sunan Web2 ile hayatımızı önemli bir derecede kolaylaştırdık. İnsanlar Web2 devrimini herhangi bir sorunları olduğunda bunu paylaşarak çözebileceği, yazılı, sesli, ve görsel detekli eğitimler alarak kendilerini geliştirebilecekleri paylaşım yapmak istedikleri her şeyi hiç bir sınır olmadan özgür bir biçimde paylaşabileceği ve bu özgür iradelerine kimselerin karışamayacağı bir dünya olarak gördüler, öyle olduğunu düşündüler. Peki öyle miydi ? gerçekten insanlar hiçbir sınır veya hiçbir bedeli olmayacağını düşündükleri bu dünyada düşündükleri kadar özgürler miydi ? İnsanlar herhangi bir siteye, bir sosyal medya platformuna giriş yaparken o platformun bağlı olduğu merkeze belli başlı kendilerini tanımlayan bilgileri vermek zorundalar ve veri merkezleri olan platformlar istedikleri kullanıcılara istedikleri gibi erişebilir, onları engelleyebilir veya onlara daha fazla ayrıcalıklar sağlayabilirler.
Örnek olarak Google tarayıcısını kullanmak için sizden belli başlı sözleşmeleri kabul etmeniz gerektiğini söyler, zamanla sizi bir hesap açmaya zorlar ve açtığınız takdirde daha çok ayrıcalık vereceğine sizi inandırır. Böylece sizin verileriniz ve siz üzerinde tam yetki kazanmış olur.
Bu durum zamanla reklam sektörünün gelişmesi ve veri merkezlerinin kullanıcıların "daha iyi ve size özel uygulama" adı altında verileri istismar ederek reklam sektörlerine satması, Hükümetin istediği takdirde bu veri merkezlerinden verileri talep etmeleri ve çekmeleri, istemediğmiz ancak kullanmak için kabul etmek zorunda olduğumuz sözleşmeler, biz kullanıcıların zamanla canını sıkmıştır. Web2, sandığımız kadar özgür değil ve veri merkezleri bizim verilerimizi hem koruyamıyor, hem de bizim kişisel bilgilerimizi belli başlı ücretlere hibe ediyor. Bu durum artık yeni bir devrin habercisiydi.
1991 de Stuart Haber ve W. Scott Stornetta, zaman damgalı dijital belgelerin değiştirilmesini engellemek için ilk Blockchain benzeri sistemi önerdiler. Böylece BlockChain kavramı ortaya çıktı. Bu kavram basitçe birçok bilgisayarda yapılan işlemleri merkezi olmayan şekilde açık kaynaklı ve değiştirilemez bir biçimde saklanmasını sağlayan kayıt defteridir. Sonrasında 2004 yılında Hal Finney “Reusable Proof of Work” adlı sistemi geliştirerek Bitcoinin öncüsü oldu. Bu sistem kısaca, "Proof-of-Work" yani iş ispatı (işlemlerin) çıktılarının yeniden kullanılmasını sağlar. 2008 de ise Satoshi Nakamoto, herkesin bildiği Bitcoinin temelini oluşturan BlockChain Teknolojisini tanımlayan whitepaperı (Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System) yayınladı. Bitcoinin ortaya çııkması ile 2009 da ilk blok olan Genesis Block (blok 0) yazıldı, böylece Bitcoin ilk merkeziyetsiz dijital para birimi oldu. Ancak Blockchain burada sadece bitcoin işlemlerini kaydetmek için kullanılıyordu. 2011 ve 2013 yılları arasında LiteCoin, NameCoin gibi yeni tokenler ortaya çıktı ancak bunlarında sistemleri belli amaçlara yönelik olup genişletilebilir değillerdi. 2015 de Vitalik Buterin öncülüğü ile Ethereum Ağı yayına girdi ve Akıllı kontratların işlevsellikleri arttı. Bitcoin sadece para transferi sağlarken Ethereum akıllı kontratlar ile bizlere programlayabileceğimiz işlemler sundu. Böylece merkeziyetsiz (ademi merkeziyet) uygulamalar DApps'ler ortaya çıktı. Peki nedir bu akıllı kontratlar ? Akıllı kontratlar BlockChain üzerinde çalışan ve belirli koşullar gerçekleştiğinde otomatik olarak çalışan programlardır. 2017 de ICO (Initial Coin Offering) çılgınlığı ile Web3 terimi ortaya atıldı ve muazzam bir biçimde Web3 projeleri yatırım aldı. 2020 ye geldiğimizde ise DeFi (merkeziyetsiz Finans) ve NFT lerin de patlamasıyla Web3 kitlesel bir şekilde benimsenmeye başlandı. Günümüze geldiğimizde Web3 sadece tokenleri alıp sattığımız bir ortam değil, yeni protokollerin kurulduğu, uygulamaların yazıldığı bir ortam olmuştur.
