Herkesde ayrı bir yaşam, her yaşamda ayrı bir hikaye var. Benim yaşamımın hikayesi tutkuyla, karşılık beklemeden, özveriyle sevmekle başlıyor ve öylede bitiyor. Akıllanmıyorum hiç. Neysem oyum ve öyle kalıyorum.Bazı farklarla.....
Acılar yaşadım hemde her türlüsünden. Acının en acısını da gördüm. Baktımki hep ben varım, var olduğum yerde tekim ve kendimden başka kimse yok yanımda. Olanlar zaten olması gerekenler.
Peki ya olmasını istediklerim? Onlar neredeler? Zaten hiç yoktularki!
Gerçek bu işte; hakedene hakettiğinden fazlasını vermek, beş para etmeyen birini yüceltmekten,
kendini ise değersiz kılmaktan başka bir işe yaramıyor.
Mecburiyet karşısında gidişler vardır hani. Engel olunamayacak gidişler. Ölüme gidiş yani. Elin, kolun bağlıdır. Çok şey istersin yapmak fakat yapamazsın. Sen küçücük bir varlıksındır artık ölümün önünde. Çare olamazsın, çaresizsindir.İşte bundan başka bir acizlik tanımıyorum ben.
Benim için "kal" denebilecek tek kişi gitmek istemeyendir. Yanında olmak isteyene sırtını dönemezsin ki. Kal dersin kalır, ona git demek sefillik olur. Sonra bir pazarlığa başlarsın hayatla. Yanımdaki beni üzmesin, kırmasın, ağlatmasın diye. Sonuç; boşluk, farkındasızlık. Uyanmak lazım artık.
Sensin kendini üzende kıranda ağlatanda. Ey zavallı duygu yumağı anla bunu artık.Herşey sensin, sende
başlıyor hayatın ve seninle sürerken son noktada seninle bitiyor herşey. Harcandın sanıyorsun bir başkası için.
Koskoca bir yalan bu inan. Yürekliyim artık kaybettiklerimden sonra. Öyle çok tükendimki artık tüketmeye sabrım kalmadı.
Yaşama sevgim, kendime saygım ve hala içimde büyüyen sevgi ağacım var. Hemde ne büyüme. Kocaman dallarında salıncaklar
kurdum artık sadece kendim sallanıyorum. Tek fark bu işte. Çaresiz kalmaktansa çare olmayı seçtim . Ve insanları olduğu yerde oldukları gibi bırakarak ben kendimi varetmeye döndüm.
Cenneti tanıdığım anlar oldu yaşarken. Bana cenneti yaşatanlar oldu.Aşkıyla yandığım sevgilim oldu. Sonra varlığı cehennemi yaşatan olaylar.
Tutkuyla sevmeyide yaşadım, deli gibi sevilmeyide. Sevgisizlikten öleceğini sanmayıda yaşadım. Bazılarının aksine en önden izleyemedim bu
hayat denen tiyatroyu. Ben bizzat oynadım o oyunda. Hemde verilen role inatla ben dimdik ayakta kalarak oynadım .
Sonra boşverdim herşeyi. Hiçbir olay yok ki karşısında ağzım açık kalsın şaşkınlıktan.
Hiçbir sevgi yokki benim bir zamanlar hissettiklerimi hissettirsin bana yada hatırlatsın.
Hiçbir insan yokki koşulsuz şartsız güvenebileyim ona. Ve hiçbir hayat yokki ben içinde amaçsız, çaresiz kalayım.Ölümden korkmuyorum.
Hayattanda. Son yolculukları öyle erken yaşadımki, nefretle sevgiyi öyle yoğun gördümki ve bu beni öyle zor buldumki anladım tek değerli şey zaman. Boş yere boş insanlara harcadıklarımı geri alamam elbet ama acele edeceğim artık ecele gitmeden
zamanla helalleşmeye.
alıntıdır.
Acılar yaşadım hemde her türlüsünden. Acının en acısını da gördüm. Baktımki hep ben varım, var olduğum yerde tekim ve kendimden başka kimse yok yanımda. Olanlar zaten olması gerekenler.
Peki ya olmasını istediklerim? Onlar neredeler? Zaten hiç yoktularki!
Gerçek bu işte; hakedene hakettiğinden fazlasını vermek, beş para etmeyen birini yüceltmekten,
kendini ise değersiz kılmaktan başka bir işe yaramıyor.
Mecburiyet karşısında gidişler vardır hani. Engel olunamayacak gidişler. Ölüme gidiş yani. Elin, kolun bağlıdır. Çok şey istersin yapmak fakat yapamazsın. Sen küçücük bir varlıksındır artık ölümün önünde. Çare olamazsın, çaresizsindir.İşte bundan başka bir acizlik tanımıyorum ben.
Benim için "kal" denebilecek tek kişi gitmek istemeyendir. Yanında olmak isteyene sırtını dönemezsin ki. Kal dersin kalır, ona git demek sefillik olur. Sonra bir pazarlığa başlarsın hayatla. Yanımdaki beni üzmesin, kırmasın, ağlatmasın diye. Sonuç; boşluk, farkındasızlık. Uyanmak lazım artık.
Sensin kendini üzende kıranda ağlatanda. Ey zavallı duygu yumağı anla bunu artık.Herşey sensin, sende
başlıyor hayatın ve seninle sürerken son noktada seninle bitiyor herşey. Harcandın sanıyorsun bir başkası için.
Koskoca bir yalan bu inan. Yürekliyim artık kaybettiklerimden sonra. Öyle çok tükendimki artık tüketmeye sabrım kalmadı.
Yaşama sevgim, kendime saygım ve hala içimde büyüyen sevgi ağacım var. Hemde ne büyüme. Kocaman dallarında salıncaklar
kurdum artık sadece kendim sallanıyorum. Tek fark bu işte. Çaresiz kalmaktansa çare olmayı seçtim . Ve insanları olduğu yerde oldukları gibi bırakarak ben kendimi varetmeye döndüm.
Cenneti tanıdığım anlar oldu yaşarken. Bana cenneti yaşatanlar oldu.Aşkıyla yandığım sevgilim oldu. Sonra varlığı cehennemi yaşatan olaylar.
Tutkuyla sevmeyide yaşadım, deli gibi sevilmeyide. Sevgisizlikten öleceğini sanmayıda yaşadım. Bazılarının aksine en önden izleyemedim bu
hayat denen tiyatroyu. Ben bizzat oynadım o oyunda. Hemde verilen role inatla ben dimdik ayakta kalarak oynadım .
Sonra boşverdim herşeyi. Hiçbir olay yok ki karşısında ağzım açık kalsın şaşkınlıktan.
Hiçbir sevgi yokki benim bir zamanlar hissettiklerimi hissettirsin bana yada hatırlatsın.
Hiçbir insan yokki koşulsuz şartsız güvenebileyim ona. Ve hiçbir hayat yokki ben içinde amaçsız, çaresiz kalayım.Ölümden korkmuyorum.
Hayattanda. Son yolculukları öyle erken yaşadımki, nefretle sevgiyi öyle yoğun gördümki ve bu beni öyle zor buldumki anladım tek değerli şey zaman. Boş yere boş insanlara harcadıklarımı geri alamam elbet ama acele edeceğim artık ecele gitmeden
zamanla helalleşmeye.
alıntıdır.
