Yavuz Sultan Selim'in hastalığı yüzünden yollarda ağır gidiliyor ve bazı menzillerde fazla kalınıyordu. Yavuz, Çorlu'da kırk gün Başhekim Ahmed Çelebi tarafından tedavi edildi. Yara büyüyüp açılmıştı. Pâdişah, hareket edemeyecek kadar takatsiz düşmüştü. İki aya yakın devam eden tedaviden sonra adeta kendisinden ümidini keser ve Edirne'de bulunan Vezir-i a'zam Pirî Mehmed Paşa, Vezir Mustafa Paşa ve Rumeli beylerbeyi Ahmed Paşa'yı acele yanına çağırtarak vasiyetini yapar. Daha sonra da Pirî Paşa ile yalnız görüşür.
Son demlerini yaşadığını anladığından acele edip yetişmesi için Manisa Valisi olan oğlu Şehzade Süleyman'a haber gönderir. Oğlu gelmeden 21 Eylül 1520 (8 Şevval 926) Cuma günü akşamı 51 yaşında iken Çorlu karargâhının bulunduğu Sırt köyünde vefat eder.
Vefatından önce yanında bulunan musahibi Hasan Can'a, yatakta bulunuşunu kast ederek "Hasan Can, ne haldür?" demis, o da "Sultanım! Cenâb -ı Hakk'a tevecüh edüp Allah'la olacak zamandur" deyince Yavuz: "Ya bizi bunca zamandan berü kimün ile bilürdün? Cenâb-ı Hakk'a teveccühümüzde kusur mu fehm ettün?" cevabını vermişti. Bunun üzerine Hasan Can: "Hâşâ ki, bir zaman zikr-i Rahman'dan gufûl müşahede etmiş olam. Lâkin bu, gayr-i ezmâna benzemedüğü cihetten ihtiyaten cesâret eyledüm" demişti. Bunun üzerine Sultan: "Sûre-i Yâsin tilâvet eyle" diyerek kendisi de Hasan Can'la birlikte okumuş. Aynı sûreyi ikinci defa okuyup "Selâmun kavlen..." diye devam eden 58. âyeti okuyunca teslim-i ruh eyler.
Türbesi, Sultan Selim Camiinin kıble duvarının önünde, Haliçe nâzır bir tepededir. Sandukasının başucunda vasiyeti üzere, büyük âlim İbni Kemalin atının ayağından sıçrayan çamurlu kaftanı asılıdır...
http://img.webme.com/***/o/osmanli-devleti1299/yavuzturbesi.jpg
Son demlerini yaşadığını anladığından acele edip yetişmesi için Manisa Valisi olan oğlu Şehzade Süleyman'a haber gönderir. Oğlu gelmeden 21 Eylül 1520 (8 Şevval 926) Cuma günü akşamı 51 yaşında iken Çorlu karargâhının bulunduğu Sırt köyünde vefat eder.
Vefatından önce yanında bulunan musahibi Hasan Can'a, yatakta bulunuşunu kast ederek "Hasan Can, ne haldür?" demis, o da "Sultanım! Cenâb -ı Hakk'a tevecüh edüp Allah'la olacak zamandur" deyince Yavuz: "Ya bizi bunca zamandan berü kimün ile bilürdün? Cenâb-ı Hakk'a teveccühümüzde kusur mu fehm ettün?" cevabını vermişti. Bunun üzerine Hasan Can: "Hâşâ ki, bir zaman zikr-i Rahman'dan gufûl müşahede etmiş olam. Lâkin bu, gayr-i ezmâna benzemedüğü cihetten ihtiyaten cesâret eyledüm" demişti. Bunun üzerine Sultan: "Sûre-i Yâsin tilâvet eyle" diyerek kendisi de Hasan Can'la birlikte okumuş. Aynı sûreyi ikinci defa okuyup "Selâmun kavlen..." diye devam eden 58. âyeti okuyunca teslim-i ruh eyler.
Türbesi, Sultan Selim Camiinin kıble duvarının önünde, Haliçe nâzır bir tepededir. Sandukasının başucunda vasiyeti üzere, büyük âlim İbni Kemalin atının ayağından sıçrayan çamurlu kaftanı asılıdır...
http://img.webme.com/***/o/osmanli-devleti1299/yavuzturbesi.jpg