Peki neden Web3 ü tercih etmeliyiz ? Web2 de bahsettiğimiz üzere verilerimiz büyük şirketlerin elinde oyuncak olup para karşılığı satılırken Web3 te verilerimiz sadece bizim cüzdanlarımızdadır. Verilerimiz bize random 11 (genelde bu şekilde olur) anahtar kelimeyle atanan cüzdanlarımızda şifrelenmiş ve herhangi bir merkeze bağlı olmadan saklanır. Böylece tam anonimlik elde etmiş oluruz. Web2 de Bağlı olduğumuzun şirketlerin kararlarına göre hesaplarımız müdahale görürken Web3 te bu kararları DAO'lar (topluluk tarafından) alır (ilerideki konularda bashedeceğiz), herkes eşit haklara sahip olur. Web2 de paylaştığın herhangi bir içerik istenildiği zaman platform sahibi tarafından müdahale görebilirken web3 te yapılan her şey kullanıcıya aittir ve kontrol kullanıcıda kalır. Web2 de para transferlerinde aracılar ve bankalar kullanarak hem geç işlem sürecine hem de yüksek işlem ücretlerine tabi kalırken, Web3 te bu işlemler direkt olarak cüzdandan cüzdana anında, aracı olmadan geçer. Web2 sistemlerinin nasıl çalıştığını bilemezsin ve kaynak kodları gizli tutulur ancak Web3 te tüm uygulamalar (akıllı kontrat) açık kaynaklıdır. Kullanmadan önce kodları görebilirsin. Bu sayede Web3, kullanıcılara daha özgür, şeffaf ve güvenilir sistemler yapılar sunarken, kişisel verilerimizi BlockChain teknolojisi sayesinde daha güvenilir bir biçimde saklıyor ve hiçbir reklam şirketi bunlardan yararlanamıyor.
Bu şekilde Web3 ün yükselişine gün geçtikçe şahit olacağız ve Web2 sistemlerini yavaş yavaş terk edeceğiz. Bu süreçte eğitimlere devam edeceğim ve çoğu yerlerde göremediğim belki de paralı olan, kendi tecrübelerimin de içerisinde bulunduğu bu seriyi türkçe bir kaynak olması açısından devam ettireceğim.
Öncelikle her şeyin başı olan internet evrelerinden bahsedelim. İnsanlar süregelen bu zaman zarfında interneti sürekli geliştirmiş ve belli evrelerin içerisine koymuştur. Bunlar Web1 "okuma", Web2 "okuma-yazma" ve Web3 "okuma-yazma-sahiplenme (sahip olma)" evreleridir. Bizler şuanda Web1 dediğimiz o dönemleri atlatmış olduk ve her birimize okuma ve yazma ayrıcalığı sunan Web2 ile hayatımızı önemli bir derecede kolaylaştırdık. İnsanlar Web2 devrimini herhangi bir sorunları olduğunda bunu paylaşarak çözebileceği, yazılı, sesli, ve görsel detekli eğitimler alarak kendilerini geliştirebilecekleri paylaşım yapmak istedikleri her şeyi hiç bir sınır olmadan özgür bir biçimde paylaşabileceği ve bu özgür iradelerine kimselerin karışamayacağı bir dünya olarak gördüler, öyle olduğunu düşündüler. Peki öyle miydi ? gerçekten insanlar hiçbir sınır veya hiçbir bedeli olmayacağını düşündükleri bu dünyada düşündükleri kadar özgürler miydi ? İnsanlar herhangi bir siteye, bir sosyal medya platformuna giriş yaparken o platformun bağlı olduğu merkeze belli başlı kendilerini tanımlayan bilgileri vermek zorundalar ve veri merkezleri olan platformlar istedikleri kullanıcılara istedikleri gibi erişebilir, onları engelleyebilir veya onlara daha fazla ayrıcalıklar sağlayabilirler.
Örnek olarak Google tarayıcısını kullanmak için sizden belli başlı sözleşmeleri kabul etmeniz gerektiğini söyler, zamanla sizi bir hesap açmaya zorlar ve açtığınız takdirde daha çok ayrıcalık vereceğine sizi inandırır. Böylece sizin verileriniz ve siz üzerinde tam yetki kazanmış olur.
Bu durum zamanla reklam sektörünün gelişmesi ve veri merkezlerinin kullanıcıların "daha iyi ve size özel uygulama" adı altında verileri istismar ederek reklam sektörlerine satması, Hükümetin istediği takdirde bu veri merkezlerinden verileri talep etmeleri ve çekmeleri, istemediğmiz ancak kullanmak için kabul etmek zorunda olduğumuz sözleşmeler, biz kullanıcıların zamanla canını sıkmıştır. Web2, sandığımız kadar özgür değil ve veri merkezleri bizim verilerimizi hem koruyamıyor, hem de bizim kişisel bilgilerimizi belli başlı ücretlere hibe ediyor. Bu durum artık yeni bir devrin habercisiydi.
1991 de Stuart Haber ve W. Scott Stornetta, zaman damgalı dijital belgelerin değiştirilmesini engellemek için ilk Blockchain benzeri sistemi önerdiler. Böylece BlockChain kavramı ortaya çıktı. Bu kavram basitçe birçok bilgisayarda yapılan işlemleri merkezi olmayan şekilde açık kaynaklı ve değiştirilemez bir biçimde saklanmasını sağlayan kayıt defteridir. Sonrasında 2004 yılında Hal Finney “Reusable Proof of Work” adlı sistemi geliştirerek Bitcoinin öncüsü oldu. Bu sistem kısaca, "Proof-of-Work" yani iş ispatı (işlemlerin) çıktılarının yeniden kullanılmasını sağlar. 2008 de ise Satoshi Nakamoto, herkesin bildiği Bitcoinin temelini oluşturan BlockChain Teknolojisini tanımlayan whitepaperı (Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System) yayınladı. Bitcoinin ortaya çııkması ile 2009 da ilk blok olan Genesis Block (blok 0) yazıldı, böylece Bitcoin ilk merkeziyetsiz dijital para birimi oldu. Ancak Blockchain burada sadece bitcoin işlemlerini kaydetmek için kullanılıyordu. 2011 ve 2013 yılları arasında LiteCoin, NameCoin gibi yeni tokenler ortaya çıktı ancak bunlarında sistemleri belli amaçlara yönelik olup genişletilebilir değillerdi. 2015 de Vitalik Buterin öncülüğü ile Ethereum Ağı yayına girdi ve Akıllı kontratların işlevsellikleri arttı. Bitcoin sadece para transferi sağlarken Ethereum akıllı kontratlar ile bizlere programlayabileceğimiz işlemler sundu. Böylece merkeziyetsiz (ademi merkeziyet) uygulamalar DApps'ler ortaya çıktı. Peki nedir bu akıllı kontratlar ? Akıllı kontratlar BlockChain üzerinde çalışan ve belirli koşullar gerçekleştiğinde otomatik olarak çalışan programlardır. 2017 de ICO (Initial Coin Offering) çılgınlığı ile Web3 terimi ortaya atıldı ve muazzam bir biçimde Web3 projeleri yatırım aldı. 2020 ye geldiğimizde ise DeFi (merkeziyetsiz Finans) ve NFT lerin de patlamasıyla Web3 kitlesel bir şekilde benimsenmeye başlandı. Günümüze geldiğimizde Web3 sadece tokenleri alıp sattığımız bir ortam değil, yeni protokollerin kurulduğu, uygulamaların yazıldığı bir ortam olmuştur.
Peki neden Web3 ü tercih etmeliyiz ? Web2 de bahsettiğimiz üzere verilerimiz büyük şirketlerin elinde oyuncak olup para karşılığı satılırken Web3 te verilerimiz sadece bizim cüzdanlarımızdadır. Verilerimiz bize random 11 (genelde bu şekilde olur) anahtar kelimeyle atanan cüzdanlarımızda şifrelenmiş ve herhangi bir merkeze bağlı olmadan saklanır. Böylece tam anonimlik elde etmiş oluruz. Web2 de Bağlı olduğumuzun şirketlerin kararlarına göre hesaplarımız müdahale görürken Web3 te bu kararları DAO'lar (topluluk tarafından) alır (ilerideki konularda bashedeceğiz), herkes eşit haklara sahip olur. Web2 de paylaştığın herhangi bir içerik istenildiği zaman platform sahibi tarafından müdahale görebilirken web3 te yapılan her şey kullanıcıya aittir ve kontrol kullanıcıda kalır. Web2 de para transferlerinde aracılar ve bankalar kullanarak hem geç işlem sürecine hem de yüksek işlem ücretlerine tabi kalırken, Web3 te bu işlemler direkt olarak cüzdandan cüzdana anında, aracı olmadan geçer. Web2 sistemlerinin nasıl çalıştığını bilemezsin ve kaynak kodları gizli tutulur ancak Web3 te tüm uygulamalar (akıllı kontrat) açık kaynaklıdır. Kullanmadan önce kodları görebilirsin. Bu sayede Web3, kullanıcılara daha özgür, şeffaf ve güvenilir sistemler yapılar sunarken, kişisel verilerimizi BlockChain teknolojisi sayesinde daha güvenilir bir biçimde saklıyor ve hiçbir reklam şirketi bunlardan yararlanamıyor.
Bu şekilde Web3 ün yükselişine gün geçtikçe şahit olacağız ve Web2 sistemlerini yavaş yavaş terk edeceğiz. Bu süreçte eğitimlere devam edeceğim ve çoğu yerlerde göremediğim belki de paralı olan, kendi tecrübelerimin de içerisinde bulunduğu bu seriyi türkçe bir kaynak olması açısından devam ettireceğim.
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.


